Salih Sedat ERSÖZ
Filistin’in Ýþgal Tarihçesi: 1897'den Bugüne (2)
1964 - FKÖ'nün kuruluþu
1964'de Kudüs'te kurulan Filistin Kurtuluþ Örgütü (FKÖ) Arap devletleri tarafýndan tanýndý ama bu devletlerin her biri FKÖ'nün kendi kontrollerinde kalmasýný istiyordu. Ama Filistinliler gerçekten baðýmsýz bir örgüt istiyordu. 1969'da örgütün baþkanlýðýný ele geçiren Yaser Arafat'ýn amacý da buydu. Kendisine baðlý, beþ yýl önce gizli olarak kurulmuþ El Fetih örgütü, Ýsrail'e karþý operasyonlarýyla ün kazanýyordu. El Fetih savaþçýlarý, 1968'de Ürdün'de Ýsrail birliklerine aðýr kayýplar verdirdi.
1967 Savaþý
Ýsrail ve Araplar arasýnda artan gerginlik, 5 Haziran 1967'de baþlayan 6 Gün Savaþlarý'na yol açtý. Orta Doðu anlaþmazlýðýnýn çehresi bu altý günde deðiþti.
Ýsrail; Mýsýr'dan Gazze ve Sina Yarýmadasý'ný, Suriye'den de Golan Tepeleri'ni aldý. Ürdün güçlerini de Batý Þeria ile Doðu Kudüs'ten çýkardý. Mýsýr'ýn güçlü hava kuvvetleri, savaþýn ilk günü saf dýþý býrakýldý. Toprak kazanýmlarý Ýsrail'in kontrolündeki alaný iki katýna çýkardý.
1973 Yom Kippur Savaþý
Yom Kippur, yani "Kefaret Günü", Yahudilerin en önemli dini bayramý. 1967'deki savaþta kaybettikleri topraklarý diplomatik yollardan geri alamayan Mýsýr ve Suriye, 1973'teki Yom Kippur bayramý sýrasýnda Ýsrail'e karþý taarruza giriþti. Bu çarpýþmalar, Ramazan Savaþý diye de anýlýr.
Baþlangýçta Mýsýr ve Suriye, Sina ve Golan Tepeleri'nde ilerleme kaydettiler. Üç hafta süren çarpýþmalar sonunda bu durum deðiþti. Sonuçta Ýsrail bazý yerlerde 1967'deki ateþkes hattýnýn da ötesine geçti. Ýsrail güçleri Golan Tepeleri'ni aþarak Suriye içinde ilerlemeye baþladý. Gerçi sonradan bu topraklarý býraktýlar. Mýsýr'da da, Ýsrail güçleri toprak kazandýlar, Süveyþ Kanalý'nýn batý yakasýna geçtiler. ABD, Sovyetler Birliði ve BM, diplomatik müdahalelerle ateþkes anlaþmasýna varýlmasýný saðladý. Mýsýr ve Suriye, toplam 8 bin 500 asker kaybetti. Ýsrail'in can kaybý ise 6 bindi.
Savaþ sonunda Ýsrail; askeri, diplomatik ve ekonomik destek açýlarýndan ABD'ye daha da baðýmlý hale geldi. Savaþýn hemen ardýndan Suudi Arabistan, Ýsrail'i destekleyen ülkelere petrol ambargosu baþlattý. Petrol fiyatlarý bütün dünyada hýzla yükselirken küresel nitelikte bir ekonomik kriz baþ gösterdi ve ambargo Mart 1974'e kadar sürdü. Ekim 1973'te, BM Güvenlik Konseyi, 338 sayýlý kararý aldý. Bunda, taraflardan, bir an önce çarpýþmalarý durdurmalarý ve müzakerelere baþlamalarý isteniyordu.
1974 Arafat'ýn BM'ye ilk gidiþi
Filistin'in tamamýný kurtarmak için mücadele veren FKÖ'nün lideri Arafat, BM'de barýþçý çözümü savunduðunu anlatan ilk konuþmasýný yaptý. Siyonist projeyi kýnadý, ama ekledi: "Bugün bir elimde zeytin dalý, bir elimde kurtuluþ savaþý veren birinin silahý var. Zeytin dalýný düþürmeyin."
Bu konuþma, Filistinlilerin uluslararasý tanýnma çabalarýna büyük katký saðladý. Bir yýl sonra ABD Dýþiþleri Bakanlýðý'ndan Harold Saunders, Arap - Ýsrail barýþý müzakere edilirken Filistin halkýnýn meþru çýkarlarýnýn da hesaba katýlmasý gerektiðini söylüyordu.
1977 - Ýsrail'de saðýn yükseliþi
Ýsrail'in 1948'de kuruluþunda Ýrgun ve Lehi gibi aþýrý gruplarýn katkýsý büyüktü. Ama bu örgütlerin mirasçýsý Herut (sonradan Likud adýný alýyor) Partisi, 1977'ye kadar hiçbir seçim kazanamadý.
Ýsrail siyaseti bu tarihe kadar sol kanattaki Ýþçi Partisi'nin hâkimiyetindeydi. Likud ideolojisi, Ýsrail idaresinin Ýngiliz mandasýna dâhil olan bütün topraklara, yani Ürdün de dahil Kutsal Kitap'ta anlatýlan "Büyük Ýsrail'e" yayýlmasýný savunuyordu.
Eski Ýrgun lideri Menahem Begin baþkanlýðýndaki yeni hükümet, Batý Þeria ile Gazze Þeridi'nde yerleþim açmayý hýzlandýrdý. Amaç 1967'de kazanýlan topraklarý ileride geri vermemek için gerekçeler saðlamaktý. Tarým Bakaný Ariel Þaron bu faaliyetleri körükledi; Þaron 1981'e kadar yerleþimlerle ilgili bakanlar komisyonunun baþýndaydý.
1979 - Ýsrail ve Mýsýr barýþý
Mýsýr Cumhurbaþkaný Enver Sedat 19 Kasým 1977'de Ýsrail'e uçup Knesset'te, yani parlamentoda konuþma yapýnca dünya þaþkýna döndü. Ýsrail'i tanýyan ilk Arap lider Enver Sedat oldu. Mýsýr ve Ýsrail, 1978'de Camp David anlaþmalarýný imzaladý. Metinde Orta Doðu'da barýþýn çerçevesi çiziliyordu ve buna Filistinlilere sýnýrlý özerklik verilmesi de dâhildi. Ýkili barýþ anlaþmasýný da Sedat ile Begin Mart 1979'da imzaladýlar. Sina yarýmadasý Mýsýr'a geri verildi. Mýsýr, Ýsrail'le kendi baþýna pazarlýða giriþtiði için Arap devletleri tarafýndan boykota uðradý. Enver Sedat 1981'de kendi ordusundaki Ýslâmcý güçler tarafýndan öldürüldü.
1982 - Ýsrail Lübnan'ý iþgal ediyor
Ýsrail, Lübnan sýnýrýna yakýn yerleþim birimlerini saldýrýlardan korumak amacýyla bu ülkenin güneyine asker soktu. Savunma Bakaný Ariel Þaron orduyu baþkent Beyrut'a kadar götürdü. FKÖ'yü bu ülkeden çýkardý. Sina'daki son Ýsrail birliklerinin geri çekilmesinin üzerinden daha iki ay bile geçmemiþti. Ýsrail birlikleri Beyrut'a aðustos ayýnda vardý. Yapýlan ateþkes anlaþmasý uyarýnca FKÖ milisleri çekilince, Filistin mülteci kamplarý savunmasýz kalmýþtý. Ýsrail ordusu 15 Eylül’de Batý Beyrut'u iþgal etti.
16 Eylül'den 18 Eylül'e kadar, Ýsrail'le ittifak yapan Hýristiyan Falanjistler, Sabra ve Þatilla kamplarýnda yüzlerce Filistinliyi öldürdü. Neredeyse bir asrý bulan Ortadoðu mücadelesindeki en katlý katliamlardan biriydi bu… 1983'te Ýsrail'de yapýlan bir soruþturma, Þaron’un katliama göz yumduðuna hüküm vermiþti. Þaron, savunma bakanlýðýndan baþka bir göreve geçti. Sabra ve Þatilla katliamlarý Ariel Þaron hakkýndaki ''savaþ suçlusu'' iddialarýnýn kaynaðý olmuþtu.
1987 - 1993 Ýntifada
Ýsrail iþgaline karþý intifada, yani kitlesel ayaklanma Gazze Þeridi'nde baþladý. Kýsa sürede Batý Þeria'ya yayýldý. Protestolar, sivil itaatsizlik þekline büründü. Genel grevler düzenlendi, Ýsrail ürünleri boykot edildi, duvarlara yazýlar yazýldý ve yollarda barikatlar kuruldu. Ama uluslararasý ilgi toplayan protesto þekli, aðýr silahlarla donanmýþ Ýsrail askerlerine taþ atan Filistinlilerdi. Ýsrail ordusu atýlan taþlara silahla karþýlýk verdi. Çok sayýda Filistinli sivil hayatýný kaybetti. 1993'e kadar süren protestolarda toplam can kaybý bini aþtý.
1988 - FKÖ barýþa kapýyý açýyor
Ýsrail, büyük askeri gücüne raðmen 1987'de baþlayan intifadayý durduramýyordu. Eylemleri Ýsrail iþgali altýnda yaþayan Filistinlilerin tamamý destekliyordu. 1982'de Lübnan'dan çýkarýldýktan sonra Tunus'a yerleþen FKÖ için de bu ayaklanma tehlike iþaretiydi. Filistin devrimi hedefine dönük mücadelede dikkatler, FKÖ ve diaspora yerine iþgal topraklarýna dönmüþtü. FKÖ baþrolü kaybedebileceðini düþünmeye baþladý.
Sürgündeki hükümet iþlevi gören Filistin Ulusal Konseyi, Kasým 1988'de Cezayir'de toplandý ve 1947'deki Birleþmiþ Milletler kararýnda yer alan ''iki devlet'' çözümünü kabul etti. Oylamada kabul edilen kararda ayrýca terörizm kýnanýyor, BM Güvenlik Konseyi'nin 242 sayýlý kararýna dayalý müzakere isteði dile getiriliyordu. 242 sayýlý karar, ayrýca 1967'de, Ýsrail'in ele geçirdiði topraklardan çekilmesini öngörüyor.
ABD, FKÖ ile diyaloða giriþti. Ama Ýsrail hala FKÖ'yü terör örgütü olarak görüyor, muhatap almak istemiyordu. Bunun yerine Ýsrail Baþbakaný Yitzak Þamir, kendi kaderini tayin hakkýna iliþkin bir anlaþmaya varýlmadan önce iþgal topraklarýnda seçim yapýlmasýný önerdi.
https://www.konyayenigun.com/filistinin-isgal-tarihcesi-1897den-bugune-2



Henüz Yorum yok