- 02 Ocak 2026 - SOSYAL MEDYA FÂSIKTIR
- 26 Aralýk 2025 - MEVLANA CELALETTÝN RÛMÎ MÝ, MEVLANA CELALETTÝN SELÇUKÎ MÝ?
- 18 Aralýk 2025 - ÞEB-Ý ARÛS VE MEVLÂNÂ’YI ANLAYAMAMANIN ÖNÜNDEKÝ ENGELLER
- 11 Aralýk 2025 - ÖNCE SEN YAP..
- 06 Aralýk 2025 - ÝTTÝHAD-I ÝSLÂM: SÝYASÎ BÝR PROJE DEÐÝL ÝMANÎ BÝR YÜKÜMLÜLÜKTÜR
- 29 Kasým 2025 - ELEÞTÝRÝNÝN AHLÂKI: KIRMADAN SÖYLEMEK, DÖVMEDEN UYARMAK
- 24 Kasým 2025 - EFSANELEÞTÝRÝLMÝÞ DÝN VE GERÇEK HAYATIN SESSÝZLÝÐÝ
- 14 Kasým 2025 - ÜMMET BÝLÝNCÝ VE KARDEÞLÝK RUHU
- 07 Kasým 2025 - SUDAN: SESSÝZLÝÐÝN ÇIÐLIÐI
- 30 Ekim 2025 - DOÐU TÜRKÝSTAN BÝZÝM NEYÝMÝZ OLUR?
- 23 Ekim 2025 - HÝÇ BÝLENLERLE BÝLMEYENLER BÝR OLUR MU? KÝMDÝR BU GERÇEK BÝLENLER ?
- 17 Ekim 2025 - AÇLIÐIN GÖLGESÝNDE KUTLAMA: 16 EKÝM DÜNYA GIDA GÜNÜ’NÜN SESSÝZ ÇELÝÞKÝSÝ
- 15 Ekim 2025 - 2 . “ONE MÝNUTE”
- 11 Ekim 2025 - NEDEN BAZI ÝNSANLAR DOÐRU YOLU BULAMAZ?
- 06 Ekim 2025 - KAPÝTALÝST RUHUN ÝSLÂMÎ CAMÝYA SIZMASI
- 23 Eylül 2025 - "GÜNAYDIN" MI, "HAYIRLI SABAHLAR" MI? – BÝR SELAMIN HÝKMETÝ ÜZERÝNE
- 01 Aðustos 2025 - FETÖ MÜCADELESÝNDE NEDEN BAÞARILI OLUNMUYOR? -2-
- 23 Temmuz 2025 - FETÖ MÜCADELESÝNDE NEDEN BAÞARILI OLUNMUYOR? -1
- 14 Temmuz 2025 - 15 TEMMUZ: BÝR MÝLLETÝN CÝHAN DEVLETÝ YÜRÜYÜÞÜNÜ DURDURMAYA YÖNELÝK ENGELLEME GÝRÝÞÝMÝ
- 06 Temmuz 2025 - KERBELA: BÝR ÜMMETÝN ÝÇ SIZISI
- 02 Temmuz 2025 - EN ÝYÝ SAVUNMA SALDIRIDIR, EN KÖTÜ SAVUNMA SAVUNMADIR.
- 24 Haziran 2025 - TÜRKÝYE ÝÇÝN TARÝHÎ BÝR ZARURET OLARAK MEGA ÝDEAL (BÜYÜK ÜLKÜ) ARAYIÞI
- 19 Haziran 2025 - ARZ – I MEV’UD; MÜSLÜMAN COÐRAFYADA ÝÞGAL PLANLARI, TÜRKÝYE'YÝ BEKLEYEN TEHLÝKE
- 07 Haziran 2025 - KUDÜS’E AÐIT ÞÝÝRÝ TAHLÝLÝ
- 30 Mayýs 2025 - KUDÜS'E AÐIT ÞÝÝRÝNÝN EVLAT EDÝNME HÝKAYESÝ
- 23 Mayýs 2025 - MESCÝD-Ý AKSAY'A AÐIT !
- 07 Mayýs 2025 - HÝNDÝSTAN-PAKÝSTAN SAVAÞI ÝNSANLIÐIN SONU OLABÝLÝR MÝ ?
- 29 Nisan 2025 - YÂSÎN SAHÝBÝ OLMAK… KAVMÝNÝN KURTULUÞU ÝÇÝN BEDEL ÖDEMEK…
- 22 Nisan 2025 - KUR’ÂN’IN KISSALARLA YÜKLEDÝÐÝ SORUMLULUK
- 18 Nisan 2025 - YASÝN SURESÝ VE MARANGOZ HABÝB’ÝN MESAJI
- 11 Nisan 2025 - HAYATIN MERKEZÝNDE BÝR PEYGAMBER
- 26 Þubat 2025 - MAKÝNALARIN ÖÐRENME SERÜVENÝ: YAPAY ZEKÂ
- 17 Þubat 2025 - YAPAY ZEKA, TEHDÝTÝ MÝ, FIRSATI MI?...
- 10 Þubat 2025 - SIRADANLAÞMAK
- 01 Þubat 2025 - HAYALÝNDE KUDÜS OLMAYANIN ÝMANINDAN ÞÜPHE EDÝLÝR
- 26 Ocak 2025 - KUDÜS, MESCÝD-Ý AKSA BÝZÝ ÝLGÝLENDÝRÝR MÝ?
- 19 Ocak 2025 - KIRILMA NOKTASI GAZZE
MUHAMMED ÞAMÝL GENÇOSMANOÐLU
KÝTAP TAHLÝLLERÝ -YENÝ-
KÝTAP TAHLÝLLERÝ
“Ýslam düþünce geleneðinin dört ana sütunu: Okumak, Bilmek, Tasdik etmek, Yaþamak”
Neden ‘oku’ ile baþlýyor ilk emir?
Niçin Allah Kur’an’da “Bil ki Allah’tan baþka ilah yoktur” diyerek kendisinin bilinerek, farkýna varýlarak, idrak edilerek, birliðinin ve varlýðýnýn tasdik edilmesini istiyor?
Allah’ýn ilk emri, Halýk’ýn yaratýlmýþlara ilk temasý, kulun Rabb’ýna ilk muhataplýðý Hira Maðarasý’nda “Namaz kýl”, “Oruç tut” veya “Cihat et” þeklinde deðil; tek bir kelimeyle, “Oku” (Alak, 1) emridir.
Peygamber (s.a.v.) okuma yazma bilmediði halde ne okuyacak ve nasýl okuyacaktý? Burada okuma bilmeyen birine “oku” denilerek aslýnda okumanýn sýradan bir metin okumak olmadýðý anlaþýlýyor. Ayný zamanda sadece bir kitap okumak olmadýðý da anlaþýlýyor hemen peþinden. Ýlk hitabýn “Oku!” olmasý bir tesadüf deðildir; çünkü insan, varlýkla kurduðu iliþkiyi okumayla baþlatýr. Okumak yalnýzca kitabýn sayfalarýnda gezinmek deðildir; eþyayý görmek, olaylarý çözmek, zamaný anlamak, insaný kavramak, kâinatý temaþa etmek demektir. Okumak, pasif bir alýcý olmaktan çýkýp, aktif bir anlamlandýrýcý olmaya davettir. Allah, kuluyla iletiþimine, onun en temel özelliði olan “akletme” yetisini harekete geçirerek baþlýyor.
Okumak, bir eylemden öte varoluþsal bir yöneliþtir. Zira okumak, dýþ dünyadan iç dünyaya, görünen eþyadan görünmeyen manaya, zahirden batýna açýlan bir kapýdýr. Kur’an’ýn “Bil ki Allah’tan baþka ilâh yoktur” buyruðu da ayný istikameti gösterir: Bilgi, hakikatin eþiðidir; bilmek ise insanýn kendini ve Rabbini tanýma çabasýdýr.
Allah’ýn “Bil ki Allah’tan baþka ilah yoktur” buyruðu, O’nu sýradan bir bilginin ötesinde bir idrak, þuur ve tasdikle tanýmamýzý ister. Bil ki… Yani bilmeden deme o kelime i þehadet. Bil ki… Yani bilerek Müslüman ol… Bil öyle söyle. Peki neden “bilmek” bu denli merkezidir?
Çünkü bilmek, imanýn temelidir. Körü körüne taklitten uzak, aklýn, kalbin ve basiretin birlikte çalýþtýðý bir süreçtir. Okumak ise bu sürecin ilk adýmýdýr. Ancak bu okuma, yalnýzca satýrlarý gözden geçirmek deðil; kainatý, insaný, tarihi ve ilahi mesajý bir bütün olarak “okumak”, yani tefekkür etmektir. Öyle olmasaydý okuma yazma bilmeyen bir peygambere neden oku desin yüce Mevla…
Bizler çoðu zaman okumayý, satýrlarýn arasýna sýkýþtýrýlmýþ bir faaliyet olarak telakki ederiz. Oysa okumak; kâinatýn bütününe yayýlmýþ ilahî ayetleri, varlýðýn kesintisiz akýþýný, insanýn kendi iç dünyasýný çözmek için kullanýlan bir yöntemdir.
Bize göre Ýslam düþünce sisteminin, Ýslami tefekkürün 4 ana sütunu var: Okumak, bilmek, iman etmek ve yaþamak.
Burada temelin ilk sütunu atýlmýþ oluyor. Oku yani varlýðý çöz…
Kur'an-ý Kerim'in iniþ süreci, insanýn zihinsel bir eyleme davet edilmesiyle baþladý. Benzer þekilde, Muhammed Suresi 19. ayette Halýk-ý Lemyezel, "Bil ki, Allah’tan baþka ilah yoktur" buyurarak, imaný kuru bir kabullenmeden öte, bir "bilme" ve "idrak" eylemi olarak tanýmlýyor.
Ýslam tefekkürünün ikinci temel sütunu Bilmek; yani eþyanýn hakikatýna vakýf olmak olarak karþýmýza çýkýyor.
Kur’an’da “Bil ki Allah’tan baþka ilah yoktur” emri, bilgiyi sýradan bir zihinsel faaliyet olmaktan çýkarýr; onu tefekkür, idrak, tahkik, þuur ve tanýklýk mertebelerine taþýr.
Bilinmesi istenen hakikat, bir cümlenin ezberlenmesi deðil; insanýn varlýk düzenindeki yerini kavramasýdýr. Bir bilinç ve þuur halidir. Aklý baþýnda olmak, aðzýndan çýkanýn kulak tarafýndan duyulmasý halidir. Ýmaný bir tercih haline getirme durumudur. Emanet olarak verilen iradenin (Ahzab 72) devreye girmesidir. Ýmanýn bir taklit deðil bir tercih olduðunun ortaya çýkýþýdýr.
Temelin üçüncü sütunu tasdik etmek yani Ýman etmek, . Ama nasýl bir iman; farkýna vararak iman. Bilerek ve idrak ederek yapýlan teslimiyet, insaný “mü’min” kýlar. Bu, korkuya veya çýkara dayalý deðil, hakikati görerek gerçekleþen bir baðlanýþtýr.
• Taklidi Ýman: Kiþinin ailesinden gördüðü, çevresinden duyduðu, sorgulamadan kabul ettiði imandýr. Burada faal olan kendi iradesi deðil çevrenin telkini söz konusudur. Bu iman, þiddetli bir þüphe rüzgarýnda sarsýlabilir. Emanet gibi durur.
• Tahkiki Ýman: Kiþinin "Oku" emri gereði kainatý inceleyerek, Yaratýcý'nýn sýfatlarýný tanýyarak, aklýný ve kalbini tatmin ederek ulaþtýðý imandýr. Ýrade, Yaratýcý’nýn insana verdiði en büyük emanettir. Bizi diðer tüm mahlukattan ayýran en büyük alamet-i farika. Eðer imtihan sadece insanoðluna ise o zaman onun bariz iþareti irade ile ortaya çýkacaktýr. Ýrade,yani yapýp edebilme özgürlüðü. Ýþte bu özgür iradenin seçimi gerçek bir iman ,tahkiki imandýr. Bunun yolu okumaktýr, bilmektir.
Bilmenin tek yolu kitap deðil ama en kolay yolu kitaptýr.
Çünkü bilmek, insaný sorumlu kýlar. Bilmek, insaný deðiþtirmeye zorlar. Bilmek, insanýn iç dünyasýnda bir devrim baþlatýr.
Nihayet son temelin son sütunu yaþamak… Bilgiyi hayata taþýyarak samimi ve diðer insanlarla beraber yaþamak… Ýman kuru bir iddea deðildir; ispat ister. Bunun yoluda inandýðýn gibi yaþamaktýr. O yüzden Allahýmýz Kur’an da iman edenler ve salih amel iþleyenler der.
Bu yüzden Allah, ”oku” diyerek öðrenmemizi “Bil ki…” diyerek insanýn anlamasýný, sonra inanmasýný, ardýndan yaþamasýný ister. Bilgi, eyleme dönüþmediðinde adama yük olur; uygulandýðýnda ise onu hakikatin þahidi hâline getirir. Allah bizden akýl kutusu olmamýzý istemiyor. Akletmek Kur’an da hep fiil halinde kullanýlýr. Eyleme dönüþmeyen bir bilgi insan yüktür.
Bugün bilgi çaðýnda, “okuma” sadece niceliksel bir veri yýðýnýna dönüþmüþ durumda. Ýslam’ýn “oku” ve “bil ki…” vurgusu bize þunu hatýrlatýr:
Anlamlý Bilgi: Asýl olan, insaný Allah’a götürmeyen, onun varlýk amacýný unutturan bilgi yükü deðil; ona “Bil ki…” idrakini kazandýran, tevhide ulaþtýran anlamlý bilgidir.
Eleþtirel Okuma ve Tahlil: “Bil ki…” diyebilmek için, okunan her þeyin Ýslam’ýn tevhid ölçüsüne vurulmasý, tahlil edilmesi gerekir. Bu, “bilgi zehirlenmesi”ne karþý en saðlam panzehirdir.
Bilginin Amacý: Nihai amaç, sadece bilmek deðil, bildiðiyle amel etmek, bildiði Ýlah’a kulluk etmektir. “Bil ki…” ifadesi, bilgiyi doðrudan amele ve ibadete baðlar.
Özetle;
Oku -- Varlýðý çöz
Bil -- Hakikati taný
Tasdik et -- Ýmaný kökleþtir
Yaþa --Bilgiyi hayata taþý
Kitap Tahlilleri: Okumanýn Derinleþmiþ Hali
Tam da bu noktada kitap tahlilleri, okumanýn pasif bir eylem olmaktan çýkýp aktif bir öðrenme, sorgulama ve içselleþtirme sürecine dönüþmesidir.
1. Bilgiyi Süzgeçten Geçirmek: Günümüzde bilgi kirliliði ve “bilgi zehirlenmesi” ciddi bir tehlikedir. Tahlil, okunaný eleþtirel bir bakýþla deðerlendirmeyi, önceki bilgilerle karþýlaþtýrmayý ve Ýslami ölçülere göre tartmayý saðlar. Bu, Müslümanca bir duruþu korumanýn olmazsa olmazýdýr.
2. Bilgiyi Amel ve Duruþa Dönüþtürmek: Kur’an’ýn “bilme” vurgusu, salt teorik bilgi için deðil, onun hayata yansýmasý içindir. Tahlil ortamlarý, bilginin pratik hayatta nasýl uygulanacaðýný, nasýl bir þahsiyet inþa edeceðini formüle eden bir laboratuvardýr.
3. Þahsiyet ve Ýrade Ýnþasý: Sürekli baþkalarýnýn yorumlarýna baðýmlý kalmak, düþünme yetimizi köreltir ve irademizi zayýflatýr. Kitap tahlilleri, bireyi düþünmeye, kendi muhakemesini kurmaya ve nihayetinde özgün, bilinçli bir duruþ geliþtirmeye teþvik eder. Bu, “oku” emrinin hedeflediði özgür ve sorumlu bireyi inþa sürecidir.
4. Sürekli Yenilenme: Tahlil, bir nevi öz-eleþtiri ve yenilenme mektebidir. Yeni bakýþ açýlarýyla tanýþmak, bildiklerimizi gözden geçirmek, bilmediklerimizi fark etmek, bizi statik bir inanç ve bilgi anlayýþýndan kurtarýr. “Her gün yeniden doðmak” gibi, her okuma ve tahlille zihnen ve ruhen tazelenmeyi saðlar.
5. Cemaatleþmiþ Bilinç ve Ýçten Aydýnlanma: Tahlil, yalnýz baþýna okumanýn ötesinde, kolektif bir aklýn ve kalbin iþleyiþidir. Farklý anlayýþlarýn buluþtuðu, fikirlerin tartýþýldýðý bu ortamdýr.
Eðer bilgiyi hayata taþýmak, okuduklarýmýzý bir anlam dünyasýna dönüþtürmek ve varlýkla iliþkimize yeni bir istikamet kazandýrmak istiyorsak;
eðer okumayý bir alýþkanlýktan ziyade bir bilinç inþasý hâline getirmek niyetindeysek;
eðer kendimizi yeniden kurmak, dünyayý yeniden okumak istiyorsak; okuduðumuz kitaplarý tahlil etmek, eleþtirel bakmak, kýyaslamak zorundayýz. Ýþte bunun için kitap tahlili programlarý çok önemlidir. Hangi kitap olursa olsun. Kitabýn adýnýn bir önemi yok. Tahlil edilen o kitap size bir sonra hangi kitabýn tahlil edileceði ipucunu verecektir. Kitap tahlilinin nerede, hangi cemaatte, hangi dernekte, hangi kurumda yapýlýyor olmasýnýn da bir önemi yok. O yerde yapýlan tahlil, sizin orada kalýp kalmayacaðýnýzý ya da bir sonraki tahlilin nerede yapýlacaðýnýn ipuçlarýný verecektir.
Muhammed Þamil Gençosmanoðlu



Henüz Yorum yok