MEHMET SÜRMELÝ

ÂDÝL YÖNETÝMÝN ÞÝFRELERÝ

ÂDÝL YÖNETÝMÝN ÞÝFRELERÝ

Allah (c.), insanlýða gönderdiði dinin hayata hâkim olmasýný istemiþtir. Dininin ve peygamberlerinin mahkûm olmasýný istemediðini þu ayetle açýklamýþtýr: “Allah, müþrikler beðenmeseler de (kendi) dinini bütün dinlere (hayat tarzlarýna) üstün kýlmak için peygamberini hidayet ve hak din ile göndermiþtir.”[1] Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberler, tarihte egemenlik mücadelesi vermiþlerdir. Fakat bu peygamberlerden Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Davut, Hz. Süleyman ve Hz. Muhammed (s.) birer “Medine” kurabilmiþken birçok peygamber de bir “Medine” kuramamýþtýr.

Hz. Muhammed (s.), Mekke’de gece gündüz çalýþmýþ, fakat toplumunu olumlu yönde dönüþtürerek Mekke’de Ýslam’ý belirleyici bir güç hâline getirememiþtir. Ýslâm dini için yeni var olma alaný ve hayata müdahale yerleri arayan Hz. Peygamber (s.), Habeþistan dâhil çevre ülkelerde hicret yurdu aramasýna raðmen, stratejik olarak hiçbirine gönlü yatýþmamýþtýr. Allah Teâlâ’nýn, Medinelilerin gönlünü Ýslâm’a açmasýyla beraber Resulullah (s.), önce arkadaþlarýný Medine’ye göndermiþ sonra da kendisi hicret etmiþtir.

Medine’de kýsa sürede Ýslâm yayýlmýþ ve Müslümanlarýn sayýsý artmýþtýr. Siyasal birliðe ihtiyacý olan Medine halký; (Müslümanlar, Yahudiler ve diðerleri) Hz. Muhammed’i devlet baþkaný olarak kabul etmiþlerdir. Böylece Resulullahýn hayatýnda etkin siyasal süreç baþlamýþ ve devlet baþkaný olmuþtur.

Kur’an-ý Kerim, siyasi alanda baþarýlý olmanýn yolunu “iþi ehline vermek”[2], “insanlar arasýnda adaletli davranmak”[3], “Allah’ýn ve Resulünün emirlerine göre hareket etmek”[4], “her türlü günahtan uzak yaþayarak emanete layýk olmak”[5], “halkla istiþarede bulunmak ve topluma karþý kaba ve katý olmamak”[6] þeklinde belirlemiþtir. Hz. Peygamber de, Kur’an-ý Kerim’den anladýklarýna ve uygulamalarýna göre ideal bir yönetimin kurallarýný belirlemiþ ve davranýþlarýyla bu alana çok önemli katkýlarda bulunmuþtur. Kendisi, iki yardýmcýsý durumunda olan Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’le çokça istiþarede bulunmuþ ve “Sizin ikiniz bir konuda ortak karara varýrsanýz ben size muhalefet etmem.”[7] Buyurarak istiþarede çoðunluðun kararýnýn baðlayýcýlýðýna vurgu yapmýþtýr. Büyük hadis âlimi Ebu Hureyre (r.) de (ö.59/679) “Ben, Hz. Peygamber kadar istiþare yapan baþka bir insan görmedim.”[8] Demek suretiyle onun, mü’minlerin görüþüne verdiði deðeri anlatmýþtýr.

Ömrü boyunca iþleri ehline vermeyi prensip edinen Hz. Muhammed (s.), “Yönetimde iþler ehline verilmediðinde kýyameti bekleyin.”[9] Buyurmuþtur.  Yönetime ehil olduktan sonra, “Habeþli bir köle bile olsa, Allah’ýn kitabýna göre davranmak kaydýyla onu dinleyin ve itaat edin.”[10] Tavsiyesini yapmýþtýr.

Hz. Peygamber, yönetimde adalet prensibini ilke edinmiþ ve idarecilerine de adaletle ilgili öðütler vermiþtir. Bu çerçevede “Adaletli yöneticilerin kýyamet gününde Allah’ýn korumasý altýnda olacaklarýný”[11] ve “Ýlahî huzurda nurdan minberler üzerinde oturacaklarýný”[12] müjdelemiþtir. Yöneticilerin, “hediye almamalarýný”[13], “halka yalan söylememelerini”[14], “kesinlikle zulmetmemelerini”[15] ve “yönetici olarak halka kapýlarýný kapatmamalarýný”[16] tembih etmiþtir. “Müslümanlarýn yönetimini ele aldýktan sonra, halkýna nasihat etmeyen idarecilerin cennetin kokusunu bile alamayacaklarýný”[17] söylemiþtir.

Yöneticilerini uyaran Hz. Muhammed (s.), yönetilen durumundaki ümmetine de; “Allah’a isyaný emretmedikçe yöneticilerine itaat etmelerini”[18], “Ýdare edenlerin zulümlerine ve haksýz uygulamalarýna yardýmcý olmamalarýný, onlarýn yalanlarýný tasdik etmemelerini” söylemiþtir. Eðer halk “haksýzlara ve haksýz uygulamalara yardýmcý olur, onlarýn yalanlarýný doðrularlarsa böyleleri ile cennette olamayacaðý”[19] uyarýsýný da yapmýþtýr.

 Hz. Peygamber, Allah’tan aldýðý emirle dini hâkim konuma getirmiþ ve siyaset adamlarýnýn örnek alacaðý sayýsýz uygulamada bulunmuþtur. Özel araþtýrmalarýmýz neticesinde, adil devlet yönetimiyle ilgili Hz. Peygamber’den yüzlerce rivayetle karþýlaþtýk. Bu rivayetler hadis kitaplarýnýn deðiþik baplarýndadýr. Ýsteyen araþtýrmacýlar bu rivayetlerden yola çýkarak Ýslam’ýn nasýl bir siyaset modeli emrettiðini bulabilir ve ümmetle paylaþarak, Müslümanlarý hem dünya ticaret merkezli yörünge siyasetinden uzaklaþtýrabilirler hem de siyasete baðlý parçalanmýþ din pratiðinden bizleri kurtarabilirler. Çünkü siyasetteki ideolojik tercihlerle politeist inanç arasýnda yakýn bir ilgi vardýr. Hz. Peygamber’in Kur’an merkezli siyasi uygulamalarý yeniden araþtýrýlýp insanlýða deklare edilmediði için Müslüman gençler ideolojik tercihlerle moderniteye geçiþ yapýp tercihte bulundular. Kapitalizmi veya sosyalizmi tercih ettiler. Bu tercihin din deðiþtirme olduðunu kavrayamayan sözde Ýslâm ulemasý yeni siyaset projeleri hazýrlamayarak böylece onlarýn irtidatlarýna ortak oldu. Elimizdeki en eski ve dar çerçeveli “Ahkâm-ý Sultaniye’nin” dýþýnda yeni çalýþmalarýn yapýlmamasý bütün Müslümanlar için en büyük eksiklik ve vebaldir.

Hz. Peygamber (s.), yönetimi elinde tutarken hem uygulamalarý hem de öðütleriyle idarecilere örnek olmuþtur. Hayatýn hiçbir alanýný boþ býrakmayan Allah Resulü, yönetim alanýný da boþ býrakmamýþtýr. Amaç; evrende her türlü kötülük, çirkinlik ve anarþiye son vererek yeryüzünü daha yaþanabilir hâle getirmektir. Ýnsanlýðý adaletle ihya etmektir. Dinin siyaset dâhil hayatýn hiçbir alanýný boþ býrakmadýðýný insanlýða göstermek ve sekülerizme geçit vermemektir.

 [1] Tevbe 9/33; Ayrýca bak: Fetih 48/28, Saf 61/9.
[2] Nisa 4/58.
[3] Nahl 16/90.
[4] Nisa 4/59.
[5] Enbiya 21/107.
[6] Âl-i Ýmran 3/159.
[7] Ahmed, Müsned, IV, 226.
[8] Tirmizi, 34, Cihad, Had No: 1714, IV, 214.
[9] Buhari, 3, Ýlim, 3, I, 21.
[10] Nesai, Beyat, 39, Had No: 26, VII, 154.
[11] Malik, Muvatta, 51, Þaðr, V, II, 953.
[12] Nesai, Edebülkâdi, 49, Had No: 1, VIII, 221.
[13] Abdurrezzak, Musannef, Had No: 14664, VIII, 147.
[14] Nesai, Zekât, 23, Had No: 77, V, 86.
[15] Tirmizi, 4, Ahkam, Had No: 1329, III, 817.
[16] Tirmizi, 6, Ahkam, Had No: 1332, III, 619.
[17] Ahmed, Müsned, V, 27; Müslim, I, Ýman, 63, Had No: 229, I, 126.
[18] Buhari, 93, Ahkam, 43, VIII, 122; Nesai, Beyat, 39, Had No: 1, VII, 138; Ebu Davut, 9, Cihad, 96, Had No: 2626, II, 93.
[19] Ahmed, Müsned, VI, 396.

MEHMET SÜRMELÝ

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri