MEHMET SÜRMELÝ

DÜNYALIK ENDÝÞESÝ OLANLAR OKUMASIN!!!

DÜNYALIK ENDÝÞESÝ OLANLAR OKUMASIN!!!

Cihad ibadetiyle bu ibadeti yapan kimsenin kazanmýþ olduðu nitelik arasýnda büyük bir ilgi vardýr. Cihad insana þecaat/yiðitlik, yüreklilik, cesaret, kahramanlýk ve þehadet kazandýrýr. Bu nedenle, denilebilir ki þecaat tüm peygamberlerin temel niteliklerindendir. Allah (c.c.), korkak insanlardan peygamber göndermemiþtir. Peygamberlerinin sýfatlarýyla ahlaklanan ümmeti de, peygamberlere varis olan âlimleri de, Hz. Peygamber’e niyabeten ümmeti yöneten hakka Müslüman siyaset adamlarý da korkak olmamalýdýrlar.

En zor þartlarda insanlarýn direncini kýrmak ve ölüm endiþesiyle onlara korkaklýðý öðütlemek, münafýklarýn ve kâfirlerin davranýþ biçimi olduðu için Hz. Muhammed (s.), ümmetine þu uyarýyý yapmýþtýr: “Kim cihad etmez ve cihad etmeyi içinden bile geçirmezse, o kiþi münafýklýktan bir þube üzerine ölür.”[1] Çünkü münafýklar, korkak olduklarý gibi Müslümanlarý da korkutarak kendilerine benzetmek isterler.[2] Korkaklýk münafýklarýn iliklerine iþlemiþtir. Müslümanlarýn aldýðý Ýslâmî eðitime göre; “Allah (c.c.) yolunda bir deve saðýmý kadar cihad eden kiþiye cennet vacip olur.”[3] Ayný baðlamda Hz. Muhammed (s.a.v), “Allah’ýn rýzasýný kazanmak için çalýþýp gayret ederken ayaklarý tozlanan kimseye cehennem ateþinin haram olacaðý; dokunmayacaðý”[4] müjdesini vermiþtir. Ayrýca insanýn, niyetini halis hâle getirmek suretiyle “Allah yolunda yaptýðý bir sabah veya akþam yürüyüþü, dünya ve içindeki her þeyden daha hayýrlýdýr.”[5] buyurmuþtur.

Hz. Peygamber’in cesaret timsali olduðunu söyleyen Hz. Ali (r.), savaþlarda korktuklarý zaman onun arkasýna gizlendiklerini ifade etmiþtir. Hz. Muhammed (s.), herkes korkar cesaretini kaybederse, dünyaya kötülerin egemen olup hayatýn anlamsýz hâle geleceðini biliyordu. Bunun için, “Ýslâm’da, kesintisiz –ruhbaniyet[6] derecesinde- tek uðraþý cihadtýr.”[7] demiþ, insanlardan korkup çekinmenin kiþiyi hayrý ve doðruyu söylemekten men etmemesini þu þekilde açýklamýþtýr: “Ýnsanlardan korkmak ve çekinmek, sizden birisini, gördüðü veya bildiði bir hakký söylemekten engellemesin. Çünkü söylemiþ olduðu bu hak sebebiyle ne (belirlenmiþ) eceli yaklaþtýrýlýr,  ne de rýzký uzaklaþtýrýlýr.”[8] Bu rivayetle Peygamber Efendimiz, Müslümanlarýn zaferini engelleyen iki hastalýða; ölüm korkusu ve rýzýk endiþesine dikkat çekmiþtir. Cesareti övüp korkaklýðý yermesi bakýmýndan þu hadis oldukça önemlidir: “Hz. Peygamber bir defasýnda sahabilerine, ‘Sizden biriniz kendini küçük düþürmesin.’ deyince arkadaþlarý da ona ‘Kendimizi nasýl küçük düþürür, alçaltýrýz?’ sorusunu yöneltmiþlerdir. Bunun üzerine Resulullah; “Kiþi, Allah için konuþmasý gereken bir yerde konuþmazsa, Allah Teâlâ ona kýyamet gününde, konuþmasý gereken yerde konuþmadýðýnýn nedenini sorar, o da ‘Ýnsanlardan korktum.” der, Yüce Allah da o kiþiye: En çok korkman gereken ben deðil miydim?”[9] buyurur. Hak uðrunda konuþmamanýn neticesi, hadisi þerifte hem þahsiyet zaafý hem de kýyamet gününde tüm insanlarýn önünde mahcubiyet olarak tanýtýlmýþtýr.

Hz. Peygamber; “Ýnsanlar korkak davranýr ve her türlü ahlaksýzlýða kayýtsýz kalýrlarsa, içlerinde çok mükemmel insanlar da olsa yine de ilahî cezanýn gelebileceðini”[10] belirtmiþ ve herkesi þu sözleriyle uyarmýþtýr: “Bir toplumun içerisinde (aleni olarak) Allah’a isyan içeren davranýþlar iþlenir ve gücü yeten kimseler de bunlara engel olmazlarsa, Allah (c.c.) umumi bela ve musibetler verir.”[11] Ayný gemide yaþayan insanlar[12] kötülüklere, ahlaksýzlýklara, fuhþa, uyuþturucuya, öldürme ve yaralamalara göz yumarlarsa “gemi su alýr”[13] ve bela da ortak olarak herkese birden gelir. Bu belalardan kurtulmanýn yolu, her Müslüman’ýn cesaretini kuþanarak en yakýnýndan baþlayýp[14] komþularýna doðru açýlmak suretiyle Ýslâm’ýn güzelliklerini duyurmalarýdýr.[15]

Hz. Muhammed (s.) gibi cesaretli olmak; hakkýn ve haklýnýn yanýnda olmak ve yaþanabilir bir dünyayý kurabilmek için gayret etmektir. Zalimin adresini önemsemeksizin zulme karþý olmak, Muhammedî duruþtur. Kimseyi tahrik etmeden ve kargaþaya meydan vermeden, millet olmanýn güvenlik alanlarýný garantiye almak için insan olmanýn sorumluluðunu yerine getirebilmek, gerçek ve bilinçli þecaattir.

​​​​​​​[1] Nesai, Cihad, Had. no: 2, VI, 8.

[2] Konuyla ilgili bkz: Âl-i Ýmran 2/154, 156, 168.

[3] Nesai, 25, Cihad, Had No: 25, VI, 25, Abdurrezzak, Musannef, no: 9534, V, 253.

[4] Ahmed, Müsned, III, 367; Nesai, Cihad, 25, Had. no: 9, VI, 14.

[5] Abdurrezzak, Musannef, Had. no: 9542, V, 259; Müslim, 33, Ýmare, 30, Had. no: 1881, II, 1500; Nesai, Cihad, 25, Had. no: 11, VI, 15.

  [6] Burada ruhbanlýða bir övgü yoktur. Cihadýn devamlýlýðý bir benzetmeyle anlatýlmýþtýr. Dille ilgili bir anlatým biçimidir.

[7] Ahmed, Müsned, III, 266.

[8] Ýbn Mace, Fiten, 20, Had. no: 4007, II, 1328; Ahmed, Müsned, III, 51.

[9] Ahmed, Müsned, IV, 268.

[10] Malik, 56, Kelam, 8, II, 991.

[11] Ýbn Mace, Fiten, Had. no: 4009, II, 1329.

  [12] Ayný gemi örneði Müslümanlarý bozuk ve kaptanlarýnýn kendileri olmadýklarý gemilere razý olmalarý anlamýna gelmez. Müslümandan istenen gemiye sahip olmalarý, dümeni ellerine almalarý ve hain saldýrýsýndan kendi gemilerini kurtarýp gemiyle ilgili kurallarý da kendilerinin koymalarýdýr.

[13] Ahmed, Müsned, IV, 268.

[14] Þuara 26/214.

[15] Ýbn Kesir, Camiu’l-Mesanid, Daru’l-Fikr, Beyrut trsz, I, 36.

MEHMET SÜRMELÝ

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri