YUSUF YEÞÝLKAYA
OLGUNLAÞMAK ÜZERÝNE
OLGUNLAÞMAK ÜZERÝNE
"Yaþlanmak bir daða týrmanmaya benzer. Çýktýkça yorgunluðunuz artar, nefesiniz daralýr, ama görüþ açýnýz geniþler." diyor, Ingmar Bergman. Bu söze göre her yaþlýya saygý duymalý, her yaþlý sözünü ciddiye almalýyýz. Çünkü yaþ alan insanlarýn sözleri, deneyimlere dayanýr. Bu sözler, aþýrý tecrübe içerir. Yani öyle olmasý beklenir.
Oysa her yaþlý sözü, ayný ciddiyeti ve tecrübeye dayalý olma halini yansýtmýyor. Bazen çevremizde yaþlý baþlý insanlarýn boþ boþ konuþtuðunu, vara yoða her þeye sinirlendiðini, olur olmaz þeylere tepki gösterdiðini ve daha önemlisi yaþýna raðmen hiç olgunluk göstermediðine tanýklýk ederiz.
Bu durumda yaþ almak ile olgun tavýr sergileme tavrýnýn, birebir ayný þeyler olmadýðýný iddia edebiliriz. Daha doðru cümle kurmak gerekirse; “yaþlý insanlarýn, daha olgun davranmalarý beklenir. Ama her yaþlý insanýn, olgun davrandýðýný iddia edemeyiz”. Öyleyse olgun davranan insanlarýn özellikleri nelerdir? Gelin birlikte bu soruya cevap arayalým.
Ýnsanýz, nefis taþýyoruz. Bir tartýþma yaþadýðýmýzda, iletiþim kazalarý meydana geldiðinde; hemen karþýyý suçlama eðiliminde oluruz. Ve sloganýmýz hazýrdýr: “Ben haklýyým” Bu haklý olma çabasý öyle yoðun olarak ortaya çýkar ki, haklý olduðumuza herkesten önce kendimizi inandýrýrýz. Çünkü kendimiz inanmazsak, baþkalarýný inandýramayýz. Haklý olma çabasýnýn, içsel öfkemizi dindireceðini düþünürüz. Oysa haklý olduðumuza inanmak ve inandýrma çabamýz, öfkemizi yatýþtýrmaz, daha çok artýrýr. Örneðin bir trafik kazasý sonrasý taraflarýn birbirlerine yüksek sesle konuþmalarý, yani baðýrmalarý, karþý tarafý suçlamalarý, haklý olma çabasýnýn göstergesidir. “Ama o, ara yoldan çýkýyordu. Ama yol benim hakkýmdý. Ama onun durmasý gerekiyordu.” Çok duyduðumuz ifadelerdir. Hâlbuki insanýn baþýna bir iþ geldikten sonra hata sende olsa ne olur, onda olsa ne olur?
Olgun insan, yaþadýðý kazalarda, baþýna gelen iþlerde haklý çýkma çabasýna girmez. Bunun yerine süreci doðru yönetmeye çalýþýr. Krizi büyümeden çözmeye çalýþýr. Bunu yaparken de adil olmaya özen gösterir. Haklý olmaya çalýþýrken, insanlýðýný kaybetmez. Ýnsanlýktan çýkmaz. Býrakýn kimin haklý olduðuna yasalar karar versin. Vicdanlar karar versin. Ama iyi de karþý taraf çýðýrtkanlýkla haklý olduðuna inandýrýyor. Maddi ve manevi yaptýrýmlarla karþýlaþýyoruz. Haklý iken maðdur oluyoruz. Evet, bu durum bazen baþýmýza gelebiliyor. Ama unutmayalým ki, “Yanlýþ hesap, Baðdat’tan döner” diye bir atasözümüz var. Yani eninde sonunda gerçekler ortaya çýkacaktýr. Gerçeklerin mutlaka ortaya çýkmak gibi bir özelliði vardýr. Ama bu dünyada… Ama öbür dünyada…
On beþ yaþýnda bir ergenin karþýsýnda görünmeyen bir hayran kitlesi vardýr. Giyimi kuþamý, saçý baþý, konuþmasý susmasý, tavrý endamý hep el âlem içindir. Beðenilme arzusu, onay alma çabasý her zaman ön plandadýr. Ama bu yaþta, bu tavýrlar çok normaldir. Kanýn en deli aktýðý evredir. Deli fiþektir. Bu yaþta normal olan “el âlem ne der?” yaklaþýmýnýn, ilerleyen evrede bitmesi beklenir. Elbette yaþ almak her þey demek deðildir. Ama on beþ yaþýnda bir ergen ile kýrk yaþýnda bir insanýn hayata bakýþ açýsý ayný olamaz, olmamalýdýr da. Bir ergen dünyanýn merkezine kendisini koyarken, olgun davranabilen bir insan, dünyanýn var olduðunu, dünyanýn döndüðünü, hayatýn devam ettiðini ve kendisinin de bu dünyadan geçtiðini düþünür. Olgun düþünebilen insan, öyle dünyanýn merkezine falan kendisini yerleþtirmez. Ýlerleyen yaþýna raðmen, dünyayý ve tüm insanlarý kendi etrafýnda döndüren insanlar yok mu? Elbette var. Ýþte bunlar olgun düþünemeyen ve olgun davranamayan narþist kiþilerdir. Olgun insanlar, herkesin dediðine kulak asmaz. Yaptýðý her iþi “el âlem ne der” düþüncesi ile gerçekleþtirmez. Çünkü bunun sonu yok. Baþkalarýnýn beðenisine göre yaþayan insan, hiçbir zaman kendi hayatýný yaþamýþ olamaz.
Ýki üç yaþýnda bir çocuk, sürekli konuþur. Küçük çocuklarýn sözleri hiç bitmez. Gençlikte sözler azalsa da yine devam eder. Hele bir âþýk olmaya görsün. Çenesi düþer de düþer. Ýhanete uðrar, piþmanlýk yaþar. Dünyanýn sonu geldi zanneder. Enerji yüksektir. Siyasi yelpazenin neresinde olduðu önemli deðildir. Ama illa ki aksiyon olmalýdýr. Kuru laflara karný toktur. Çözüm olmalý, hemen olmalý. Oysa insan yaþ aldýkça, sözlerin yerini deneyimler alýr. Yaþanan deneyimler, sözlerdeki sivrilikleri alýr. Konuþurken daha ölçülü olmaya çalýþýr. Ýnsan olgunlaþtýkça, az konuþur, çok gözlem yapar.
Gençken haklý çýkmaya çalýþan insan, yaþ aldýkça kendi hatalarýný daha iyi görmeye baþlýyor. Gençken “sonuna kadar haklýyým” diyen insan olgunlaþtýkça “evet, yanýlmýþým” diyebiliyor. Gençken “ya siyah ya da beyaz” diye direten inatçý ruh hali, yerini “siyah ve beyazýn arasýnda gri ve tonlarý da var” demeyi öðreniyor. Ýþte bu yüzden hatalarýný kabul edebilmek, diðer insanlarýn ya da muhatabýn doðrularýný onaylayabilmek, olgunluk halidir.
Gençlik enerjisi ile hayatýn her anýnda aksiyon alan insan, yaþ aldýkça dinginleþmeye ve sükûnete özlem baþlýyor. Okulda, evde, sokakta, arabada sürekli hareket ve hýz; ilerleyen evrede yerini sessizliðe ve huzur arayýþýna býrakýyor. Çünkü insan doðasý gereði bir ömür, hýzlý ve gürültülü bir yaþam süremez.
Ýþin özü, her dönemin bir güzelliði var. Çocukluðun cývýltýsý, gençliðin heyecaný ve aksiyonu ne kadar güzelse; olgunluk döneminin deneyimleri ve huzur arayýþý da bir o kadar güzeldir. Gençliðin enerjisi ile yaþlýlýðýn tecrübesi doðru bir platformda birleþebilse, görün bakalým ne güzel iþler olur. O yüzden “gençler düþünebilseydi, yaþlýlar yapabilseydi” denir.
Önemli bir not: Olgun davranýþlar sadece yaþlý insanlara özgü deðildir. Her yaþ içinde, yaþýna göre olgun tutum gösterilebilir. Dikkat edilecek husus, on beþ yaþýn olgunluðu ile elli yaþýn olgunluðu kýyaslanmamalý ve karýþtýrýlmamalýdýr.
Yusuf YEÞÝLKAYA



Henüz Yorum yok