YUSUF YEÞÝLKAYA
ELEÞTÝRÝ ADABI
ELEÞTÝRÝ ADABI
Ýnsan olarak hiç birimiz noksansýz deðiliz. Her birimiz, kendi dünyamýzda eksiklerimizle malumuz. Eksiklerimizi gidermeye çalýþtýkça, noksanlarýmýzýn farkýna varýyoruz. Týpký öðrenmeye çalýþtýkça ne kadar az þeyi biliyor olduðumuzun farkýna vardýðýmýz gibi. Ama olsun… Farkýnda olmak, bir yerlerden baþlamak da güzel deðil mi? Elbette güzeldir. Zaten farkýnda olmak kazanmaktýr. Farkýnda olmak derken… Her þeyin farkýnda olmak. Kendimizin, diðer insanlarýn, diðer canlýlarýn, evrenin, cansýzlarýn… Ve canlý ve cansýz her þeyi yoktan var edenin, farkýna varmak…
Ýnsan farkýna vardýkça, eksiklerini gördükçe, gözü hep eksiklerde kalýyor maalesef. Fakat sadece kendi eksiklerimiz deðil, baþkalarýnýn noksanlarýný da görüyoruz. Bir noktadan sonra sadece baþkalarýnýn hatalarýný ve noksanlarýný görüyoruz. Haþa kendimiz mükemmelmiþiz gibi aklýmýz, fikrimiz, ilgimiz, odaðýmýz sürekli baþkalarýný eleþtirmekle meþgul oluyor. Evet, eleþtiri kýymetli bir kavram. Doðru zamanda, doðru zeminde ve doðru üslupla yapýldýðýnda; hem eleþtirene hem eleþtirilene katký saðlar. Yoksa sadece eleþtirmiþ olmak için yapýlan eleþtiri, kimseye katký saðlamadýðý gibi taraflarýn gönlünü incitmekten baþka bir sonuç vermez.
Sadi Þirazi der ki, “yanlýþ üslup, doðru sözün celladýdýr”. Eleþtiri yapmadan önce bir özeleþtiri yapmak çok yararlý olur. Örneðin eleþtireceðim konuda benim durumum, yeterliliðim nedir? Bu eleþtirinin taraflara yararý olur mu? Söylemesem daha iyi olurdu demek yerine söylemeden önce düþünmek daha anlamlý ve kýymetli olur. Peki, hiç mi eleþtirmeyeceðiz? Aðzýmýzý açýp hiçbir þey söylemeyecek miyiz? Tabii ki, söyleyeceðiz. Ama bunun bir yolu yordamý olmalý.
Öncelikle eleþtirimiz, þahsiyete deðil davranýþa yönelik olmalýdýr. Eþimiz, çocuklarýmýz, çalýþma arkadaþlarýmýz ya da diðer insanlar için: “seni beðenmiyorum” demek baþka bir þey. Bunun yerine “senin þu davranýþýný beðenmiyorum” demek baþka bir þey. Davranýþa yapýlan eleþtiri kabul edilir. Ama kiþiliðe yapýlan eleþtiri tolere edilmez.
Eleþtirimiz asla küfür ya da hakaret içermemelidir. Eleþtiri ile hakareti ayný tabaða koyamayýz. Ýkisi çok farklý þeylerdir. Yaþý ve pozisyonu ne olursa olsun, herkes bunu ayýrt edebilir. Eleþtiri, muhatabýmýzýn geliþimine katký saðlarken; hakaret, muhatabýmýz ile aramýzdaki gönül köprülerini yýkar. Unutmayalým ki, hiçbir gönüle girerken, kapýlarý kýrarak giremeyiz. Hatta gönül kapýsý içeriden açýldýðý için, sahibinin rýzasý olmadan misafir bile olamayýz.
Eleþtiri, topluluk önünde yapýlmamalýdýr. Topluluk önünde yapýlan eleþtirinin, eleþtirilen kiþiye ya da eleþtirene yararý olmaz. Topluluk önünde yapýlan eleþtirilerde, eleþtiren kiþi konu ile ilgili yetkinliðini ispat etmeye çalýþýrken, muhatabýn noksanlýðýný göstermeye çalýþýr. Bu durum bir güç savaþýna dönüþebilir. Samimi eleþtiriler, muhatap yalnýz iken özel ortamlarda yapýlýr. Nezaket kurallarý ihlal edilmeden gerçekleþtirilir.
Yapýlan eleþtiri, muhatabýna katký saðlamalý ve bir yanlýþlýðý, eksikliði gidermelidir. Kimseye faydasý olmayan, taraflarýn birbirine üstünlük saðlamaya çalýþtýklarý eleþtiri ortamý, eleþtiri deðil polemik olur. Gönül köprüleri yýkýlýr, dostluklar bitirilir. Oysa þu fani âlemde biriktirilmesi gereken en önemli kavram dostluktur. Dost biriktirmek, biriktirdiðimiz dünyalýklar yanýnda en kýymetlisidir.
Eleþtiride 30 saniye kuralý unutulmamalýdýr. Bu teknik bir ayrýntýdýr. Bir eksiðini veya hatasýný eleþtirdiðimiz muhatabýmýz, bu eksik ya da hatayý 30 saniyede düzeltebilir mi? Örneðin birlikte yemek yediðimiz arkadaþýmýzýn diþinde maydanoz atýklarý olduðunu düþünelim. Kimseye belli etmeden yavaþça arkadaþýmýza söyleriz ve o da uygun bir ortamda bunu düzeltebilir. Arkadaþýmýzýn diþindeki maydanozu alma süresi otuz saniyeyi geçmez. Diþini temizler, mutlu olur, teþekkür eder. Olumsuz örneðimiz, uzun zamandýr karþýlaþmadýðýmýz bir arkadaþýmýzla ilk karþýlaþtýðýmýzda “ya sen kilo mu aldýn?” demek ortamý germekten, arkadaþýmýzý üzmekten baþka bir iþe yaramaz. Gerçekten kilo almýþ olsa bile aldýðý kilolarý otuz saniyede veremez. Muhatabýmýzýn morali bozulur, ortamýn neþesi kaçar, dostluklar yýpranýr.
Eleþtiri, önyargýsýz olmalý. Daha önceden bildiðimiz ve eksik olarak deðerlendirdiðimiz hususlarý, ýsýtýp ýsýtýp muhatabýn önüne koymak doðru deðildir. Ya da “ben onu biliyorum zaten. O hep kusurlu yapar.” Önyargýsý ile yola çýktýðýmýzda yanýlmýþ olabiliriz. Özür dilememek için, özür dilenecek söz ve davranýþlardan kaçýnmak lazým.
Ýnsan olmamýzdan kaynaklý olarak, hep gördüklerimizle yargýlarýz. Ama bir de görünenin arkasý vardýr. Zahirde görünen ile gerçekte olan farklý olabilir. Hemen ilk gördüðümüz ile deðerlendirme yapýp eleþtirmek, anlamadan dinlemeden yargýlamak doðru deðildir. Ýki dinleyip bir söylemek gerek derken büyüklerimiz, iyi niyeti ve sükûneti önermiþ olmalýlar. Aceleci davranmak, her zaman doðru sonuç vermeyebilir.
Eleþtirilerimiz, çözüm önerisi sunmalý. Yanlýþ yapýyor, söyledik tamam. Eksik yapýyor, söyledik tamam. Peki, bunun doðrusu ne? Eksik veya hatalý olan söz ve davranýþlar, nasýl düzeltilebilir. Bunun kaygýsý ile eleþtiri yapýlmalý. Namazda yanlýþ okuyan imam efendiye, hatalý olduðu yer belirtilirken, doðrusu da söylendiðinde yararlý bir iþ yapýlmýþ olur.
Eleþtirimiz, kendi alanýmýzda olmalý. Ehliyet sahibi olduðumuz ve kesin bildiðimiz konular üzerinde, nezaket kurallarý içinde ve dozunda eleþtiri yapabiliriz. Yetkin olmadýðýmýz ve kulaktan dolma bilgilerle eleþtiri yapmak doðru olmaz.
Son olarak eleþtiride sandviç tekniði iþe yarayabilir. Sandviçin altýnda ekmek yer alýr. Ekmeðin üzerine domates, peynir, biber vs. konulur. Sonra tekrar ekmek ile kapatýlýr. Eleþtiri yapýlýrken de direkt olarak eleþtiriye konu olan söz veya davranýþ söylenmez. Önce güzel bir özelliði söylenir. Gönlü alýnýr. Bu hazýrlýktýr. Sonra eleþtireceðimiz konu belirtilir. Hatalý kýsým ifade edilirken doðru olaný da eklenir. Sonra tekrar güzel bir davranýþý belirtilerek eleþtiri, uzatýlmadan sonlandýrýlýr.
Eleþtirilmek, nefsimize hoþ gelen bir davranýþ deðildir. Hele de ehil olmayan, konuyu bilmeyen insanlar tarafýndan nezaket dýþý bir üslup ile yapýlýyorsa. Dahasý eleþtiri yapayým derken, hakaret ediliyorsa bu bizi gerçekten üzer ve öfkelendirir. Unutmayalým ki, bize hoþ gelmeyen diðer insanlara da hoþ gelmez. Ölçülü, dozu iyi ayarlanmýþ, önyargýsýz ve bize katký saðlayan eleþtiriyi hazmedebiliriz. O halde biz de empatik davranmalý ve eleþtiri yaparken çok dikkatli davranmalýyýz.
Yusuf YEÞÝLKAYA
yusufyesilkaya@gmail.com



Henüz Yorum yok