- 07 Aralýk 2025 - KENDÝ GEÇMÝÞÝNÝ OKUYAMAYAN BÝR MÝLLET OLMAK
- 28 Kasým 2025 - TÜRKÝYE’DE SÝYASETÝN KAYIP HALKASI: ÜRETEN VE PROJE ODAKLI MUHALEFET
- 23 Kasým 2025 - DOKTOR MEHMET ALÝ ALTIN: ÝNSANLIÐIN ALTIN DOKUNUÞU
- 07 Kasým 2025 - KALBÝN ÝLACI: ZÝKRULLAH HER CAMÝYE YAYILMALI
- 20 Ekim 2025 - HUZUR ÞEHRÝ KAYSERÝ’DE HUZUR KAÇTI
- 24 Eylül 2025 - TEDBÝR ALINIRSA TATBÝKATA GEREK KALMAYACAK
- 13 Eylül 2025 - 12 EYLÜL’ÜN 45. YILI: UNUTMADIK, UNUTMAYACAÐIZ
- 20 Aðustos 2025 - BEYAZ TOROS’UN GÖLGESÝNDE MESAJLAR
- 01 Aðustos 2025 - BU MÝLLETÝN DEÐERLERÝNDEN RAHATSIZ OLMAYIN!
- 18 Haziran 2025 - BAÞLIKSIZ BÝR DEVRÝMÝN ÞEHÝDÝ: MUHAMMED MURSÝ
- 17 Nisan 2025 - MÝLLÝ EÐÝTÝM’DE DEÐÝÞÝM LAÝKCÝLERÝ KORKUTUYOR MU ?
- 23 Mart 2025 - EKREM ÝMAMOÐLU VE TÜRBE ZÝYARETÝ
- 12 Mart 2025 - BAÐIMLILIKTAN KURTULUÞUN ANAHTARI: MANEVÝYAT VE TOPLUMSAL MÜCADELE
MUSTAFA SARI
ALLAH’IN SÖZLERÝNDEN NEDEN RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?
ALLAH’IN SÖZLERÝNDEN NEDEN RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?
Allah’ýn Evinde Allah’ýn Sözü Susturulamaz
Geçtiðimiz günlerde Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý tarafýndan camilerde okutulan bir Cuma hutbesi, ne yazýk ki Ýzmir Barosu tarafýndan hedef alýndý. Hutbede Kur’an-ý Kerim’in açýk hükümlerinden biri olan miras paylaþýmý hatýrlatýldý. Bunun üzerine Ýzmir Barosu, “Türkiye þeriatla yönetilen bir ülke deðildir” diyerek adeta halkýn inancýna karþý bir bildiri yayýmladý.
Burada asýl soruyu sormak gerekiyor:
Allah’ýn evinde, Allah’ýn emirlerini söylemek suç mu oldu?
Bu ülkenin nüfusunun kahir ekseriyeti Müslüman. Camide okunacak hutbenin, Kur’an-ý Kerim hükümlerine dayanmasý kadar doðal bir þey olabilir mi? Bu sözlerden rahatsýz olmak, aslýnda doðrudan Allah’ýn kelamýndan rahatsýz olmaktýr.
Bugün barolar, sivil toplum örgütleri veya baþka kurumlar elbette fikir beyan edebilirler. Ancak mesele Ýslam’ýn en temel hükümlerinden biri olunca, eleþtirinin ötesine geçen ve halkýn inancýný hedef alan açýklamalar kabul edilemez.
28 Þubat Zihniyeti Hâlâ Devrede
Bizler 28 Þubat sürecinde baþörtüsüyle üniversiteye giremeyen genç kýzlarý, mesleðinden edilen öðretmenleri, inancý sebebiyle ötekileþtirilen nice insaný unutmadýk. Bugün Ýzmir Barosu’nun dili, o günlerin yasakçý zihniyetini yeniden hatýrlatýyor.
Oysa artýk devran deðiþti. Küfrün ve zulmün devri bitmiþtir. Halkýn inancýna ayar vermeye kalkan anlayýþ, tarihin çöplüðüne karýþmýþtýr.
Ýnanç Özgürlüðü Çifte Standartla Ölçülmez
Bir þehirde mini etekli bir kadýn özgürce gezebiliyorsa, ayný þehirde çarþaflý bir kadýn da özgürce dolaþabilmelidir. Sakallý bir erkek de, farklý giyinen bir genç de kimseye hesap vermek zorunda deðildir. Bu özgürlüðün adý demokrasidir. Ýnanç ve yaþam tarzý özgürlüðü tek taraflý olamaz.
Bugün barolarýn yapmasý gereken þey, toplumun inançlarýný hedef almak deðil; hukuku, adaleti ve temel özgürlükleri savunmaktýr. Çünkü bir Müslüman için en temel özgürlük, Allah’ýn emirlerine göre yaþama hakkýdýr.
Sonuç olarak;
Ýzmir Barosu’nun yaptýðý bu açýklama, ne hukuka ne demokrasiye ne de halkýn deðerlerine hizmet etmektedir. Milletin inancý ile kavga etmek kimseye fayda saðlamaz. Aksine, toplumsal barýþý zedeler.
Bu topraklarda yaþayan insanlarýn kahir ekseriyeti, ezanla büyür, Kur’an’la yaþar ve Allah’ýn rýzasýný gözetir. Hiç kimsenin, bu hakikati görmezden gelme lüksü yoktur.
Son söz:
Allah’ýn kelamýndan rahatsýz olanlar bilsin ki; bu millet, imanýyla, ezanýyla ve Kur’an’ýyla var olmaya devam edecektir.
Mustafa Sarý



Henüz Yorum yok