Seyfullah KAPLAN

Filistin..!, Mescid-i Aksa..!, Kudüs..!, Ýsrail..!

Bismillahirrahmanirrahim…. Rahman ve Rahim olan Allah(cc) ‘ýn adýyla… Bizi tüm mahlûkatýn içinde önce ‘’insan’’, bir baþka ifadeyle ‘’Eþref’i Mahluk –Yaratýlmýþlarýn en þereflisi ‘’olarak yaratan, yoktan var eden varlýðýndan haberdar eden Alemlerin Rabbý yüce Allah’a (cc) hamd… Onun son peygamberi, birileri seksen milyonun karþýsýnda ölüm yýl dönümlerinde ‘’bizi ümmet olmaktan kurtaran…!’’ diye ümmet olmayý kabul etmese de ümmeti olmaktan þeref duyduðum Peygamberime. Onun aal ve ashabýna sonsuz salat ve selam….!

Yine Filistin, Mescidi Aksa ve Kudüs’ü kedisine dert edinen, bunlarýn özgürlüklerinin özlemini çeken tüm dostlara selam olsun. 15 Kasým ve 20 Kasým tarihlerini içine alan 5 günlük bir Kudüs turunun içinde bulundum elhamdülillah. Satýrlarýmýn baþýnda bu turu düzenleyen, emeði geçen baþta Cihannüma ve Betülmakdis Derneklerinin Kayseri Baþkaný, çok sevdiðim, 28 Þubat döneminde tanýdýðým çok deðerli dostum Av. Fevzi KONAÇ bey olmak üzere Sýla Turizme, rehber arkadaþlara hasýlý emeði geçen herkese teþekkürü kendime bir borç bilirim.

Baþta böyle bir yazý yazmayý aklýmýn ucundan geçirmediðimi ifade etmek isterim. Zira yazmayý çok seven biri deðilim. Lise yýllarýmda da kulaklarý çýnlasýn Rükneddin Demirbaþ hocamdan kompozisyon yazýlýlarýmdan on üzerinden en fazla  6 veya çok nadir de olsa 7 den fazla not aldýðým olmamýþtýr. Bu da bir itirafým olsun. Fevzi Baþkan yol arkadaþým, Kayseri tabiri ile ýrafýðým, yirmi beþ yýllýk oturma arkadaþým Av. Mustafa Ýlhan beyle ikimize ‘’Hocam Mustafa Bey’le ikinizden Kudüs’ten Kayseri dönüþü duygularýnýzý ve hislerinizi anlatan bir yazýyý mutlaka istiyorum’’ diye bir görev verdiði için yorgunluðumu atmadan, hissettiðim duygularým yatýþmadan önce hemen bilgisayarýn baþýna oturdum. On parmak daktilom da olmadýðý için harflere þehadet parmaklarýmla tek tek basarak, bir görev bilinciyle hiçbir yere müracaat etmeden, alýntý yapmadan beþ günlük hislerimi ve duygularýmý hatýrladýðým kadarýyla yazmaya çalýþacaðým. Rabbim beni utandýrmasýn.

Böyle bir ziyareti sadece bir tatil ve turistik bir ziyaret niyetiyle gezen bir kimse için baþlýk olarak attýðým kelimeler hiçbir anlam ifade etmez. Çok þükür ki yaþlýsý, genci, çocuðu, bayaný ile yaklaþýk yüz elli kiþilik bir gurubumuz vardý. Hepsinin ayni özlemi çektiklerini yüzlerinden anlamak mümkündü. Allah(cc)hepsinden razý olsun. Mükemmel bir uyum içinde olan bir guruptu.

Bu kadar bir girizgâhtan sonra Kudüs, Filistin, Mescid’i Aksa ve Ýsrail isimlerinin benim için ne anlama geldiðini anlatabilmem için yaklaþýk elli yýl öncesine, evet yarým asýrlýk bir tarih öncesine gitmek istiyorum. Yanlýþ hatýrladýðým isim ve tarihler olursa okuyucularýmdan özür dilerim. Yýl 1973 veya 74 Ýmam-Hatip Okulu iki veya üçüncü sýnýf öðrencisiyim. Kayseri’de büyük bir yürüyüþ düzenlenmiþti. ‘’ÝSRAÝL’Ý TELÝN’’ yürüyüþü. Yürüyüþü düzenleyen; þahsen içinde bulunduðum, dünya görüþümü edinmem de çok katkýsý olan Allah(cc) rahmet eylesin Milli Görüþ Teþkilatýnýn lideri ve yaþamý boyunca Siyonistlerin korkulu rüyasý olan Rahmetli Erbakan Hocamýn Genel Baþkanlýðýný yaptýðý Milli Selamet Partisi idi. Yürüyüþ, eski terminalin oradan baþlayýp þu anda Melikgazi Belediyesinin bulunduðu yerdeki eski Bünyan garajýnda bitecekti. Bu yürüyüþ gerçekten bu konuda o güne kadar düzenlenen belki de en geniþ katýlýmlý en büyük yürüyüþ idi. En azýndan benim o güne kadar katýldýðým en büyük yürüyüþ idi. ‘’FÝLÝSTÝNE ÖZGÜRLÜK, KAHROLSUN ÝSRAÝL’’ sloganlarý adeta semaya yükseliyordu. Burada bu yürüyüþ ile ilgili hiç unutmadýðým iki anýmý zikretmeden geçemeyeceðim. Ben kortejin tam orta yerlerinde idim mitingin benim bulunduðum yer ise düven önüne yetiþmiþti ve terminalden buraya geliþimiz herhalde kýrk dakikadan az deðildi. Bir baktým yürüyüþ kortejinin tam ortasýndan iki kiþi öyle bir yürüyüþle yürüyorlardý ki, bu iki kiþinin yürüyüþü bile bizi yüreklendirmesi, Siyonistlere de bir o kadar korku vermek için yeterdi, birisini tam hatýrlamýyorum ikisi de gerçek aleme yürüdüler Allah(cc)rahmet eylesin, tam hatýrlayamadýðým kiþi büyük bir ihtimalle rahmetlik Tevfik Rýza Çavuþoðlu, diðeri hala o günkü haliyle tam, geçtiði yeri bile unutmadýðým þimdiki Erciyes Unlu Mamullerinin hizasýndan tam sol tarafýmdan geçen uzun boylu, kývýrcýk saçlý, siyah uzun meþin pardösüsü ve uzun atkýsýyla, mafya tabiriyle ifade dilen bir yapýnýn Kayseri’deki lideri diye söylenen; bu kadar tariften sonra eminim ki çoðunuz bu ismi hatýrlamýþsýnýz en azýndan o yürüyüþ te bulunanlar hatýrlamýþtýr. Evet, bu þahýsta çok deðil yakýn diyebileceðimiz tarihte dar’ý bekaya göçen Þemsettin Þemsettin idi. Allah (cc ) her ikisine de rahmetiyle muamele etsin. Ben kendisini ilk ve son görüþümdü, tanýmýyordum ama yanýmdaki tanýyan abilerim öyle bir heyecanlanmýþlardý ki aaa Þemsettin Þemsettin’de aramýzdadýr, diye hayretlerini gizleyememiþ olmalarý unutamadýðým birinci anýmdýr.

Ýkincisi ise Siyonistlerle aðýz birliði yapan ertesi günkü gazete manþetleri idi. Manþet aynen þuydu;        ’’Milli Selamet Partisinin Kayseri’de düzenlediði yürüyüþe sadece yedi yaþýndaki çocuklar ile yetmiþ yaþýndaki ihtiyarlar katýldý’’ manþete bakýn…!!! Yürüyüþ kortejinin bir ucu Kayseri Lisesinin orda, diðer ucu þu anki tramvay eski sanayi duraðýnýn oralardadýr ama yerli Siyonistler o yürüyüþü küçük göstermek için yedi ile yetmiþ arasý insanlarýn olduðuna tahammül edemedikleri için manþeti böyle atýyorlardý. Belki de attýrýyorlardý.

Þimdi yolculuðumuza baþlayalým ve tekrar ediyorum bu yolculuðu bir tatil veya turistik bir yolculuk olarak deðerlendirmeyelim asla! Tel Aviv Hava alanýndan çýkýnca ilk uðradýðýmýz þehir YAFA Tel-Aviv’e çok yakýn Tel-Aviv’in bir mahallesi gibi. Sabah namazýmýzý tarihi Mahmudiye Külliyesinde, Türk Camisi de denilen, bir ecdat camisinde ifa ediyoruz. Cami tam bir külliyeyi andýran bir yapýda. Caminin bitiþiðinde bir Yahudi oteli var, þehir her yýl milyonlarca turisti aðýrlýyormuþ. Çok enteresandýr otel neredeyse cami ile bitiþik olmasýna raðmen, caminin tarafýnda bir tek penceresi dahi yoktu. Bunun nedeninin gelen misafirlerde buranýn bir Müslüman Mahallesi olduðu algýsýný oluþturmamasý içinmiþ. Yafa derken bir Osmanlý Paþasý olan Bosnalý Cezzar Ahmet Paþaya bir rahmet okumamak olmaz. Allah(cc) rahmet eylesin Kudüs’ü almaya gelen Napolyon Kudüs’ü alamayýnca, Cezzar Ahmet Paþanýn ileri yaþýna raðmen direniþinden sonra  ‘’kader beni bir ihtiyarýn oyuncaðý etti’’ diyerek vazgeçip gitmek mecburiyetinde kalmýþ. Napolyon ki dünyaca ünlü komutanlardan biri idi ama Allah(cc) muvaffakýyeti Cezzar Ahmet Paþaya veriyor. Kim bilir Napolyon oraya gelirken ne kadar gururla kesin alýrým kararýyla gelmiþti.

Kudüs Müslümanlar tarafýndan ilk önce Hz. Ömer (r.a.)ýn hilafeti döneminde alýnmýþ. Kudüs Hristiyanlarýn elinden düþmüþtü, ama þehrin anahtarýný Hz. Ömer (r.a.)’a bizzat vermek istediklerini söyleyince, haber gönderilir ve Hz. Ömer (ra) bir Cuma günü gelir anahtarý teslim alýr. Cuma namazý için Kýble Mescidine yönelince; þehrin manevi lideri papaz Hz. Ömer (ra)’a cuma namazýný kilisede kýlmasý teklifini sunar. Halifenin cevabý enteresandýr, ‘‘ben bugün Cuma namazýný burada kýlarsam bu kiliseyi cami yapmak isteyebilirler, adet haline gelir ve daha sonra da tekrarlamak isteyenler olabilir’’ diyerek reddeder. Adaleti, hoþgörüyü, inançlara saygýyý görüyor musunuz? Bugün Yahudilerin Filistinlilere reva gördükleri iþkenceyi haksýzlýklarý görüp de, Ýslam dünyasýnýn tam merkezinde böyle Siyonist bir devletin kurulmasýna göz yumanlara da, devlet olarak kabul edenlere de lanet okumamak elde midir? ‘’Zalimler için yaþasýn cehennem’’ ifadesi burada tam yerine oturuyor galiba. Bunlara lanet ederken. Kendisine yüklü miktarda paralar teklif edilmesine raðmen ‘’Þehit kanýyla alýnýp altýnla satýlacak bir karýþ topraðým yok’’ diye o topraklarda Siyonist bir devletin kurulmasýna hayatý boyunca izin vermeyen cennet mekân Sultan Abdülhamit Haný da bir kez daha rahmet ve minnetle anýyor kýzýl sultan diyenleri de lanetliyorum. Tarihte yaptýklarýyla nam kazanan ve tarih boyunca bu ünleriyle hatýrlanýyor olmasý sýradan bir hadise deðildir. Hz. Ömer (r.a.) dan, aradan bin dört yüz küsür sene geçmesine raðmen adaletiyle anýlýyor olmasý ve kýyamete kadarda anýlacak olmasý, boþuna deðildir. Bugün ülkemizde Ýslami bir adalet sisteminin olmamasý nedeniyle yapýlan hukuksuzluklardan hareket ederek bu hukuksuzluklarý Ýslam’a mal edip Ýslam’a bakýþ açýlarýný buna göre oluþturan batý hayranlýðýna kapýlan gençlerin bir daha düþünmesi gerektiðine inanýyorum. Hz. Ömer (r.a.) kendisine getirilen teklife raðmen bu teklifi kabul etmezken.

Mescid-i Aksa’ya arabayla sadece yarým saatlik mesafede bulunan Beytlahim kentinin erkekleri elli, kadýnlarý kýrk iki yaþýna girinceye kadar Mescidi Aksa ya giremiyorlar biliyor musunuz? Kim bilir belki kaç Beytlahim’li kadýn erkek Mescidi Aksa hasretiyle yanýp tutuþurken dünyalarýný deðiþtiriyorlar. Düþüne biliyor musunuz? Bünyan’da veya Ýncesu’da ikamet ediyorsunuz ama Hunat Camisinde veya Camii Kebir de belli bir yaþa kadar namaz kýlamýyorsunuz, muhitlerine dahi yaklaþamýyorsunuz. Bu ne biçim anlayýþ. Ýþin acý tarafý da dünyada kurulmuþ birçok sözde demokrasi havarisi kesilen baþta dünyayý sadece kendilerine ait zanneden Birleþmiþ Milletlerin söz sahibi beþ ülkenin hiçbirisinden en ufak bir tepki de çýkmadýðý gibi yapýlan bu haksýzlýða ses çýkmýyor maalesef.

Sayýn Cumhurbaþkanýmýzýn ‘’Dünya beþten büyüktür’’ demesi yerinde ve haklý bir haykýrýþ deðil mi? Hristiyanlarla, ilgili baþka bir olay daha duydum doðrusu þaþkýnlýðýmý yenemedim; Yahudiler Mescidi Aksa da ezanýn hoparlörlerle okunmasýný yasaklamak isteyince papaz Yahudilere ‘’Eðer siz bunu yaparsanýz Müslümanlara ezaný kiliselerimizdeki çandan okumalarýna izin veririz’’ deyince vaz geçmiþler. ‘’Yiðidi öldür, hakkýný yeme’’ derler ya onun gibi bir þey iþte.

Kudüs Belediyesi þehrin tamamýnýn belediyesidir ancak hizmete gelince Yahudilerin yaþadýðý bölgeye verdiði hizmet ile Müslümanlarýn yaþadýðý bölgeye verdiði hizmetin farký hemen göze çarpýyor. Örneðin batý Kudüs te Yahudilerin yaþadýðý bölgenin sokaklarý her gün temizlenirken. Doðu Kudüs yani Müslümanlarýn yaþadýðý bölgeye bu hizmet haftada bir veya iki günmüþ. Bunun sebebi de gelen turistlerde Müslümanlarýn temizliðe riayet etmeyen bir toplum, buna karþýlýk Yahudilerin çok temiz bir toplum olduðu algýsýný oluþturmakmýþ. Yirmi yedi bin kilometre karelik topraðýn sadece altý bin kilometre karelik kýsmý Filistinlilerin denetiminde, geriye kalan kýsým Yahudilerin. Ýþgal öyle sinsice yapýlýyormuþ ki; tam bir Siyonist’e yakýþan bir iþgal þekli. Bu konuya kendisini adamýþ bir Siyonist gözüne kestirdiði bir yere önce karavanla gidiyor ve devlete bildirerek kendisini koruma talebinde bulunuyor ve devlette istediði garantiyi veriyor. Gün geçtikçe karavanlarýn sayýsý artýyor. Belediye üst ve alt yapý hizmeti götürüyor, karavan sayýsý belli bir sayýya ulaþýnca da iþgali gerçekleþtiriyor.

Ziyaretimizin ikinci gününde bizi El-Halil kentine birinci kapýdan almadýlar geri döndük baþka bir kapýdan girmek mecburiyetinde kaldýk. Öyle bir keyfi uygulamalarý var ki akýl almakta zorlanýyor. Hani derler ya ‘’Ýþi Yokuþa Sürmek’’ tam böyle bir uygulama! Ýþi zorlaþtýrmak, buranýn sahibi biziz, biz müsaade edersek ziyaret edebilirsiniz, müsaade etmezsek dönersiniz algýsýný her tarafta oluþturmak. Her vakit namazýnda Mescid’i Aksanýn hangi kapýsýndan girersen gir Ýsrail Polisinin kontrolünden geçerek girmek bir Müslüman için çok acý. Keyfi olarak gözüne kestirdiði veya tipini beðenmediði bir Müslümaný çevirir, ya girdirmez geri çevirir veya pasaportunu alýr dönüþte iade eder. Hz. Ýbrahim Camisinin yüzde altmýþý sinagog, yüzde kýrký mescid.1994 de bir Siyonist camiyi tarayarak cemaatin büyük bir kýsmýnýn þehit olmasýna neden olur. Þu anda Camide ezan okuna bilmesi için müezzin mahfilinin hemen arkasýnda bulunan bir yerden müezzin parmaðýyla üç defa týklar sinagog dan ezan okuma izni çýkarsa ezan okunabiliyor, oradan izin çýkýncaya kadar okuyamýyor, bazen de kasýtlý olarak ezanýn okunmasýný geciktiriyorlarmýþ. Ayrýca bu camiye yýlýn on gününde Müslümanlar hiç giremiyor ve namaz da kýlýnmýyormuþ. Üstadýn ‘‘öz yurdunda garipsin öz vatanýn da parya’’dediði gibi Eriha bir Filistin þehri olmasýna raðmen El-Halil’deki durumlar aynen burada da geçerli. Yahudi yerleþimi olmamasýna raðmen misyonerlik faaliyetlerinin çok yapýldýðý bir yer.

Kudüs caddelerinin birçoðunda hala ecdadýmýzýn isimlerinin Sultan Süleyman, Kanuni, Selahaddin’i Eyyubi gibi verilmiþ olmasý, eminim ki hala bizden beklentilerinin olduðunun Kudüs’ün, Mescidi Aksa’nýn Filistin’in özgürlüðünün bizim gayretimize göre Rabb’imizin gerçekleþtireceðine inandýklarýnýn bir göstergesidir. Hele hele ziyaretimizin son günü Kubbe-tüs Sahranýn doðusundaki küçük kubbenin altýnda yedinci sýnýf öðrencilerinin ders yaptýklarýna þahit oldum ki, bundan bahsetmezsem olmaz. Mesleðim icabý uygulamalý ders mi yapýlýyor diye dikkatimi çekti ve yanlarýna yaklaþtým, yakamdaki Türk Bayraðýný görünce iki üç çocuk hemen ayaða kalkarak yanýma koþup geldiler, peþinde diðer çocuklar da koþarak yanýma gelince derslerinin benim yüzümden bölündüðüne üzüldüm tabii. Türki, Türki diye hemen beraber fotoðraf çekinmemizi istediler önce baþparmaklarýyla, daha sonra hepsi zafer iþareti yaparak fotoðraf çektirdik “nahnu nuhibbu Türki, nahnu nuhibbu Türki, (biz Türkleri seviyoruz), Erdogan, Erdogan” diye içten gelen duygularý insana adeta sorumluluklarýný bir daha hatýrlatýyor gibiydi. Yanlarýndaki ikisi bayan biri erkek üç öðretmenin yüzlerinde ki tebessümleriyle ayrýldýk.

Ve son olarak, bu ziyarette tanýdýðým, kendisini Filistin, Kudüs, Mescidi Aksaya vakfetmiþ gerçek bir muvahhit, mücahit Musa Hicazi kardeþimizden bahsetmemek asla olmaz. Filistin topraklarýnda Leyleklerin uðrak yeri olan bir bölgeyi Yahudiler iþgal etmek isteyince kurulduðu ve bu konuda da baþarýlý olduklarý söylenen LAKLAK baþka bir isimle LEYLEK diye adlandýrdýklarý derneðin baþkaný. Kendisi ÝTÜ de okumuþ güzel ve net anlaþýlýr Türkçesiyle konuþan bir kardeþimiz. Kudüs’e girmesi defalarca yasaklanan her seferinde de yasaðý delerek Kudüs’e girmeyi baþaran Yahudilere pes ettiren bir mücahit. Ziyaretimizin son gününden bir gün önce hepimizi derneðe davet etmiþti ancak yol arkadaþým Mustafa ilhan bey de bende mazeretimiz nedeniyle gidememiþtik doðrusu her ikimizin de içimiz de bir ukde kalmýþtý. Allah(cc)’ýn takdirine bakýn ki son öðlen namazýmýzýn çýkýþýnda mescidin tam önün de yanýmýza geldi dünyalar bizim oldu. Karþýlaþmasaydýk içimizde hakikaten bir ukde olarak kalacaktý. On, bilemedin on beþ dakika konuþtuk inanýn ikimizde aðladýk. Ýnþaallah o gözyaþlarýmýz huzuru ilahide bize þahitlik eder.

Musa neler söylemedi ki; “-Türkiye ÝHA’larý SÝHA’larý ile gelsin, benim evimi de baþýma yýksýn ama bu Yahudi zulmünden kurtulup, Kudüs ve Mescidi Aksa hürriyetine kavuþsun. -Türkiye ey Ýsrail geliyoruz dediði ve ayak seslerinizi Antakya’dan duyduðu an inanýn Kudüs’teki Yahudilerin en az yüzde otuzu hemen Kudüs’ü terk eder ve kaçar, -Siz geldiniz beþ gün burada nöbet tuttunuz ben kýyamet günü bu nöbetinize þahitlik edeceðim ÝnþaAllah -Sizin burada nöbet tuttuðunuza inanýn mescidin direkleri bile þahitlik edecektir.” On, onbeþ dakikalýk ayakta sohbetimiz çok duygulandýrdý.

Kýble Mescidinin altýndaki Mervan Mescidi eskiden hayvan leþleriyle dolu izbe bir yermiþ, Yahudiler buranýn kendilerine verilmesini Sinagog yapmak istediklerini söyleyince Kudüs eski Müftüsü Ýkrime Sabri karþý çýkmýþ ve Filistinli gençler tarafýndan bir gecede temizlenerek mescide dönüþtürülmüþ. Ýkrime Sabri biliyordu ki; Yahudiler orayý alabilselerdi, akabinde Kýble Mescidi ile ilgili baþka talepleri de olacaktý. Allah(cc) razý olsun. Hemen bitiþiðinde Rahmet Mescidi ile ilgili benzer bir giriþim de bulunmuþlar, kapýsýna kilit vurarak Müslümanlarýn giriþini yasaklamýþlar, bir Müslüman genç kilidi kýrarak girmiþ ancak genci hemen yakalayarak Kudüs’e giriþini yasaklamýþlar, kapýya yeni kilit vurmuþlar. Ertesi gün bir baþka Filistinli genç kilidi kýrarak girmiþ onu da yakalayarak ayný yasaðý koymuþlar. Bu olay günlerce ve defalarca devam etmiþ ve sonunda Yahudiler bu uygulamalarýndan vaz geçmiþler. Ýmana bakýn biz yarýn huzuru ilahide bu gençlerle ayný cenneti hangi yüzle isteyeceðiz.

Ben bu olay ile Musa Hicazi’nin söylediklerini birleþtirince diyorum ki, Yahudiler çok korkaktýr. Yahudilerin Filistin topraklarýnda çekilmesi için tüm dünya Müslümanlarýnýn Filistin davasý konusunda ayný hassasiyetlerinin olduðunu tüm dünyaya hissettirmeleri yeterlidir. Dediðim bu tezi destekleyen, milletim adýna da gurur verici þu olayda gerçekten kayda deðer bir olaydýr; 1967 Arap – Ýsrail savaþýndan sonra Yahudiler Kubbe-tüs Sahra’nýn üzerine Ýsrail bayraðýný dikmiþler. Olayý duyan o günün Kudüs Baþkonsolosu Ali Refik Ýleri makam arabasýný Kubbe-tüs Sahra’nýn önüne çekerek ‘’Siz bu savaþta sadece Araplarý yendiniz. Oysa burasý sadece Araplarýn deðil tüm dünya Müslümanlarýnýndýr. Bu nedenle tüm dünya Müslümanlarýný yenmeden bu bayraðý dikemezsiniz. Eðer bu bayraðý hemen indirmezseniz ülkemle ülkeniz arasýnda savaþ sebebidir.’’ diye karþý çýkýnca aradan geçen birkaç saat içinde bayrak iner.

 Son olarak þunlarý söylemek isterim Filistin, Kudüs, Mescidi Aksa davalarýnýn sadece Filistinlilerin davasý olmadýðýný, Ýsra ve Miraç hadisesine iman eden tüm Müslümanlarýn iliklerine kadar hissetmeleri gerekir. Biliyor musunuz? Kudüs’ü yýlda üç milyon turist ziyaret ediyor ama sadece yüz bini Müslüman ve sadece kýrk bini Türk’müþ. Filistin halkýnýn Osmanlý torunlarýna bakýþý da beklentileri de sevgileri de inanýn çok farklý. Hac ibadeti Kur ’ani ifadeyle ‘’ona yol bulan’’ herkese farzdýr. Hac ziyareti ile Kudüs ziyaretini ayný ölçüde deðerlendirmek haddim deðildir. Ancak Hacca gitmeye yol bulamayýp, Kudüs’e gitmeye yol bulan herkese tavsiye ederim. Yeni bir Kudüs ziyaretin de buluþmak temennisiyle Kalýn saðlýcakla Allah(cc)’ a emanet olun.

22.11 2022 

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri

    Bu yazarýn baþka makalesi yoktur.