MEHMET SÜRMELÝ

ANA SINIFLARI VE YOGA EÐÝTÝMÝ

ANA SINIFLARI VE YOGA EÐÝTÝMÝ

Ana-babalar çocuklarýna erken yaþlardan itibaren ciddi bir din eðitimi vermeyecek olurlarsa onlarýn hayatlarýnda ve düþüncelerinde de sapmalar olabilir. Bu sapma iman alanýyla ilgiliyse ve dinin temel hükümlerinden birisini inkâra dayanýyorsa fýkýh dilinde bu sapmaya irtidat denir. Ýslam bilginleri irtidat olayýnýn gerçekleþmesi için bir zorlamanýn (ikrah-ý mülci) olmamasý,  kiþinin akýllý ve akli olgunluk içerisinde bulunmasýný þart koþmuþlardýr. [1] Ýþte burada Sabiyyi akilin (iyi ile kötünün ayýrýmýný yapan fakat ergenlik çaðýna ulaþmayan çocuk) durumuna deðinmek gerekir. Bu çocuklarýn imanlarý ve küfürleri geçerli midir? Çocuk olmalarý ve akli olarak tam bir olgunluk içerisinde bulunmamalarý meseleyi fukaha arasýnda tartýþýlýr hale getirmiþtir.

Ýmam Ebu Hanife ve öðrencisi Ýmam Muhammed b. Hasan eþ-Þeybani, sabiyyi akil denen temyiz çaðýndaki çocuðun Ýslam’ýný da irtidadýný da sahih saymýþlardýr. Hz. Ali ve çocukken Müslüman olan bazý sahabilerin Ýslam’ýnýn geçerli olmasýný da örnek olarak vermiþlerdir. Fakat çocuk, irtidat edecek olursa ona bir ceza verilemeyeceðini; Ýslam’ýn kendisine arz edilip öðretileceðini, hatta Müslümanlýða zorlanacaðýný söylemiþlerdir. [2]

Ebu Hanife’nin diðer öðrencisi Ebu Yusuf ise böyle bir çocuðun Ýslam’ýnýn geçerli fakat irtidatýnýn sahih olmadýðýný beyan etmiþtir.[3] Gerek Ebu Hanife ve arkadaþlarýnýn gerekse diðer imamlarýn görüþleri ve konu ile ilgili açýklamalarý ictihadidir. Ýsabet etmiþ de, etmemiþ de olabilirler. Eðer çocuklarýn durumu ile ilgili kanaatinde Ebu Hanife isabet etmiþ ise bu durum velilere aðýr bir yükümlülük getirmektedir. En çok sevdikleri bu varlýklarla; çocuklarý ile daha çok ilgilenmeleri gerekecektir. Hiçbir veli, Hz. Nuh’ tan kýymetli deðildir. Onun oðlu bile küfrü tercih ederek babasý ile olan velayet baðýný kopardýysa[4] bizim çocuklarýmýz da böyle bir durumla karþýlaþabilirler. Bundan dolayý çocuklarýn okuduklarý, baktýklarý, kullandýklarý iletiþim araçlarý, eðlence hayatlarý, arkadaþ çevreleri, eðitim ve öðretim kurumlarý, komþuluk iliþkileri vb. durumlar aileler tarafýndan iyi bilinmeli, kontrol edilmeli ve itikadi sapmalara karþý önlemler alýnmalýdýr. Aksi takdirde istemediði halde kâfir anasý- babasý da olabilirler.

Baþta, gerekli itikadi eðitimini almayan Müslümanlar olmak üzere, insanlýk dünya sisteminin kuþatmasý altýndadýr. Dünya sistemine karþý alternatif bir hayat tarzýný gerek dinî metinlerinde gerekse kültüründe barýndýrmayan Yahudi ve Hýristiyan milletinin sistemle itikadi ve ameli bir sorunlarý yoktur. Hatta sistem, kendi ürünleridir. Bu sistem, baskýn dünya siyasetinin etkisi ile Müslümanlara dayatýlmaktadýr. Birçok uluslararasý toplantýlarda kendi amentülerini deklare eden dünya sistemi, bu amentüye uymayan Ýslâm milletini hizaya getirmek için elinden gelen her þeyi yapmaktadýr. Bu çerçevede; daha demokrat, seküler ve liberal bir hayat tarzýna zorlanan Müslümanlar; insaný aþan tüm aþkýn deðerlere karþý da pozitivist bir yaklaþým ve inanca zorlanmaktadýrlar.

Neticede, hayatýn gerek geniþlik gerekse uzunluk alanlarýnda batýlý gibi düþünmeye ve yaþamaya baþlayan Müslümanlar (!) iman alanlarýný yüzdelemektedirler. Bu yüzdelemenin oraný hayatlarýný vahiy dýþý kurallarla anlamlandýrma alanlarýyla doðru orantýlýdýr. Daha açýk bir ifadeyle, modernitenin etkisinde kalýp hayatlarýna onunla anlam verenler politeist bir inanç biçimini tercih etmektedirler. Kur’an-ý Kerim bu konuya þu ayetle açýklýk getirmiþtir: “Ýnsanlarýn çoðu Allah’a, müþrik olduklarý halde inanýyorlar.”[5] Fakat halkýn yaþadýðý itikadi sapmalarýn nerelerde olduðunu ve buralardan çýkmak için itikadi tecdidin nasýl olmasýný hiçbir sivil âlim(!) ve akademisyen aðzýna bile almamaktadýr. Kur’an’ýn Ýslam itikadýna temel teþkil eden ayetlerini ve hükümlerini gündeme bile getirmemektedirler. “Isýndýralým, soðutmayalým” yaklaþýmýyla hakikat gizlenmekte ve politeist hayat tarzý onay almaktadýr. Dinin kurucusu Allah olduðuna göre, O’nun adýna söz söylemekten kaçýnýlmalý; fakat hakikatler de gizlenmemelidir. Hz. Lokman’ýn yaptýðý gibi hakikati söyleme eylemi erken dönemde baþlatýlmalýdýr. Ergenlik dönemiyle beraber çocuklar din seçiminde bulunup ideolojik bir imaný tercih ettiklerinde hakikati söylemek yetersiz kalmakta; Ýslâm dýþý din tercihinde bulunanlar sadece polemik yapmaktadýrlar. Vebal baþta anne-baba, devlet olmak üzere bütün Müslümanlaradýr. Zira yeryüzünde Ýslâm’dan uzaklaþan veya tanýyamayan herkesin hesabýný Allah Teâlâ bizden soracaktýr.

  Çocuklarýnýn daha ana sýnýflarýnda Budist eðitimi almasýna ses çýkarmayan veliler de bu dersin konulmasýna onay veren MEB yetkilileri de siyaset kurumu da bu yazýyý anlarlar ve gereðini yaparlar...

[1] Zuhayli, El fýkhul Ýslâmî, c. VI, s. 185-6
[2] el- Mavsýli,Abdullah b. Muhammed, el- Ýhtiyar, Çaðrý Yay, Ýst. 1980, c. V, s.148; Zuhayli, a.g.e, c.VI, s.185; Cezeri, El fýkhý ala mezahibil erbea, c. V, s.434
[3] Cezeri, a.g.e, c.V, s.435
[4] Bak: Hud 11/46 Ýman olmazsa en yakýnlarla bile velayet baðýnýn olmayacaðýna dair bknz: Tevbe 9/23-24
[5] Yusuf12/106

MEHMET SÜRMELÝ

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri