MEHMET SÜRMELÝ

HZ. PEYGAMBER (S.A.V.), DÝLÝYLE ÂLÝM GEÇÝNEN MÜNAFIKLARA KARÞI ÝNSANLARI UYARMIÞTIR

HZ. PEYGAMBER (S.A.V.), DÝLÝYLE ÂLÝM GEÇÝNEN MÜNAFIKLARA KARÞI ÝNSANLARI UYARMIÞTIR

Sanatlý bir dil kullanan Resulullah þöyle buyurmuþtur: “Ümmetim hakkýnda kitap ve süt konusunda çok endiþe ediyorum.” (Meseleyi kavrayamayanlar) Ya Resulallah! “Süt ve kitaptan neyi kastediyorsunuz?” dediklerinde O, þu cevabý vermiþtir: “Münafýk kimseler Kur’an’ý öðrenir, sonra da onunla mü’minlere karþý mücadele ederler.” Sütten kastýnýz nedir, sorusuna ise þöyle mukabelede bulunmuþtur: “Ýnsanlar sütü (hayvanlarýný merada otlatmayý) severler, cemaatten çýkar ayrýlýp giderler.”[1] Cemaatten kopan insan, iþinde gücünde yoðunlaþýnca dinini gereði gibi öðrenmez ve cahil kalýr. Her kimi yoðunlaþtýðý iþ, dünyalýk elde etme gayreti, Kur’an-ý Kerim’i yeterince öðrenmekten, yaþamaktan, ayetler üzerinde tefekkür etmekten alýkoyuyorsa Resulullah’ýn uyarýsýndan ve kýnamasýndan payýný alýyor demektir.

Yukarýdaki hadis-i þerifte Hz. Peygamber, münafýk kimselerin Kur’an bilgisini derç ettikten sonra Müslümanlara karþý kelime oyunlarýyla, helalý haram, haramý helal yapma gayretleriyle ve demogojik bir üslupla ümmeti yanlýþa yönlendirebileceklerine dikkat çekmiþtir. Bu endiþesini þu buyruklarýyla teyit etmiþtir: “Ümmetim hakkýnda (zararlarýndan) en çok korktuðum kimseler diliyle âlim olan münafýklardýr.[2]” Hz. Ömer de þöyle demiþtir: “Resulullah bizleri diliyle âlim olan münafýklara karþý uyardý.[3]” Kitab’ý akademik bir üslupla öðrendikten sonra demagoji, ön kabullü ve metotsuz yaklaþým vs. ile münafýklardan daha çok Müslümanlara zarar veren; iman ve ibadetlerini sarsan sözde bilim adamlarýnýn varlýðý da bir hakikattir.

 Ýslâm Dininin asýl kaynaðý Kur’an-ý Kerim ve sünnettir. Bu kaynaklar “rasih âlimlerden” öðrenilmelidir. Öðrenim konusunda adres gösterilen rasih âlimi, Peygamber Efendimiz þöyle tanýmlamýþtýr: “Yemininin/sözünün gereðini yapan, lisaný dosdoðru olup yalan söylemeyen, kalbi istikamet üzere olan ve midesini, cinselliðini her türlü haramdan koruyan kimsedir.”[4] Rasih veya Rabbani ulema; Allah’ý ve emirlerini iyi bilen, Hz. Peygamber’in sünnetine hakkýyla uyan, ilmin sýnýrlarýna ve þartlarýna vakýf olup (yersiz) ruhsatlarla ve uç yorumlarla haddi aþmayan kimselerdir.[5] Bu nitelikleri taþýyan âlimler Resulullahýn (s.a.v.) halifeleri ve varisleridirler.[6] Rasih âlimler gibi Rabbani âlimlerde Müslümanlarýn yollarýnýn kandilleridirler. Rabbani âlimlerden Ýmam Malik (ö.h:179) ilimle “nur” arasýnda bir bað kurmuþ ve þöyle söylemiþtir: “Ýlim çokça rivayette bulunmak deðildir. Ýlim bir nurdur. Yüce Allah, o nuru (layýk olan kiþinin) kalbine kor.”[7] Ýlmin nurunun kalbine konulmasýna layýk olan gerçek âlim, Yüce Allah’ýn “ilim” sýfatýndan gerekli payý alarak ümmeti her türlü ideolojik bataklýktan; bidat ve küfrün karanlýðýndan Ýslâm’ýn aydýnlýðýna çýkarmak için çalýþýr.  Ýlahi nurdan yararlanabilen Rabbani âlimler, Peygamber Efendimizin ifadesiyle; “Peygamberlerin halifeleridirler; varisleridirler.”[8] Ayrýca; “Ýnsanlýðýn önderleridirler.”[9] Rabbani âlimlerin en büyüklerinden olan Hz. Ali’nin deyimiyle “yeryüzünün kandilleridirler.”[10] Ýnsanlar onlarýn önderliðinde ve rotalarýnda doðruyu bulurlar ve sebat ederler. Toplumun referansý olan bu kimselerin zalim siyasete karýþmalarýný ve dünyevileþmelerini; hayatý seküler bir mantýkla yorumlayýp maddi deðerlere kapýlanmalarýný Resulullah hoþ görmemiþ ve böylelerinin peygamberlerin yoluna ihanet ettiklerini belirtmiþtir. Ümmetine de böyle kimselerden uzak durmayý tavsiye etmiþtir.[11]

 Müslümanlarýn ihtiyaç ve problem çýktýðý anda rasih âlimleri býrakýp Kur’an-ý Kerim’in “boðazlarýndan/hançerelerinden aþaðý geçmediði ve okun yaydan çýktýðý gibi dinden çýkan kimselere[12]” Kur’an’la ilgili sorular sormalarý doðru deðildir. Aklý baþýnda olan her mü’min “dinini kimden aldýðýna iyi bakmalý[13]” ve Bid’at ehlinin yanýnda dini ilimleri aramamalýdýr.”[14] Yalýn ve muhtasar bir taným verecek olursak; Ýslâm’ý bir dünya görüþü olarak kabul etmeyen ve hayatýn Ýslâm’a göre anlamlandýrýlmasýný istemeyen herkes bidat ehlidir. Günümüzde de hakikati satabilen ve maddi deðere dönüþtüren münafýk tabiatlý birçok kimse vardýr. Ýnsanlar ya para karþýlýðýnda bu çirkin eylemlerini sürdürmektedir ki medya patronlarý dünya sistemini zayýflatmayýp takviye edecek bu “Bel’am”lara avuç dolusu paralar vermektedirler. Ýslâm’da olan birçok þeyi inkâra dayanan bu görüþün sahipleri; dinde siyasetin olmadýðýný, Ýslâm hukukunun yetersizliðini, medeni(!) dünyaya entegre olmanýn zorunluluðunu, cihadýn olmadýðýný, olsa bile sadece savunmaya dayandýðýný, örtünmenin tarihselliðini, dinlerin tamamýnýn eþitliðini, batý dünyasýnýn içerisinde yer almanýn zorunluluðunu, faizin ribadan ayrýlýðýný, sünnetin delil ve baðlayýcýlýk arz etmediðini ve Kur’an’ýn bilgi kaynaðý olamayacaðýný, sorunlarý çözmede dinin yetersizliðini bir þekilde anlatmaktadýrlar. Ýþte bilgi alýnýrken ve alýnan bilgiye referans verilirken, kaynaklarýn istikamet üzerine olmasýna azami dikkat edilmelidir.

[1] Ahmed, Müsned, c.IV, s.143.
[2] Ahmed, Müsned, c.I, s.122.
[3] Heysemi, Zevaid, c.I, s.187.
[4] Taberi, Camiu’l-Beyan, c.III, s.185.
[5] Sülemi, Abdurrahman Muhammed b. Hüseyin, Hakaiku’t-Tefsir, Beyrut, 2001, c.I, s.165.
[6] Heysemi, Zevaid, c.I, s.26
[7] Tirmizi, Sünen, c.V,s.48
[8] Heysemi, a.g.e, c.I,s.126.
[9] Acluni, Keþf’ü-l Hafa, c.II,s.65
[10] Acluni, Keþf’ü-l Hafa, c.II,s.65
[11] Acluni, Keþf’ü-l Hafa,c.I,s.87.
[12] Ahmed, Müsned (tah: Muhammed Þakir) h.no:1345, c.II, s.343
[13] Acluni, Keþfu’l-Hafa, c.I, s.258.
[14] Baðdadi, Ahlaku’r-Ravi, c.I, s.209.

MEHMET SÜRMELÝ

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri