- 01 Þubat 2026 - SILA-Ý RAHÝM ZÝYARETÝ
- 25 Aralýk 2025 - GERÝYE NASIL DÖNSEK?
- 24 Aralýk 2025 - TÖVBE SEFERBERLÝÐÝ
- 08 Aralýk 2025 - HORASAN’DAN BÝR NEFES
- 03 Aralýk 2025 - KURBAN OLMANIN ATEÞÝ
- 19 Kasým 2025 - ÝLK KÝM ALACAK?
- 04 Kasým 2025 - ÇÝLEKEÞ BÝR MÜSLÜMANIN GÖZYAÞLARINI GÖRMEK
- 30 Ekim 2025 - KORKTUM AMA ÖÐRENDÝM
- 25 Ekim 2025 - MODERN ÝNSANIN ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI
- 16 Ekim 2025 - ONLARIN SINAVI / BÝZÝM SINAVIMIZ
- 02 Ekim 2025 - SUMUD FÝLOSU GAZÝLERÝNE SELAM VE HASRETLE…
- 24 Eylül 2025 - FÝTNE ATEÞÝ
- 07 Eylül 2025 - SÜKÛNET DERSÝ / DERDÝ
- 28 Aðustos 2025 - BABAM…
- 25 Aðustos 2025 - MURDAR ÖLMEMEK ÝÇÝN
- 18 Haziran 2025 - VAHÝY DEVAM EDÝYOR
- 11 Haziran 2025 - TÝTANÝK’TE MÜSLÜMAN OLMAK / MÜSLÜMAN KALMAK
- 23 Mayýs 2025 - MÜSLÜMANIN AYRILMA AHLAKI
- 14 Mayýs 2025 - NEREDE HATA YAPIYORUZ?
- 01 Mayýs 2025 - ASIL YARIÞ BURADA
- 11 Nisan 2025 - ÇAÐDAÞ ZÜLBÝCÂDEYN
- 09 Nisan 2025 - KISKANMA HAKKIMI KULLANMAK ÝSTÝYORUM
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 13 Ocak 2025 - KUSURSUZ BÝR CENAZE
- 07 Ocak 2025 - ZORLA DÖNÜNCE MÝ?
- 25 Aralýk 2024 - GASSAL ELÝNDE MEYYÝT
- 17 Aralýk 2024 - GÜNEÞ GÖZLÜÐÜ
- 09 Aralýk 2024 - HAZIR OLMAYANLAR ÝÇÝN
- 03 Aralýk 2024 - BÝR TUTAM PÝÞMANLIK
- 26 Kasým 2024 - CAMÝ VE ÇOCUK SESÝ
- 22 Kasým 2024 - NE SAÐLAM BÝR ÇINARDI
- 06 Haziran 2024 - BÝR GÜNDE ÝKÝ SABAH NAMAZI
- 23 Mayýs 2024 - ÝRAN’DA HELÝKOPTERÝ KÝM MÝ DÜÞÜRDÜ?
HAÞÝM AKIN
KARDEÞ OLMANIN SORUMLULUÐU
KARDEÞ OLMANIN SORUMLULUÐU
Kur’an-ý Kerîm’de Rabbimiz müminleri “kardeþ” olarak tanýmlar ve bu kardeþlik için iman etmiþ olmanýn dýþýnda baþka hiçbir þart koþmaz. Irk birliði, kabile yakýnlýðý, akrabalýk, siyasi görüþ benzerliði ya da ayný zevk ve hobileri paylaþmak bu kardeþliðin ön þartý deðildir.
Müslümanlar Kur’an’ý çok iyi okuyamasalar veya ayetler konusunda derin bir vukufiyetleri olmasa da, “müminlerin kardeþ olduðu” gerçeðini ifade eden bu kýsa ayeti bilirler. Hemen herkes bu ayeti duymuþ, ezberlemiþ ya da en azýndan telaffuz etmiþtir.
Kur’an-ý Kerîm, iman ile kardeþ kýldýðý bu insanlarý ayný zamanda “insan” olarak kabul eder. Ýnsani zaaflarýný, beþerî hallerini yok saymaz. Bu nedenle aralarýnda problem yaþanmasýný da tabii görür. Bizim çoðu zaman kabul etmekte zorlandýðýmýz birçok olumsuz haslet kökten yasaklanmaz; bilakis sýnýrlandýrýlýr ve disipline edilir.
Ýslam, kardeþ olan müminlerin zaman zaman anlaþmazlýða düþmesini yasaklamaz. Bazý ihtilaflarýn yaþanmasýný doðal karþýlar; ancak onlarý kendi hallerine de býrakmaz. Çünkü baþýboþ býrakýlan beþerin nerede duracaðýný ve nasýl davranacaðýný kestirmek zordur. Nitekim Nisâ Suresi 65. ayet bu konuda nihai ilahî hükmü bildirir:
“Hayýr! Rabbine yemin olsun ki, aralarýnda anlaþmazlýða düþtükleri konularda seni hakem kýlýp, verdiðin hükme içlerinde en küçük bir burukluk duymaksýzýn tam bir teslimiyet göstermedikçe iman etmiþ olmazlar.”
Yani ihtilaflar, keyfî yöntemlerle deðil; hakemlik ve adaletle çözüme kavuþturulacaktýr.
Peki, kardeþ ilan edilen bu Müslümanlar kavga edebilir mi? Bu da bütünüyle yasaklanmýþ deðildir. Allah Resûlü’nün (s.a.v) terbiyesinde yetiþmiþ sahabenin dahi zaman zaman beþer sýfatýyla bu tür durumlara düþtüðünü görmekteyiz. Ancak bu kavgaya da sýnýrlar getirilmiþtir:
-
Öfkeyi yutmak gerekir:
“Onlar bollukta da darlýkta da Allah yolunda harcarlar; öfkelendiklerinde öfkelerini yutar, insanlarýn kusurlarýný baðýþlarlar…” (Âl-i Ýmrân, 134) -
Sýnýr koymayý ve susmayý bilmek gerekir:
“Boþ söz iþittikleri zaman ise, ondan yüz çevirirler ve: “Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de sizedir; size selâm olsun; (biz) cahilleri (arkadaþ edinmek) istemeyiz” derler.” (Kasas, 55) -
Tartýþmayý uzatmamak esastýr:
Resûlullah (s.a.v.) buyurur:
“Haklý olduðu hâlde tartýþmayý terk edene cennetin kenarýnda bir köþk; þaka bile olsa yalaný terk edene cennetin ortasýnda bir köþk; ahlâký güzel olana ise cennetin en üstünde bir köþk garanti ederim.” (Ebû Dâvûd) -
Zulüm dýþýnda saldýrganlýk ve çirkin söz yasaktýr:
“Allah, çirkin sözlerin açýkça söylenmesini sevmez; ancak zulme uðrayan baþka.” (Nisâ, 148)
Kardeþlik devam ederken kýrýlmak, darýlmak, küsmek yasak mýdýr? Ýslam bunu da kökten yasaklamaz; ancak süre koyar. Resûlullah (s.a.v.) þöyle buyurur:
“Bir müminin din kardeþiyle üç günden çok dargýn durmasý caiz deðildir. Üç gün geçtikten sonra, onunla karþýlaþýrsa, ona selam verip hatýrýný sormalýdýr. O kimse selamýný alýrsa, birlikte, sevaba ortak olurlar. Selamýný almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuþ olur.”(Ebû Dâvûd)
Hiç kimse “ama ben haklýydým, onun yaptýðýný unutamadým ki…” gerekçesiyle ömür boyu küsmeye, bu küskünlüðü çocuklarýna miras býrakmaya hak sahibi deðildir.
Hucurât Suresi’ndeki “Müminler ancak kardeþtir” ayetinde Rabbimiz, onlara “Öyleyse kardeþlerinize kavga etmeyin, birbirinizi kýrmayýn, incitmeyin” diye bir emir vermediðini ve hemen devamýnda üçüncü kiþilere dönüp onlara yeni bir görev ve sorumluluk yüklediðini görüyoruz. Bu emir; sebep ve sonuç iliþkisi kurmadan tüm kardeþlere karþý uygulanýlmasý gereken bir husustur. Yani ýslah hareketi baþlayacak ve küslerin arasý barýþtýrýlacak.
Bu emir, taraf olmadan ve ayýrým yapmadan tüm Müslümanlarý kapsar. Akraba, komþu, arkadaþ ya da iþ arkadaþý fark etmeksizin; aralarýnda sorun bulunan kimselerin iliþkisini ýslah etmek toplumun ortak görevidir. Müslümanlarýn “seyirci kalma” ya da “zamanla geçer” deme lüksü yoktur.
Hucurat suresindeki kardeþliði ilan eden ayeti kerimenin bir üst ayetinde rabbimiz, kavga ve problem yaþayan iki kiþi veya grubun nasýl barýþtýrýlacaðý ve hangi yollarýn izlenmesi gerektiðini de detaylarýyla anlatýyor. Zamanýnda ýslah edilmeyen ve kendi haline býrakýlan böylesi olaylarýn nasýl da kangren olduðunu hayattaki birçok tecrübeden biliyoruz.
Dünyaya bir kardeþlik manifestosu ilan eden ayeti kerime muhtemel problem ve anlaþmazlýklara bir çözüm olarak hemen üçüncü þahýslarý devreye koyuyor. Zira insanýn o kýzgýnlýk veya kýrgýnlýk haliyle bunu kendi baþýna düzeltme imkâný veya fýrsatý olmayabilir. Ýslam bir cemiyet dinidir. Bireysel olarak yaþanan Ýslam, toplumu ýslah etmez. Ýslam, insaný sadece kendi nefsinden sorumlu tutmaz. Asýl ýslah ve dönüþüm tüm bireylerin görevlerini yapmasýna baðlýdýr. Mümin sadece kendinden deðil, çevresinden de sorumludur.
Bu noktada en büyük suç; “Bana ne!” diyerek kenara çekilmektir. Taraflara þirin görünmek, herkese haklýlýk payesi daðýtmak da ýslah deðildir.“Onlar kocaman adamlar, akýllarý var, onlar da ne yapmasýný gerekeni biliyor, ben iþin içine girersem ben de kötü olurum, býrakalým ve zamaný gelince çözülsün…” diyerek iþi akýþýna býrakmak büyük bir hatadýr. Islah; adaletle, hikmetle ve cesaretle olur.
Resûlullah (s.a.v.) “insanlarýn arasýný bulmayý, nafile namaz ve oruçtan daha faziletli bir ibadet olarak nitelemiþtir.” (Ebu Davud) Akrabalýk baðýný koparanlarýn cennete giremeyeceðini de açýkça bildirmiþtir. (Buhari)
Demek ki kardeþ olup kimseyi kýrmadan yaþamak yetmez. Ayný zamanda kýrýlanlarý onarmak, saflarý sýklaþtýrmak ve toplumun dirliðini korumak da imanýmýzýn bir gereðidir.
Allah cennet yolculuðumuzu kolay kýlsýn.



Henüz Yorum yok