Elif CAN TUNÇER
ÞÜKREDEN BÝR KUL OLMAYAYIM MI?
“ÞÜKREDEN BÝR KUL OLMAYAYIM MI?”
Þükretmek bir meyil halidir. Mutlu olmayý tercih etmeye yönelme hali. Huzurlu olmaya dair isteðin ifadesi, varlýðýnla barýþýk olma talebi. Þükür, insanýn hoþnutluðunun dile geliþidir. Çoðu zaman mutsuzluk, sevinçlerimizin yerini tutarken aceleci davranýr. Þikâyet edecek çok þey bulur, bir endiþeyle birçok güzelliðin üstünü örteriz. Bu hal ile en çok da kendimizi incitiriz. Bilhassa þükür, insanýn hem hayatýný hem de ahlakýný doðrultur. Þükreden diliyle kalbini tazeler. Söze dökülen ifadeler kalbin diri kalabilmesi için önemlidir.
Þükür, nefisle mücadele yolunda insaný kuvvetlendirir. Mücadele edebilmek için þükretmeyi öðrenmek gerekir. Kuran-ý Kerim’de þeytanýn hilelerinden biri olarak “... Onlara mutlaka önlerinden, arkalarýndan, saðlarýndan ve sollarýndan sokulacaðým. Sen de onlarýn çoðunu þükredici bulamayacaksýn.” ifadesi geçer. Bir baþka ayette ise Allahu Teâlâ “Eðer þükrederseniz, elbette size (nimetimi) artýrýrým, eðer nankörlük ederseniz hiç þüphesiz azabým çok þiddetlidir.” buyurur. Bu minvalde unutmamak gerekir ki þükür, hal ve tavýrlarýmýzla ömrümüzün her anýnda onu korumak adýna gayret göstermemiz gereken bir hoþnutluktur.
Þükürsüzlük hastalýðýnýn temel sebeplerden birisi insanýn kendi ahvalini baþkalarý ile kýyaslamasý ve kendinde olmadýðýný düþündüðü nimetlere karþý hayýflanmasýdýr. Resul-i Ekrem Efendimiz "Hayat þartlarý sizinkinden daha aþaðý olanlara bakýnýz; sizden daha iyi olanlara bakmayýnýz. Bu, Allah’ýn üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranýþtýr.” buyurur. Mecit Ömür Öztürk ise bu konuda "... Her mutluluk daha büyüðüyle kýyaslandýðý zaman mutsuzluk olur." sözüyle kýyas yapmanýn þükrün önündeki engellerden biri olduðunu aktarýr.
Nimetlerin þükrüne varmak, þükrün künhüne doðru yol almaktýr. Nimeti hatýrlamak þükretmeye kapý aralar. Ancak nimetlerin þükrü üzerine düþünmemek, nimeti küçümsemektir. Bu sebeple þükretmeye müstakil bir vakit ayýrarak vakti bereketlendirmek gerekir. Peygamber Efendimiz þükrünün beyaný olarak namaza yönelmiþtir. Bir gün Aiþe annemiz, gece ayaklarý þiþinceye kadar ibadetle meþgul olan Peygamberimiz Efendimize “Niçin böyle yapýyorsun (neden bu kadar meþakkate katlanýyorsun) ey Allah’ýn Resûlü? Oysa Allah senin geçmiþ ve gelecek hatalarýný baðýþlamýþtýr.” demiþ, Peygamberimiz ise “Þükreden bir kul olmayý istemeyeyim mi?” buyurmuþtur.
Halimizi terbiye edebilme yolunda þükre vakit ayýrmak, kalbî hastalýklarýmýza karþý bizlere yardýmcý olacaktýr. Nitekim þükür, manevi hallerimizi þekillendiren bir ibadettir ve bu ibadet için mücadele gerekir.
ELÝF CAN TUNÇER




Henüz Yorum yok