TESBÝTNAME
TÜRKÝYE’NÝN EN BÜYÜK SORUNU MUHALEFETÝN TA KENDÝSÝDÝR.
TÜRKÝYE’NÝN EN BÜYÜK SORUNU MUHALEFETÝN TA KENDÝSÝDÝR.
Bir ülkenin geleceði sadece iktidarla deðil, ayný zamanda muhalefetiyle de inþa edilir.
Demokrasilerde denge unsuru olarak var olan muhalefet, yalnýzca iktidarýn karþýsýnda duran deðil; ayný zamanda çözüm üreten, vizyon ortaya koyan ve halký ikna edebilen bir yapýdýr. Ancak Türkiye’de uzun süredir göz ardý edilen ama artýk daha fazla saklanamayacak kadar büyüyen bir gerçek var: Bu ülkenin bir numaralý sorunu, niteliksiz ve vizyonsuz bir muhalefete sahip olmasýdýr.
Eskiden sol entelijansiya bir ayrýcalýktý, hatta bir kimlikti. Cumhuriyet gazetesi, okurunun cebinde taþýdýðý bir duruþtu. Entelektüel bir iddiasý, sorgulayan bir karakteri, tartýþan bir dinamizmi vardý. O dönemlerde sol düþünce, yalnýzca eleþtirmekle kalmaz, çözüm önerileriyle toplumu beslerdi. En azýndan öyle bir algý mevcuttu. Bugünse geldiðimiz noktada, muhalefet cenahý adeta kýsýr bir döngüye hapsolmuþ durumda. Sürekli ayný kalýplaþmýþ cümleleri tekrar eden bir papaðan gibi...
Her þeyin merkezine “Tayyip Erdoðan karþýtlýðý” oturtulmuþ durumda. Ne bir vizyon, ne bir strateji, ne de elle tutulur bir çözüm önerisi mevcut. Siyaset, sadece karþý çýkmakla yürütülemez. Her adýmý kötülemek, her baþarýyý küçümsemek, her geliþmeyi yok saymak siyaset deðildir, inatçýlýktýr. Oysa bugünkü muhalefetin neredeyse tek motivasyonu, iktidara muhalefet etmek. Daha da kötüsü, iktidara olan bu karþýtlýk zamanla devlete karþýtlýða evrilmeye baþlamýþ durumdadýr.
Bu durumun sonucunda, kamuoyunda tehlikeli bir algý oluþuyor: “AK Parti eþittir devlet.” Bu algýnýn oluþmasýnda yalnýzca iktidarýn deðil, muhalefetin de ciddi bir payý var. Zira ölçüsüz ve kontrolsüz bir muhalefet dili, karþý çýktýðý yapýyý daha da merkezîleþtiriyor.
Bakýyoruz, dünyanýn her yerinde ülkeler net gündemlerle yol alýyor: Ýsrail, Amerika, Rusya, hatta Türkiye'nin kendi gündemi bile var. Peki, muhalefetin gündemi ne? Tanýmlayabilen yok. Çünkü gündem yok. Sadece belli televizyon kanallarýnda dönen yüzler, ayný cümleleri tekrar ediyor: "Ýktidar kötü, Erdoðan gitsin, TOGG montaj, 5. nesil uçak kalorifer peteði, Türkiye’nin yarýsý hapiste" vs... Bu yaklaþým ne inandýrýcý ne de yapýcýdýr.
Bu millet sadece “Kim gitsin?” sorusunu deðil; “Yerine kim gelecek? Ne yapacak? Nasýl yapacak?” sorularýnýn cevabýný da arýyor. Ancak ne yazýk ki muhalefet býrakýn iktidarýn alternatifi olmayý, kendi içinde bile bir tutarlýlýk saðlayamýyor. Bazen öyle çýkýþlar yapýlýyor ki, iktidarý eleþtirirken kendilerini de yalanlýyorlar. ‘Çarþý her þeye karþý’ ruhu, muhalefetin adeta özetidir.
Oysa Türkiye’nin gerçekten iyi bir muhalefete ihtiyacý var. Yapýcý, akýlcý, stratejik; iktidarý dengeleyen ve dahi zorlayan ama düþmanlaþtýrmayan bir siyasi anlayýþa... Çünkü güçlü bir muhalefet, kötüyü düzeltir, iyiyi daha iyi hale getirir.
Þu anda elimizde kalan sadece negatiflik üreten, maðdur edebiyatý yapan, kolaycýlýða kaçan, algý operasyonlarýyla ayakta kalmaya çalýþan bir muhalefet bloku var. Algý var ama öneri yok. Eleþtiri var ama çözüm yok.
Elbette Türkiye’nin ikinci büyük sorunu da, iktidarýn bazý alanlarda kendini yenileyememesi. Sandýða gitmeyen bir AK Parti tabaný oluþmuþ durumda. Artýk Kalben oy veren Ak Parti tabaný, kerhen oy vermeye baþlamýþtýr. Bu da baþka bir yazýnýn konusu…
Ama bugün öncelikli meselemiz þu: Vatandaþýn sandýkta güvenebileceði, alternatif olarak görebileceði bir muhalefet yokluðu.
Ve bu yokluk, sadece siyaseti deðil, toplumu da zehirliyor. Umudu tüketiyor. Alternatifsizlik, istikrarsýzlýðý doðuruyor.
Unutmayalým:
Bir ülkenin kaderi, yalnýzca iktidarýn deðil, ayný zamanda muhalefetin kalitesiyle de belirlenir.



Henüz Yorum yok