MEHMET ALTUNTAÞ

KELÝMELERÝN GÖLGESÝNDE AÝLE: ‘EÞ’ MÝ, ‘KARI-KOCA’ MI?

KELÝMELERÝN GÖLGESÝNDE AÝLE: ‘EÞ’ MÝ, ‘KARI-KOCA’ MI?

Modern dilde masum bir tercih gibi görünen “eþ” kelimesi, aslýnda kadýný ve erkeði birbirine benzeterek aile kavramýnýn kökünü zedeliyor; oysa “karý-koca” ifadesi farklýlýk içinde birliði, fýtratýn dengesini anlatýr.

Bir toplumun dili, onun hafýzasýdýr. Hafýzasýný kaybeden bir millet, kimliðini de yitirir. Bugün “karý-koca” demeye çekinir hale geldik; yerine “” diyoruz. Kulaða modern, tarafsýz, hatta kibar geliyor. Ama gerçekten öyle mi? Yoksa, farkýnda olmadan bizi kimliksizleþtirencinsiyetsizleþtiren bir dil kaymasý mý yaþýyoruz?

Türkçede “koca” bilge demektir, dað demektir. “Karý” ise, o daðýn baþýný süsleyen kar gibi saf, temiz ve örtücü olan kadýný temsil eder. Kadýn ve erkek, birbirinin ayný deðil; birbirini tamamlayan iki ayrý cevherdir. Birisi akýldýr, diðeri gönül; biri sýðýnak, diðeri sýcaklýk… Ýþte “karý-koca” ifadesi bu dengeyi, bu tamamlayýcýlýðý taþýr.

Bugünse “eþ” kelimesi, bu derin manayý silip süpürmüþ durumda. “Eþ” sözcüðü, farklarý deðil benzerlikleri ifade eder. Oysa insan, yaratýlýþ itibarýyla farklýdýr; kadýn kadýndýr, erkek erkektir. Farklý olmak, eþitsizlik deðildir; tam tersine, hayatýn uyumunu mümkün kýlan þeydir.

Kelimeler sadece seslerden ibaret deðildir; anlam taþýr, yön verir. Dilimizi dönüþtürenler, zamanla düþüncemizi de dönüþtürür. “Eþ” kelimesinin aþýrý nötr bir biçimde yaygýnlaþtýrýlmasý da bu dönüþümün bir parçasý olabilir. Batý dillerinde “husband-wife”, “man-woman”, “mari-femme” gibi ayrýmlar korunurken, bizde bu ayrýmýn silinmesi dikkat çekicidir. Çünkü insan haklarý, farklýlýklarý yok saymakla deðil, onlarý saygýyla korumakla mümkündür.

Üstelik Türkçe ve edebiyatýmýz, bu zenginliði anlatacak sayýsýz güzel kelimeye sahip:

Bir kadýn, “karým”, “hanýmým”, “sultaným”, “zevcem” ya da “refikam” olabilir.

Bir erkek, “kocam”, “beyim”, “efendim”, “reisim” diye anýlabilir.

Bu kelimeler birer saygý, sevgi ve aidiyet ifadesidir; soðuk bir “eþ” kelimesinden çok daha fazla duygu ve bað taþýr.

Her biri, aile kurumunun içindeki hiyerarþiyi deðil, nezaketi ve karþýlýklý hürmeti yansýtýr.

Kadýn ile erkeði ayný potada eritmeye çalýþan söylemler, aslýnda her iki cinsin de fýtratýna haksýzlýk eder. Kadýn, doðasý gereði zarafet ve merhametin; erkek, dirayet ve koruyuculuðun timsalidir. Ne biri diðerinin üstündedir ne de biri ötekine benzeyerek özgürleþir. Özgürlük, fýtratýn inkârýnda deðil, kabulünde saklýdýr.

Belki de yeniden hatýrlamamýz gereken þey þudur: “Eþ” olmak deðil, “karý-koca” olabilmektir. Çünkü “eþ” benzerliði anlatýr, “karý-koca” ise birliðin, tamamlayýcýlýðýn ve sevgideki ahengin sembolüdür.

Gerçek aile, iki insanýn birbirine benzemesiyle deðil, birbirine yürekten eþlik etmesiyle kurulur.

Ve iþte o zaman, Furkân Suresi’nde bildirilen dua anlam bulur:

Rabbimiz! Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden göz aydýnlýðý olacak kimseler ihsan eyle.”

Kelimeleri geri alalým; çünkü kelimeler, insaný geri alýr.

Gerçek “kar”ýný, gerçek “koca”sýný bulma dileðiyle…

Mehmet Altuntaþ

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri