ÝLYAS HAN ÞAHÝN
NEDEN? (ÖZLEÞTÝRÝ YAZISI) -1-
NEDEN? (ÖZLEÞTÝRÝ YAZISI) 1
Dünya tarihi içerisinde özellikle son yüz yýlýn bir panoramasýný yapsak. En çok savaþ olan, en çok acý çeken, en çok zulmün ve pek çok tutarsýzlýðýn yaþandýðý ülkeler hangileridir?
Günümüze de güncelleyelim. Sadece yüz yýlýn deðil son 10 yýlýn ya da son beþ yýl.. Hiç fark etmiyor. Tarih skalasý içerisinde aslýnda son üçyüz yýldýr kan, acý ve gözyaþýnýn en çok olduðu bölgelerin en bariz ortak özelliði Ýslam beldeleri, müslüman halklarýn olduðu yerler buralar. Dýþardan müdahaleler, savaþlar, darbeler, mezhep ayrýlýklarý, iç savaþlar, göçler… Hayat hakkýna doðrudan yönelik bu saldýrýlarýn hedefi genelde müslüman ülkelerdir. Bu Hristiyan-Müslüman çatýþmasý halindeyken son elli yýlda emparyalizm, ýrkçýlýk ve bölgesel sorunlar aralarýna katýldýðý pek çok enstrümanýn kullanýldýðý küfür ehlinin saldýrlarý. Müslüman dünya genellikle savunma durumunda hep. Bunun sebebi ekonomik, sosyal ya da siyasal sebeplerden kaynaklanýyor.
Hýzlý bakalým. Afrika’da savaþýn eksik olmadýðý ülkeler, ortadoðuda her ne kadar doðal kaynak zengini olsalar da Arap devletlerindeki dikdatör yapýlar, Ýsrail terör devletinin faaliyetleri, Türkistan’da SSCB daðýlmasýndan sonra Rus kontrolünden kurtulamayan Türk devletleri, Afganistan zaten malumunuz, Pakistan Hindistan’la Keþmir sorunu ve bitmek tükenmek bilmeyen iç sorunlarý, Myanmar, Doðu Türkistan’daki zulümler ise hiç dinmemiþ. Ekmeðini kana doðramýþ bir coðrafya. Malezya ve Endonezya þu an için yazýmýzýn kapsamý dýþýnda özellikle o bölgeler ile ilgi bir yazýmýz olacak. Ýslam dünyasý geri durumda.
Müslümanlar arasýnda ýrkçýlýk belasý yüksek oranda. Fars, Arap ve Türk yapýlar yüz yýldýr içten içe ýrka dayalý bir ayrýlýk içerisindeler. Haritalar strateji gereði çizilerek her an bölgelerde yapay sorunlar çýkarýlmaya gebe alanlar oluþturulmuþ. Türkler Kürtlerle, Farslar Türklerle (Azeriler) mezhep açýsýndan Araplarla, Araplar Türklerle ve Farslarla tarihi sorunlar yaþamaktalar. Sorunlarý gündeme getirip çözüm bulmak ve birlikte hareket etmek konusunda Türkiye dýþýnda yapýcý adým atan ve öncülük eden devlet yok. Tarihi genlerinden kaynaklanan liderliðini son 20 yýlda iyice öne çýkaran Türkiye bölgede her geçen gün daha önemli hale geliyor. 20 sene önceki tüm yönünü batýya çevirerek Ýslam dünyasýndan kopmuþ, ticari ve sosyal ve sanayi alanlarda kendini kapatmýþ, batý tarafýndan da çok deðer verilmemiþ, ABD stratejik dostu olmanýn her türlü tavizini ermiþ içerde pkk ya bütün mesaisini veren bir devletti. Ancak son yirmi yýlda pek çok geliþmelere sahne olmuþ bölgesel liderliðini dünyaya kabul ettirmiþ önemli bin fakraktör haline gelmiþtir. Bunlar hepimizin az çok bildiði þeyler diyebilirsiniz ama ben yeniden hatýrlatmakta fayda görüyorum.
Hiçbir þey bir anda olmuyor. Ýktidarken muktedir olabilmek için belki tavizlerde veriliyor. Ancak giderek sekülerleþen bir islam dünyasýnda bir türlü beklenen birlik ve beraberlik saðlanamýyor. Arap diktatörlükler, mezhepçi Fars düþüncesi, vizyonsuz yöneticiler ve eðitimsiz býrakýlmýþ halklar. Bunun yanýnda bilimsel geliþmelere karþý neden islam dünyasý bu kadar geri? Neden hak, hukuk gibi konular Ýslam’ýn temel vaadleriyken bizim dünyamýzda deðersizdir. 80 ve 90’larýn kötü eðitim sistemleri ile donatýlmýþ köþe dönmeci kapitalizmi yücelten ekonomik sistem. Manevi dünyalarý beslenmemiþ milyonlarca çocuðun mezun olduðu bu sistem meyvelerini birkaç kuþak daha verecek. Türkiye ne zaman kendi içindeki ideolojik politik çatýþmalarý azaltmýþsa o zaman ilerlediðini de görüyoruz.
Toplum enerjisini nereye harcýyorsa harcanýlan alanda kazanmýþ ya da kaybetmiþiz. Sað-sol çatýþmalarý, laik antilaik bölünmeler gibi köklü sorunlar ülkeye yýllarýný kaybettirmiþ ve insan kaynaklarýný adeta telef ederek ülkeyi geri býrakmýþtýr. Savaþtan yeni çýkmýþ gazi bir milletin bilimsel ve ekonomik atýlýmlarla ileri gitmesi beklenirken sakal, sarýk, ezan gibi deðerlerle uðraþýlmasý, dindar insanlarýn sürekli dýþlanarak devlete küstürülmesi, batýlýlaþmayý kafada deðil de elbise ve eðlence yaþam gibi alakasýz alanlarda taklitten öteye geçememe ülkeye çok uzun yýllar kaybettirmiþ, acýlar yaþatmýþtýr.
Ekonomik atýlýmlar Cumhuriyetin ilk yýllarýnda yapýlmýþ ve insanýmýz devletinin yanýnda oluþtur. Ancak insanýmýzýn savaþlarda temel motivasyonu olan inancýnýn giderek deðersizleþtirme politikalarý, islami deðerlerden vaz geçilme tekliflerine kadar varmýþ bu durum ise insanýmýzý devletine küstürmüþtür. Uðruna þehit olduklarý, gazi olduklarý devletlerinin kendilerine üvey evlat muamelesi yapmasý özellikle tek parti devrindeki uygulamalar maalesef savaþtan çýkmýþ milletimizi ezmiþ ve küstürmüþtür.
2.Dünya Savaþý sonrasýndaki geliþmeler, tek parti, ideolojik devlet yönetimi, milli ve manevi deðerlerin önemsizleþtirilmeye çalýþýlmasý seküler ve gayesiz bir nesli karþýmýza çýkarmýþtýr. 60 ve 70’li yýllar bu nesilleri sol sosyalist düþünceye karþý meraka sevketmiþtir.
Vahþi kapitalizmin pençesinden kaçarken tutarsýz sosyalizmin çukuruna düþen pek çok gencimiz bomboþ yere sað-sol çatýþmalarý ile enerjini heba, ülkeyi vahþi batýya çeviren kurtarýlmýþ alanlar ucubeliðiyle kardeþ kardeþi öldürmüþtür. Bilim ve geliþmenin en önemli mekâný üniversitelerde hocalarda dahil ideolojik kutuplaþmalar ve kavgalar had safhaya ulaþmýþ adam kayýrmacýlýk ideolojik kýlýflarla ülkeyi geriye düþürmüþtür.
80’li yýllar ise askeri darbe ile baþlamýþ ülke yine yýllarýný kaybederek darbeler ve ideolojiler çöplüðü haline getirilmiþtir. Asker devletin kurucu asli bekçisi ve kollayýcýsý vazifesini acýmasýzca yerine getirmiþtir. Askeri müdahale sonucunda yeni gelen yönetim ilk iþ olarak Yunanistan’ýn Nato üyeliðine olur diyerek görevini yapmýþ ve aferin almýþtýr.
Ülke yine yýllarca geriye gidecek darbenin faturasýný yine millet ödeyecektir. 90’lý yýllar ise faili meçhul (!) cinayetler, pkk mücadele ve ekonomik kaos ile devam ederken herkesi þaþýrtan bir geliþme ile dindar insanlarýn yerelde belediyeleri almalarý ve gerçektende iþlerini hakkýyla ve düzgün yapmalarý ve giderek milletin nezdinde kabul görmeleri olacaktýr.
Prof. Necmettin Erbakan ve arkadaþlarý ülkede berbat devam eden belediyeciliði düzetmiþ milletin takdirini kazanmýþtýr. Bu kýsa sürede en yüksek oy oranýna ulaþýlmasý ve seçimlerde ilk sýrada yer almasý ile sonuçlanacaktý. Ve ardýndan kurulan koalisyon neticesinde garip bir þekilde ülkede ekonomik dengeler düzelmeye baþlamýþ, pek çok çalýþan yüzde yüze aran maaþ zamlarýyla hem þaþýrmýþ hem sevinmiþtir. Faiz lobilerine, çýkar gruplarýna ve elit ihalecilere hükümet artýk avanta ermeyince ekonomi baronlarý devreye girerek inançlý bir hükümet istemediklerini gerici, yobaz bir hükümetle karþý karþýya kaldýklarýný yüksek sesle dile getirerek askeri yapýyý da müdahale etmeye zorlamýþtýr. Gazeteler her gün yalan yanlýþ manþetlerle, tv’ler namaz kýlan gençleri korku müzikleri eþliðinde sunarak devletin harekete geçmesini yoksa dindarlarýn þeriat ilan edeceklerini baðýrmýþlardýr. 28 Þubat gibi ülkenin utanç verici bir gününü yaþayacaklar ve devlet gecelik faizlerle, batan bankalarla milyarlarca dolar dolandýrýlýrken milletin dikkati inançlý insanlarýn hayatlarýný eleþtirmeye çekilecektir.
Cambazý gösterip milletin cebinden parasýný, gönlünden inancýný çalmaya çalýþan 28 Þubatçý zihniyet ülkeyi bir kaosa ve aðýr ekonomik krize düþürecektir. Ellerinde kadehleri ile marþlar söyleyerek silah zoruyla kazandýklarý iktidarlarý þahsiyeti zayýf korkak ama herþeyin farkýnda olan birilerine býrakacak ve onlarda ülkeyi milyarlarca borca sürükleyerek gericilikten kurtaracaklardýr(!) Ve 2000’li yýllar…
Devamý sonraki yazýmýzda…



Henüz Yorum yok