ZÝNNUR ÞÝMÞEK

Yolumuz, Halimiz, Çaremiz.

YOLUMUZ, HALÝMÝZ, ÇAREMÝZ.

Yolumuz, Hz. Adem’le baþlayan Resullerin yoludur. Bu bize yüklenen emanetin sorumluluðudur. Tevhit bayraðý devrede ede bize kadar gelmiþtir ve Allah'ýn vahyin de ve sünnetinde bir deðiþiklik olmamýþtýr ve kýyamete kadar da olmayacaktýr.

Bu kutlu yolun yolcularý, ateþlerden geçmiþ, esir pazarlarýnda satýlmýþ, zindanlara atýlmýþtýr. Testereyle kesilmiþ, bir Musa doðmasýn diye, binlerce Musa katledilmiþ, havarilerinin ihanetine uðrayan Hz. Ýsa, çarmýha gerilmiþtir.

Bu yol çileli ve meþakkatli bir yoldur.  Bu yolun temsilcileri; tarihin her döneminde Firavunla, Karunla ve Bel'amla mücadele etmiþtir. 

Tarihin bu ikindi vaktinde de, eskiden olduðu gibi, Firavun ayný Firavun, Karun ayný Karun, Bel'am ayný Bel'am. Ýddialarýný ve deðerlerini terk eden biziz. 

Her seferinde mücadeleye büyük bir heyecanla baþlamak ve ne yazýk ki her seferinde menzile varmadan yolda daðýlýp kaybolmak. Bu bir kader mýdýr, bilmiyorum? Her seferinde tökezlemek ve her seferinde ayný tuzaklarla karþýlaþmak; bir imtihan olsa gerek. Sýnanmak, imtihan edilmek ve imtihaný kaybetmek; bize emanet edilen sorumluluðu taþýyamamak, temsil edememek. Yola çýkýp yolda kaybolmak. Ne olursa olsun, yine de bu yol yürünecek ve hedefe varýlmasa bile düþe kalka yol alýnacaktýr. Kimisi yolda kaybolacak, kimisinin nefesi yetmeyecek, kimisi bu yolda bir iz býrakmanýn bahtiyarlýðýna erecektir.

Þu an da bir yol kavþaðýndayýz. Tarihin bize yüklediði ve sorumlu kýldýðý bir dönemin arifesindeyiz.  Ya yolu doðru koyup, ilahi iþaretlere dikkat edip, sýrat-ý müstakim üzere menzile doðru yol alacaðýz; veyahut iþaretleri dikkate almayýp, yolda kaybolup kurda kuþa, Firavunlara, Karunlara, Belamlara yem olacaðýz.

Müslümanlar olarak iyi bir sýnav veremedik. Ýslamý bütün kurum ve kurallarýyla yaþayýp, yaþatamadýk. Bize ait olmayan sistemlerin, bize ait olmayan hayatlarýn tutsaðý olduk. Müslümanca bir hayatý, mümince bir hayatý kurgulayamadýk. Müslüman gibi düþünen, hristiyanlar gibi yaþayan insanlar haline dönüþtük. Karþý çýktýklarýmýz ve kýyasýya eleþtirdiklerimizle aynileþtik. Aþýndýk.  Çizgiyi bir kere geçince her þeyi yapmak mubah hale geliyor. Bu bir yol kazasý deðil, bir savrulma ve yolda yürürken yolu kaybetme. Belki bilinçli bir tercih deðil, þeytanýn parýltýlarýna, parýltýlarýnýn cazibesine kapýlma ve gayeden uzaklaþma hali.

Her tarafýmýz tuzaklarla dolu. Âdem de bu parýltýlarýn tuzaðýna kapýlmýþtý.  Parýltýlarýn cazibesine kapýlarak, dokunulmayacaða dokundu ve topraða reddedildi. Küfür Sistemlerinin albenisi de Müslümanlarý nefislerinden yakaladý ve maðlup etti.

Þeytan, Havva’dan, Adem'e yaklaþmýþtý.  Günümüz kapitalist þeytaný da ayný yolu takip ediyor. Sizi dýþlayarak, ötekileþtirerek yok edemeyenler, sizi içine alarak, ideallerinizden, ilkelerinizden uzaklaþtýrýyor. Bulvar gazeteleri ve sosyal medya bu uzaklaþmanýn fotoðraflarýyla dolu. Moda defileleriniz, sünnet düðünleriniz bin bir gece masallarýný aratmayacak cinsten. Derin sosyetenin derinliklerinde kaybolmak üzereler. Merasimleriniz þatafatlý, iliþkileriniz yapmacýk, sindirilmemiþ servetler, kariyerler, kompleksli hayatlar, doymak bilmez iþtihalar; estetikten, sanattan, incelikten, hassasiyetten, anlamayan tipler. Dýþlanmanýn acýsýný, hoyratça, kabaca çýkarmaya çalýþan dünün Ýslamcýsý, bugünün "muhafazakâr" insancýklarý...

Siz Ýslamý da, misyonumuzu da, ideallerimizi de, elli yýllýk çabamýzý da yerle bir ettiniz ve hayallerimizi, Ýslamý, imaný modernizmin çukuruna gömdünüz. "Mene, tekel, feres." Tartýldýnýz, eksik bulundunuz, imtihaný kaybettiniz. Kaybeden sizsiniz, Ýslam asla kaybetmez.

Ýslam, Hz. Adem'den beri var ve kýyamete kadar da devam edecektir. Bu kutsal Dine inananlar, asaletlerini, güçlerini ondan alýrlar ve ona baðlýlýklarý nispetinde yücelirler yüceltirler ve ülkeleri, kýtalarý, gönülleri fethederler. 

Onlar, bu aziz Ýslam için kýlýçlarýný keskinleþtirip fisebilillah mücadele ederken, onlarýn çocuklarý ve torunlarý, bu muhteþem mirasýn altýnda ezilerek, kendi elleriyle aziz Ýslam'ý kurumlarýndan uzaklaþtýrýp sürgün eylediler.

Sistemle, inançlarýmýzý uzlaþtýrma çýlgýnlýðýna düþtük. Her uzlaþma, kendinden uzaklaþmayý getirdi.

Sistemin içine girdikçe, bütün iddialarýmýzý kaybettik ve Kemalizm’in yeþil boyasýna boyandýk.

Dünyanýn hazineleri, mevki, makam, serveti uðruna ruhumuzu sisteme sattýk. 

Problemin nasýl yaþandýðý deðil, niçin yaþandýðýdýr? Her birimiz, nasýl bir tarihi süreçten geçip geldiðimizi biliyoruz. Önemli olan, bize biçilen bu rolü tersine çevirmek ve düþtüðümüz bu çukurdan doðrulmasýný bilmektir.

Ali Ýzzet Begoviç; "varoluþumuza anlam veren þey þerdir. Þer olmasaydý hayr da olmazdý. Ýyi ve kötü olmasa her þey mekaniðe, dolayýsýyla yoluna indirgenir." diyor. Bizde her þerden bir hayr çýkarmasýný bilmeliyiz.

"Milletler tarihsel hamlelerini kendi deðerlerinden alýrlar. Bu hamleyi Fransýzlar dil ve kültürün ocaðýndan, Almanlar ýrk davasýndan, Ýngilizler ekonomi hýrsýndan almýþlardý. Biz bu kuvvet iradesini fertte var olmak iradesinin karþýlýðý bu yapýcý aþký, Ýslam dininden, onun aleme yayýlma idealinden aldýk. Milli tarihimizi bu topraklara eken, bütün gazilerin kýlýçlarýnýn kabzasýnda kazýlý "Allah" adý ve Millet þehitlerimizin son nefesinde yazýlý "Þehadet kelimesi idi. Hepsi kafirlere cihat açtýlar ve harp sancaklarýnýn gölgesinde iki rekât namaz kýlarak gaza meydanýna atýldýlar."

Alparslan’dan Selahaddin Eyyubi'ye, Fatihten Yavuz Sultan Selim'e kadar Ýslam milletimizin velisi olan bu büyük ruhlar, Allah davasý için yaþadýlar, savaþtýlar ve âleme Allah emri saçtýlar. 

Þunu artýk görmeliyiz ki, Batý önce deðerlerimizi tahrip etti, sonra coðrafyasýný parçaladý. Batý taklitçiliði, irfan kalemize sokulan Truva atýydý. Bizim olmayan bir vücut, bizim olan bir ruhun yerine geçti ve bizim ruhumuzu, bize düþman bir vücut kemirdi yok etti.  Bakýþ açýmýz deðiþti, önceliklerimiz deðiþti, kavramlarýmýz deðiþti. 

Din devlete götüren yol olduðu zamanlarda tarihimizin son asýrlarýn da bütün süfli ihtiraslar, yükselme ümidini dindar gözükmede aradýlar. Milletimiz yükselmekte iken devlet, din yolu idi. Yýkýlýþla beraber din, devlet yolu oldu ve iþte bu gaye ile vasýta arasýndaki yer deðiþtirmeler, yýkýlýþýmýzýn sebebi olmuþtur. Þayet dini, devlet yolu yaparsanýz, Dine saldýran bütün süfli ihtiraslar, ulemayý Ýslam kesileceklerelerdir.

Bu hastalýklý bünyeyi nasýl tedavi edip ayaðý kaldýracaksýnýz? Nasýl bir yol, metot uygulayacaksýnýz, bir çýkýþ yolu var mýdýr, iþe nereden baþlamak lazým? Diye, kendi kültürümüzü, kimliðimizi, varoluþ deðerlerimizi besleyecek ve zenginleþtirip yoðuracak olan okulun kapýsýna koþuyorsunuz, heyhat! Okul size ait olan ne varsa dýþlamýþ, size düþman bir medeniyetin deðerleri olan, pozitivizme, materyalizme sizi mahkûm ve mecbur etmiþ ve batýya dost, kendi deðerlerine düþman nesiller yetiþtirmekle meþgul. Okul tam bir asýrdýr, bir delinin peþinde, posttaki derinin kýllarýný saymakla meþgul; eðitmiyor, çýldýrtýyor, kendi deðerlerinden, kendi geçmiþinden uzaklaþtýrýyor, kendi topraðýyla göbek münasebetini kesiyor.

Okuldan ümidinizi kesip mabedin kapýsýna koþuyorsunuz, mabet suskun, mabet, dini dekorun kostümlü oyuncularýyla dolmuþ. Ruhu yok, samimiyeti yok, kuru bir görev anlayýþýnýn dýþýnda bir iþlevi kalmamýþ. Bir sürü tegannici, mabet artisti, sesinden baþka bir sermayesi olmayan, "ses sanatkârlýðý ile Kur'an ticareti yapan, duasý huzurlara hakaret, ibadeti kupkuru, ruhsuz, bir mecburiyeti yerine getirmeye çalýþan pek çok din adamý" bu mukaddes davayý yarýnlara taþýyacak iradeden ve sorumluluktan mahrumdur.

Peki politika bu yollardan biri olabilir mi?  Makyavel'in "politika beyaz eldivenle oynanmaz" teþhisinden beri en aldatýcý olanýdýr.

Peki, ne yapacaðýz; yok oluþumuzu mu seyredeceðiz? Elbette ki hayýr.  O halde, çare nedir?

Çare; öncelikle bu ataletten, bu vurdum duymazlýktan, nefsimizin hava ve hevesinden, kendi kendimizi kapattýðýmýz zindanýmýz dan, debdebeden, gösteriþten kurtulmamýz ve yepyeni bir diriliþ için yol haritasýný çizip, hedef belirlememiz lazým.

Bu kutlu yolun öncülerini, önden gidecek olanlarýný yetiþtirmekle iþe baþlamamýz gerekir.

Bu çaðda yaþayan insanýn, ruhi yapýsýndan düþünce hareketlerinden haberdar olacak çaðdaþ uygarlýðýn, dinlerin ve kültürlerin mahiyetini bilen inanmýþ aydýnlar yetiþtirmekle iþe baþlamalýyýz. Onlar olmakta olaný görecekler ve bütün bu dejenerasyona, alinasyona, adaletsizliðe, yok saymaya, entekrizme baþkaldýracaklardýr.

Bu aydýnlar tabaný þekillendirecek ve yeni nesilleri yetiþtirecek sorumlu bir hareket oluþturacaklardýr.

Bu aydýnlar, öncelikle kendi köklerine, geçmiþlerindeki kültür ve tarihi mirasa yaslanarak ve bu mirasý hurefalardan ayýklayarak iþe baþlayacaklardýr.  Kur'an ve sünnet çizgisinde tevhidin verdiði sorumluluk bilinciyle izleyeceði yolu bulur. Batýnýn dalýndaki salmýþ, vahþi, barbar, ilkel ve korkunç, büyüleyiciliði, her taraftan bombardýmana tabi tutmuþ tavrý karþýsýnda, yeteneklerini geliþtirerek, Ýslam’ýn Ekonomi- politiðiyle donatarak daha kolayca ve rahatlýkla mücadele verebilir. Bu yolla yýkýlmýþ benliðini, kültürel ve manevi hayatýný yenileyerek ayaklarý üstünde yürümeye baþlayabilir ve gerçek dini bu yolla teblið edebilir.

Gericilik zincirleri, dinden kaynaklanýyor gibi görünen, donukluk ve hareketsizlikten, batýya baðýmlý ruhsal kölelikten, donukluktan, taklitten, nesli kurtarmak ve harekete geçirmek gereklidir.  Bozulma ve cehaletin kalýn tabakalarý altýnda saklanan Ýslamý, ilerici ve harekete geçirici yönüyle gündeme getirmek büyük imani harekete dönüþtürmek lazýmdýr.

Eðitim ve öðretim kurumlarý, basýn dünyasý, sanatçýlar, þairler, yazarlar, bilim otoritelerimiz Batýnýn zevk, ahlak ve düþünce artýklarýný kullanan ve bu kültürü içselleþtiren, Batýnýn yeniçerilerinin saldýrýlarý karþýsýnda; bu aydýnlar, toplumun dindarlarýný ve özgürlük taraftarlarýný bir araya getirecekler ve insanýn ve Ýslam’ýn soyluluðunu birleþtireceklerdir.

Halký bu batýcý aydýnlarýn tuzaklarýndan, hurafelere bürünmüþ dindar görünenlerin etkisinden nesilleri kurtaracak ve yeni bir diriliþ þafaðýnýn müjdecisi olacaklardýr.

Bunlar, batý tarafýndan teslimi alýnmýþ okulun yerine, her evi, coðrafyanýn her metrekaresini onlar, okula dönüþtüreceklerdir. Týpký Ashab-ý Suffa gibi. Herkes birbirinin hocasý ve herkes birbirinin talebesi olacaktýr. Varsýn okul, çaðdaþ hurafelerine inat, bu aydýnlar araþtýrma ekipleri ve teblið ekipleri oluþturacaklarýdýr; ekonomi, felsefe, siyasal, fýkýh, mimari, estetik;

1.Ýslamý tanýma grubu
2.Tarih grubu
3.Ýslami bilim ve kültür grubu
4. Sosyal bilimler grubu
5. Ýslam ve edebiyat grubu

Eðitim Ekibi
Ýslamý tanýma
Kur'an’ý tanýma
Teblið ekibi
Sanat-edebiyat

Oluþturulan bu gruplar, ayný zamanda Batýnýn düþünce fatihlerini de okuyarak; "her sahteye düþman, her deðere dost" parolasý ile hareket edeceklerdir. 

Hummalý bir çalýþmaya, devrimci bir Ýslamý yeniden hâkim kýlmaya var mýsýnýz? Bu gruplarýn diploma derdi, kariyer derdi, atanma derdi olmayacak. Tek dertleri Ýnsan ve Ýslam olacaktýr.

Yeni bir dünya ve yeni bir insanlýk için yola çýkacaklara selam olsun.

Zinnur ÞÝMÞEK

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri