ÝBRAHÝM ERKAM

ÝNSAN VE ÞEYTANÝ CÝN

ÝNSAN VE ÞEYTANÝ CÝN

Bu yazýmýzýn baþlýðýný þeytani cin koymamýzýn sebebi, nasýl ki insan, melek, cin, hayvan vs. varlýklarýn ana baþlýðýdýr. Þeytan da cin ana baþlýðýndan olup cinlerden bir varlýk türüdür. Kehf Suresi 50. Ayet'te mealen Allah, þöyle buyurdu: “Hani biz meleklere, “Âdem’e secde edin” demiþtik; Ýblisten baþka hepsi secde ettiler. O cinlerdendi, rabbinin emrinden dýþarý çýktý. Þimdi siz, beni býrakýp da onu ve onu izleyenleri mi dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düþmanýnýzdýr. Zalimler adýna bu ne kötü bir tercih!” (Kehf, 50)

Bu ayet, þeytanýn cinlerden oluþundan ve Allah’ýn huzurundan kovuluþundan bahsediyor. Ýblis, ilk þeytani cin olarak, þeytanlarýn atasýdýr. Burada Allah, meleklere ve orada bulunanlara secde etmeyi emretti.  Hepsi secde etti fakat Ýblis, büyüklenerek secde etmedi. Burada Ýblisin secde etmeyiþinin gerekçesini mealen þu ayetle öðreniyoruz:

“Allah buyurdu: “Ben sana emretmiþken seni secde etmekten alýkoyan nedir?” (Ýblîs), “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateþten yarattýn, onu çamurdan yarattýn” dedi.” (A’raf,12)

Bu ayete yoðunlaþtýðýmda ilk olarak  Allah’ýn þeytanla bu þekilde iletiþim kurmasý beni çok etkilemiþti. Yaratan ve  yöneten kudret olarak Rabbimiz, bir emir verdi ve  Ýblis de buna karþý gelerek, emre itaat etmedi. Hiç soru sormadan direk kovabilirdi huzurundan. Bugün bir amir veya bir patron bile çalýþanýný hata yaptýðýnda hemen iþten kovabiliyor. Rabbimizin bu ve benzeri ayetlerle bize iletiþim ahlakýný öðrettiðini düþünüyorum.

Allah, Ýblise “niçin secde etmediðini ”sorduðunda “kendisi ateþten yaratýldýðýndan dolayý topraktan yaratýlan Âdem’e secde etmediðini” söyledi. Kendisini insandan üstün görüp, kibirlenerek Allah’a karþý çýktý. Görülüyor ki kibirlenmek, kendini üstün görmek, kýskançlýk, ilk þeytani harekettir. Ve Allah’a kulluðu engelleyen en büyük þeytani harekettir.

Sonrasýnda, Sad Suresi’nde geçtiði üzere Allah ile þeytan arasýnda mealen þu diyalog geçti:

“Allah, “O halde çýk oradan!” dedi; “Sen artýk kovuldun!

Muhakkak ki kýyamet gününe kadar lanetim senin üzerine olsun!”

“Rabbim! Öyleyse insanlarýn yeniden diriltileceði güne kadar bana mühlet ver” dedi.

Allah, “Mâlum vakte kadar mühlet verilmiþ olanlar arasýndasýn” buyurdu.

Ýblîs, “Senin izzetine andolsun ki , içlerinden ihlaslý kullarýn hariç, insanlarýn topunu kesinlikle yoldan çýkaracaðým” dedi.

Allah buyurdu: “O zaman gerçek -ki ben hep gerçeði söylerim- þudur:

Kesinlikle ben cehennemi, sen ve bütün sana uyanlarla dolduracaðým!”” (Sad, 77-85)

Þeytanýn bu azgýnlýðýndan sonra Allah, þeytana kýyamete kadar insanlarý saptýrma hususunda mühlet verdi. Fakat Ayet’te geçtiði üzere “ihlaslý kullarýný” asla saptýramayacaðýný belirtti. O zaman, þeytana karþý manevi olarak en dirençli olacak ve tuzaðýna düþmeyecek kullar, Allah’a ihlas ile kulluk yapanlar; yaptýðýný sadece Allah için yapan kullardýr. Ardýndan þeytan, A’raf Suresi’nde geçtiði üzere insanlarý nasýl saptýracaðý ile ilgili mealen þu ifadeleri kullandý:

“Ýblîs dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karþýlýk, ant içerim ki, ben de onlarý saptýrmak için senin doðru yolunun üstüne oturacaðým.

Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarýndan, saðlarýndan, sollarýndan sokulacaðým ve sen onlarýn çoklarýný þükredenlerden bulmayacaksýn.”

Allah buyurdu: “Haydi, yerilmiþ ve kovulmuþ olarak oradan çýk! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracaðým!” (A’raf, 16-18)

Bu yazýmda þeytaný tanýmaya ve þeytanýn insanla olan iliþkisini anlamaya çalýþtýk. Öncelikle Kýyamete kadar apaçýk düþmanýmýz olan þeytaný ve tuzaklarýný iyi tanýmalýyýz. Bu konuda hassas davranmak, bizi ihlaslý olma ve günahtan uzak durma hususunda da hassas olmaya sevk edecektir vesselam.

 

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri