Numan AYGEN

Türkiye Filistin Üzerinden Doðu Akdeniz’de Kartlarý Yeniden Daðýtabilir (YENÝ)

Filistin’de yapýlmasý gereken seçimler, iç karýþýklýklar ve Ýsrail’in izin vermemesi neden gösterilerek Filistin Devlet baþkaný Mahmut Abbas tarafýndan iptal edilmiþtir. Bu nedenle baþlayan gösteriler Ýsrail’in Mescid-i Aksa’ya yaptýðý iþgal giriþimleri, Doðu Kudüs’te bulunan Filistinlilere karþý planlý tahliyesi ve ramazan ayýnda gerçekleþen bir çok olay sorunlarý daha çok derinleþtirmiþtir. Olaylar karþýsýnda sessiz kalmayan ve hakkýný savunan Filistin halký, neredeyse üçüncü intifadaya varacak direniþi gerçekleþtirmiþtir. Doðu Gazze þeridinde ise Kudüs Halkýnýn yanýnda olduðunu ve ne pahasýna olursa olsun Mescid-i Aksa’yý savunacaðýný bildiren Hamas, Ýsrail’e kýsýtlý imkanlarla hazýrladýðý binlerce roketi fýrlatarak direniþe destek olmuþtur. Ýsrail, direniþin Filistin halkýna gerçekleþtirdiði zulme karþý sergilendiðini bile bile Gazze’ye düzenlediði hava saldýrýlarýyla olaylarý týrmandýrmýþtýr. Yaþananlarýn bu þekilde geliþmesi üzerine Türkiye baþta olmak üzere dünyanýn çeþitli ülkelerindeki müslümanlar Filistin’i ve Hamas’ý desteklediklerini belirten gösteriler düzenlemiþtir. Türkiye’nin konuyla ilgili yoðun diplomatik iliþkileri sonucunda oluþan baskýlar neticesinde ve  Amerika’nýnda  Ateþ kes çaðrýsý üzerine, taraflar ateþ kes ilan etmiþtir. Tam da bütün bu olaylar gerçekleþirken ve  dünyanýn dört bir yanýndaki Müslümanlar Filistin için ne yapabileceðini düþünürken, dünyada ses getiren Mavi Vatan kavramýnýn ve Libya sözleþmesinin baþ aktörleri arasýnda olan, Bahçeþehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Baþkaný müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycý, çok önemli bir stratejiyi ileri sürerek; Türkiye’nin Libya gibi Filistinle’de deniz yetki anlaþmasý gerçekleþtirebileceðini ortaya koydu.

Türkiye ve Libya’nýn Akdenizde Deniz Yetki Alanlarýnýn Sýnýrlandýrýlmasý

Doðu Akdeniz, jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle  uluslararasý siyasette önemli bir yer edinmiþtir. Bu nedenle enerji kaynaklarýnýn da keþfi sonrasýnda bölgede büyük bir paylaþým mücadelesi ortaya çýkmýþtýr.  Mýsýr, Yunanistan, Ýsrail, Ürdün, Filistin, Güney Kýbrýs Rum Yönetimi ve Ýtalya ülkeleri Doðu Akdeniz’de Gaz formunun oluþturulmasý için anlaþmaya varmýþlardýr. Amerika’nýn, Fransa’nýn ve Avrupa Birliði’ninde desteði ile gerçekleþen Forumda Doðu Akdeniz’i paylaþma denklemi kurularak bölgede en çok kýyýya sahip ülkelerden birisi olan Türkiye’nin çalýþmalarý engellenip, haklarý gaspedilmeye  çalýþýlmýþtýr. Buna karþýlýk Türkiye, Libya ile uzun çalýþmalar neticesinde 27 Kasým’da gerçekleþtirmiþ olduðu Deniz Yetki alanlarý sözleþmesiyle dýþlandýðý bölgede söz sahibi olarak masaya oturmuþtur. Anlaþma ile Türkiye ve Libya’nýn denizden komþu olduðu vurgulanmýþtýr. Bu kapsamda; iki ülkenin Doðu Akdeniz’deki tüm egemenlik haklarýnýn ve yetkilerinin, uluslararasý hukuk anlaþmalarý çerçevesinde ve bütün faktörler göz önünde bulundurularak, adeletli bir þekilde sýnýrlandýrýlmasý saðlanmýþtýr.

Bu doðrultuda; bölgede yapýlan çalýþmalar kapsamýnda Türkiye’nin saf dýþý býrakýlmasý engellenerek Yunanistan’ýn ve Güney Kýbrýs Rum Kesimi’nin oyunlarý bozulmuþ, Avrupa Birliði’nin bölgede dayattýðý haritanýn önüne geçilmiþtir. Tüm kýnamalara ve engellemelere raðmen Türkiye, bir taraftan Libya’nýn meþru Ulusal Mutabakat Hükümetine Darbeci Hafter’a karþý destek olmuþ, diðer taraftan anlaþma ile belirlenen ve kara haritasýnýn dörtte biri oranýnda alana sahip olan bölgeyi Mavi Vatanýna ekleyerek sýnýrlarýný geniþletmiþtir.

Türkiye ve Filistin’in Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarýnýn Sýnýrlandýrýlmasý

Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycý’nýn ortaya koyduðu strateji ile birlikte oluþturduðu haritalara bakýldýðýnda, Ýsrail’in  daha önce  yapýlan deniz yetki alanlarý anlaþmasýnda Filistin’e olmasý gerekenden çok az bir kýsmý süs payý olarak verdiði  ve karadaki iþgalini denizde de sürdürdüðü görülmektedir. Dolayýsýyla, yapýlmasý planlanan anlaþmalar gerçekleþtirilebilirse Filistin’in Akdeniz’deki deniz yetki alanýna 8510 km2 eklenirken, Türkiye’nin Mavi Vataný’da yaklaþýk olarak 13.270 km2  artarak iki ülkenin sýnýrlarý geniþlemiþ olacak. Bu durumda Filistin’in kazandýðý alandan dolayý, Doðu Akdeniz’de çýkarýlacak gazdan ekonomik gelir elde edeceði ve Gazzeli balýkcýlarýn hareket alanýn geniþleyeceði þeklinde çeþitli kazanýmlar saðlayacaðý ön gürülmektedir. Uluslararasý anlaþmalar ve kanunlarda gözetilerek hazýrlanan  anlaþma, Filistin’in uluslararasý tanýnýrlýðýna katký saðlayýp, reel politik açýdan da Filistin’e uluslararasý desteðin gerçekleþmesini tetikleyebilir. Buna müteallik; Filistin bir devlet olarak, uluslararasý alanda baþka devletle kendi topraklarýný geniþletecek meþru bir anlaþma yapmýþ olacaktýr. Böylelikle örnek temsil etmesi nedeniyle de sonraki süreçlerde yapýlmasý muhtemel uluslararasý anlaþmalarada kapý aralayacaktýr.

Anlaþmaya Karþý Muhtemel Engellere Dair Deðerlendirmeler

El-Fetih ve Hamas’ýn arasýnda 2007 yýlýnda gerçekleþen sorunlar ve anlaþmazlýklar neticesinde Filistin idaresi ikiye bölünerek; Hamas Gazze’yi, El- Fetih ise Batý Þeriayý yönetmeye baþlamýþtýr.Bu nedenle Türkiye-Filistin arasýnda gerçekleþmesi için  hazýrlanan anlaþmanýn,  iç birlikteliðin saðlanamadýðý için baþarýlý olamayacaðý düþünülebilir. Bununla birlikte, daha önce ülkede yaþanan bütün sorunlarda olduðu gibi, 2021 yýlýnda Filistin’de planlanan seçimlerin iptal edilmesi ve buna karþý gösterilen tepkilerin de oluþan iki baþlýlýðýn neticesinde gerçekleþtiði ileri sürülebilir. Ancak, Filistinlilerin  ramazan ayýnda baþlayan ve hýzla artan sorunlar akabinde Doðu Kudüs, Gazze ve bir çok yerde ortak olarak hareket ettiði ve birlik içinde direniþ saðlandýðý göz ardý edilmemelidir. Planlanan seçimler  gerçekleþmediði halde bahsedilen ortaklýðýn, El-Fetih destekli Mahmut Abbas’ýn ve Hamas lideri Ýsmail Haniyye’nin Mescid-i Aksa ve Filistin’in çýkarlarý doðrultusunda birlikte hareket etmesi þeklinde yansýyacaðý düþünülebilir. Böyle bir durumda Filistin’in ve Türkiye’nin, üzerinde yoðun bir þekilde çalýþmalarýn devam ettiði anlaþmayý gerçekleþtirmesinin daha kolay olacaðý düþünülmektedir. Nitekim anlaþma sonucunda gerek Batý Þeria tarafý gerekse Gazze þeridinde bulunan  Filistin halký, kendi haklarýný alarak bölgede çok büyük kazanýmlar elde edecektir.

Anlaþmanýn önünde engel olarak ileri sürülebilecek bir diðer husus ise Filistin’in Birleþmiþ Milletler’ce tanýnmadýðýnýn söylenmesi þeklinde gerçekleþebilir. Ancak, devletlerin hak ve görevlerini belirleyen, 1993 yýlýnda imzalanan Montevideo devletler sözleþmesine ve 1930’da gerçekleþtirilen Cemiyet-i Akvam kararlarýna göre, Filistin devlet olma þartlarýnýn tamamýna sahiptir. Bu nedenle anlaþmanýn yapýlmasý için Filistin’in birleþmiþ milletler tarafýndan tanýnmasýna gerek kalmadýðý apaçýk ortadadýr. Ayrýca  Türkiye’nin uluslararasý tanýnýrlýðý ve büyükelçileri olmamasýna raðmen Kuzey Kýbrýs Türkiye Cumhuriyeti ile yaptýðý  deniz yetki anlaþmasý da bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Oysa ki Filistin Devleti’nin kendisine ait büyükelçileri ve pasaportu dahi bulunmasýyla birlikte, birleþmiþ Milletler gözlemci üyesi olmasý da anlaþmanýn yapýlabileceðine iþaret etmektedir. Yine Tayvan’ýn Birleþmiþ Milletler tarafýndan tanýnmadýðý halde Amerika’yla ve Türkiye’yle yaptýðý anlaþmalar da ‘’Bir devletin baþka bir devletle anlaþma yapmak istediðinde birleþmiþ milletler üyesi olma þartýnýn aranmadýðý’’ ný göstermektedir. Bu nedenler neticesinde, Filistin’in tartýþmasýz bir þekilde devlet olduðunu ve  isteyen herkesin Filistin Devleti ile anlaþma yapabileceði söylenebilir.

Engeller arasýnda sayýlabilecek bir diðer husus Filistin’in Doðu Akdeniz’de Kýyýsý olmadýðý þeklindeki iddialar olabilir. Filistin’in, Ýsrail’inde bulunduðu devletlerarasý gerçekleþen Doðu Akdeniz Gaz Formu’nda kurucu üye olmasý, bölgede kýyýsý olduðunu ve uluslararasý baskýlara raðmen istemesi halinde bu anlaþmanýn imzalanabileceðinin ayrý bir göstergesidir.

Filistin Devlet Baþkaný Mahmut Abbas’ýn da anlaþmaya yanaþmayacaðý düþünülebilir. Filistin’in geniþleyecek deniz yetki alanlarýnýn Gazze þeridinde olmasýndan dolayý, özellikle Hamas’ýn bu konuda daha aktif diplomasi trafiði gerçekleþtirerek, Filistin halký’nýn haklarýný savunmasý ve El Fetih’ destekli Filistin Devlet Baþkaný’ný ikna etmesi beklenmektedir.

Türkiye’yle Masaya Oturan Kazanýr

Türkiye hukuki ve uluslararasý anlaþmalar çerçevesinde gerçekleþtirdiði mücadelede Doðu Akdeniz’deki haklarýný ne pahasýna olursa olsun koruyacaðýna dikkat çekmiþ, bölgede kendisinin dahil olmadýðý denklemlerin yanlýþlýðýný göstermiþtir. Buna müteallik; teklif edilen ‘’Filistin’e Libya Modeli Deniz Yetki Sözleþmesi’’ ile Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerinin sadece Filistin’e deðil, bölgede kýyýsý bulunan Mýsýr’a ve Ýsrail’e de birçok kazaným  saðlayacaktýr. Türkiye’nin bölgede oluþturmasý muhtemel olan denklem ortaya konarak, Akdeniz'in doðusunda adaletli ve insaflý bir paylaþýmýn gerçekleþtirilmesi gerektiðinin altý bir kez daha çizilmiþtir.

Mýsýr bölgedeki en büyük kýyýsý olan ülkeler arasýnda olduðu halde, Ýtalya ve Yunanistan’ýnda içinde bulunduðu oluþum ile yapmýþ olduðu anlaþma ile petrol ve doðalgaz dan almasý gerekenden çok az bir pay (Yaklaþýk olarak %5)  almaktadýr. Türkiye’nin hukuki ve uluslararasý anlaþmalar çerçevesinde teklif etmesi için hazýrlanan anlaþma ile Mýsýr’ýn elde edeceði alanda çýkan doðal kaynaklarýndan alacaðý oranýn yaklaþýk olarak % 10’un üzerine çýkacaðý düþünülmektedir. Paylaþýlan ikinci haritada da görüldüðü üzere, Türkiye’nin anlaþmanýn yapýlmasý için resmi adýmlar atmasý akabinde, Mýsýr’ýn kazanacaðý toplam alan yaklaþýk olarak 21.303 km2 þeklinde ifade edilmektedir. Bu durumun, büyük gerilimler geçiren Türkiye-Mýsýr iliþkileri sonrasýnda ikili yakýnlaþma olarak da deðerlendirilen ve geçtiðimiz günlerde baþlayan üst düzey diplomatik iliþkilerin devamýnda, ikili iliþkilere  olumlu olarak yansýyacaðýný söyleyebiliriz.

Doðu Akdeniz Bölgesi’nde Türkiye’den baðýmsýz yapýlan anlaþmalar neticesinde kaybeden taraflardan birisinin de Ýsrail olduðunu söylemek yanlýþ olmayacaktýr. Filistin’e Libya modeli deniz yetki anlaþmasý önerisi ile Ýsrail’in bölgedeki kazanýmýnýn da yine iki numaralý haritada gösterildiði üzere 4515 km2  olacaðý ön görülmektedir. 2010 yýlýnda, GKRY’nin ve Ýsrail’in arasýnda deniz yetki alanýnýn belirlenmesi  anlaþmasý gerçekleþtirilmiþtir. Bu anlaþmada GKRY sýnýrlarýnýn büyük olduðu imajýný oluþturarak deniz yetki alanýnýn  resimde görünen orta hattan belirlenmesini saðlamýþtýr ve Ýsral’in hakký olan alan GKRY’ne geçmiþtir. Daha sonra Doç. Dr. Cihad Yaycý’nýn 2012’de yazmýþ olduðu makalenin ingilizceye çevrilip Ýsrail’de yayýnlanmasý üzerine bu durumun uluslararasý deniz hukukuna aykýrý olduðu ifade edilmiþtir. Sonuç olarak Ýsrail bölgede bulunan onikinci parselin bir kýsmýný geçtiðimiz aylarda  rumlardan geri alarak, 2010 yýlýnda yapýlan anlaþmanýn gözden geçirilmesinin gerektiðini bildirmiþtir. Bununla birlikte Ýsrail’in bu bölgede yapýlacak sismik araþtýrma ve sontajýn sorunlar hakkaniyetli bir çözüme kavuþana kadar ertelenmesi gerektiðini þirketlere duyurduðu bilinmektedir. Dolayýsýyla, Bahçeþehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nin baþlattýðý kamu diplomasi sonucunda Ýsrail’in kandýrýldýðý da ortaya konmuþtur. Bu nedenle Ýsrail bölgedeki çýkarlarý için Türkiye ve Filistin arasýnda yapýlmasý teklif edilen deniz yetki anlaþmasýna karþý çýkmayacaktýr.

Sonuç

Türkiye ile deniz yetki alaný sýnýrlandýrmasý antlaþmasý yapmalarý durumunda, Filistin yaklaþýk asgari  8510km2 deniz yetki alaný kazanacaktýr. Ýsrail yaklaþýk asgari 4515km2  deniz yetki alaný kazanacaktýr. Mýsýr ise yaklaþýk asgari 21303km2 deniz yetki alaný kazanacaktýr. Bu kazançlarýn sebebi ise; Güney Kýbrýs Rum Kesimi’nin baþkalarý ile sýnýrlandýrma anlaþmalarý yaparken, sýnýrlandýrmanýn nasýl olacaðýný belirleyen uluslararasý hukuk prensiplerini çiðnemiþ olmasýdýr. GKRY, hakkaniyet prensibini, orantýlýlýk prensibini, kapatmama prensibini ve coðrafyanýn üstünlüðü prensibini tamamen görmezden gelerek diðer ülkeleri kandýrmýþ, ve kendi hakkýndan daha fazlasýný almýþtýr. Bu nedenle Mýsýr, Ýsrail ve Filistin kendi haklarý olan deniz alanlarýný Türkiye ile yapacaklarý uluslararasý hukuk ilkelerini izleyen bir anlaþma ile geri kazanacaktýr.

Yunanistan ise Libya ve Mýsýr’ý ayný þekilde orantýlýlýk, hakkaniyet, kapatmama ve coðrafyanýn üstünlüðü gibi uluslararasý hukuk ilkelerini ihlal ederek bölgede önemli olan alanlarý kendine almaya çalýþmýþtýr. Libya Doðu Akdeniz bölgesinde kýyýsý olan Yunanistan ve Güney Kýbrýs Rum yönetiminin engelleme giriþimlerine raðmen 27 Kasým 2019’da  Doðu Adeniz bölgesinde Türkiye ile yaptýðý uluslararasý hukuk ilkelerinin uygulandýðý deniz yetki alanlarý sýnýrlandýrma anlaþmasýný imzalayarak kendi hakký olan yaklaþýk 39.083,42km2 olan deniz yetki alanlarýný kazanmýþtýr.

Mýsýr ise Yunanistan yerine eðer Türkiye ile bir anlaþma yaparsa, hakký olan asgari 6443km2 deniz yetki alaný kazanacaktýr. Doðu Akdeniz’in daha batýsýnda ayný þekilde GKRY yerine Türkiye ile bir anlaþma yaparsa kazancýna 14860 km2 deniz alaný ekleyecektir.

Doç Dr. Cihad Yaycý’nýn önerdiði anlaþma gündeme gelir gelmez Yunan Dýþiþleri Bakaný resmi temaslar için  hýzlý bir þekilde  Filistin’e gitmiþtir ve anlaþma önerisi bir çok ülkenin basýnýnda yankýlanmýþtýr. Konu özellikle Yunanistan medyasýnda geniþ yanký uyandýrýrken ‘’Türkler Geri dönüyor: MEB’i Gazze Ýle Sýnýrlayacaðýz’’ þeklinde ve Yunan gazetesi Tovima’nýn ‘’Türkiye’nin: Yunanistan’a Zarar Vermeyi Amaçlayan Filistin ile Deniz Yetki Alanlarý Anlaþmasý Hedefleri ve Kýbrýs Planlarý’’  baþlýðýyla yer almýþtýr. Yunanistan tarafýndan, Ýsrail bu anlaþmaya izin vermeyecektir þeklinde açýklamalar yapýlmýþtýr.  Genel olarak bakýldýðýnda, verilen tepkiler ve dünya basýnýnýn konuya gösterdiði ilgi  ‘’Filistin’e Libya Modeli  Deniz Yetki Anlaþmasý’’ önerisinin  bölge için ne denli önemli olduðuna iþaret etmektedir.

Not: Þam’da uzun yýllar Arapça eðitimi alarak Ortadoðu’da çeþitli çalýþmalar yürütmüþ olan Numan Aygen Bahçeþehir Üniversitesi Küresel Siyaset ve Uluslararasý Ýliþkiler Bölümü’nde Lisans üstü çalýþmalara devam etmekte olup ayný zamanda Bahçeþehir Üniversitesi’nde bulunan Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nde gönüllü araþtýrmacý olarak çalýþmalara katýlmaktadýr.

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri

    Bu yazarýn baþka makalesi yoktur.