- 01 Þubat 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -VII-
- 18 Ocak 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -VI-
- 15 Ocak 2026 - MÝRAÇ HÂLÂ SÜRÜYOR
- 04 Ocak 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -IV-
- 27 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -III-
- 20 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -II-
- 13 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -I-
- 06 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ
- 05 Kasým 2025 - KANDÝL YAÐININ KOKUSUNDA KUDÜS
- 03 Aðustos 2024 - KUDÜS'E ÞAÝRCE BAKIÞ
MUSTAFA KÜÇÜKTEPE
KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -V-
KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -V-
Mustafa KÜÇÜKTEPE
Mescidi Aksanýn Avlusunda Bulunan Diðer Eserler
Bugün Harem-i Þerif dediðimiz o büyük kutsal alan yaklaþýk 144 bin metrekare, dört bir yaný kadim surlarla çevrili: batý 466, doðu 488, kuzey 314, güney 281 metre… Bu sýnýrlar kýlýçla deðil, mütevatir duvarlarla, minarelerin göðe çizdiði istikametle mühürlenmiþtir. Ýçinde nice eserler var ama iki bina, kalbin atýþý gibi öne çýkar: Biri güneydeki Kýble (Cuma) Mescidi, Hz. Ömer’in Kudüs’te ilk namazý kýldýrdýðý yerin hatýrasýný taþýyan cami. Diðeri Kubbetü’s-Sahra, Mirac’ýn ilk basamaðý kabul edilen Hacer-i Muallak, yani “Havada Asýlý Kaya” üzerine yükselen o ilahi kubbe.
Sabahýn ilk solgun ýþýklarý Kudüs taþlarýnýn üzerine düþerken, avlunun sessizliði ruhuma iþliyordu. Hafifçe esen rüzgârla taþlar arasýnda dolaþan gölgeler, sanki binlerce yýlýn dualarýný taþýrken benim adýmlarým sessiz bir melodinin ritmine karýþýyordu. Her nefesimde geçmiþin hüznü, geleceðin umudu ve dualarýn sessiz melodisi birlikte atýyor, kalbimi hem ürpertiyor hem de teselli ediyordu. Gözlerimi kapattým; içimde bir sarsýntý, bir titreme vardý. Taþlarýn soðukluðu alnýmda dolaþýyor, ruhumun derinliklerine iþliyordu.
Kubbetü’s-Sahra’ya adým attýðýmda altýn kubbenin ýþýðý kalbime ulaþtý; taþlarýn soðukluðu alnýma deðdiðinde gözlerim doldu ve yýllarýn birikmiþ hüzünleriyle birleþen dualarým taþlara süzüldü. Muallak Kayasý’nýn yanýnda durduðumda, Hz. Muhammed’in miraca yükseldiði o anýn manevi titreþimi ruhuma aktý; gözyaþlarým yanaklarýmdan aþaðý kayarken kalbim bütün evrenle ayný anda dua ediyordu. Altýndaki küçük maðara mescidinde Kuran okudukça, dualarým göðe yükseliyor, gözyaþlarým taþlarla birleþerek sessiz bir nehir gibi akýyordu. Her secde, içimde bir yanýþ, bir teslimiyet baþlatýyordu; yalnýzca bedenim deðil, ruhum da eriyor, arýnýyordu.
Peygamber Kubbesi (Nebi Mihrabý) hemen Kubbetü’s-Sahra’nýn yanýndaydý. Peygamber Kubbesi’nin altýndaki tek kiþilik mihrapta namaz kýldýðýmda, içimde tarifsiz bir huzur ve titreyen bir heyecan vardý. Hz. Muhammed’in tüm peygamberlere namaz kýldýrdýðý bu mekân, her nefesimi, her gözyaþýmý kutsal bir ritme dönüþtürüyordu. Taþlar fýsýldýyor, içimdeki karanlýk her damla gözyaþýyla eriyordu; dualarýmla birleþen sessizlik göðe yükseliyor, ruhum nura karýþýyordu. Burada zaman yoktu, sadece gözyaþlarý, dua ve ruhun derin yanýþý vardý; geçmiþin acýlarýyla birleþen teslimiyetin huzuru kalbimdeydi.
Ruhlar Kubbesinin altýnda ise yediler kýrklar toplanýyordu. Taþlarýn aðýrlýðý adeta ruhumun en karanlýk köþelerine dokunuyordu. Gözyaþlarým dualarla birleþiyor, ruhumla bütünleþiyordu. Her nefesim, her damla gözyaþý içimde bir arýnýþ baþlatýyordu. Burada yalnýz olmadýðýmý hissetmek, ruhumun en derin boþluklarýný bile dolduruyordu.
Cuma Camisi’nin geniþ avlusuna adým attýðýmda, taþlarýn binlerce yýllýk dualarýn yankýsýný taþýdýðýný fark ettim. Altýndaki büyük kütüphaneye indiðimde, eski Mushaf’lar ve kadim el yazmalarý sessiz bir hayat fýsýldýyordu. Ellerim sararmýþ sayfalara deðdiðinde gözyaþlarým sessizce süzüldü; binlerce yýlýn dualarý ve yalnýzlýklarý içimde birleþti. Her sayfa bir nefes, her damla gözyaþý bir teslimiyetin yankýsýydý.
Mervan Mescidi’nin merdivenlerine adým attýðýmda ellerim duvarlara deðdi; Emevî halifesi Mervan bin Muhammed’in mirasý hâlâ burada yaþýyordu. Adýmlarým sessizlik içinde yankýlandý; taþlar, tarih boyunca geçen dualarý ve sessiz bekleyiþleri fýsýldýyordu.
Rahmet Mescidi’nin avlusuna geldiðimde taþlarýn sessiz þefkati ruhuma iþliyordu. Geçmiþin kýrýk umutlarý ruhumla bütünleþiyordu.
Burak Mescidine gittiðimde orasý kapalýydý. Ýçimde bir titreþim daha hissettim; bu seferki Peygamberimin ruhunun býraktýðý manevi enerjiydi. Sessiz bir fýsýltý gibi kalbime iþleyen his, “Teslimiyet, her gözyaþýnda büyür, her dua seni nura taþýr” diyordu. Gözyaþlarým süzülürken, ruhum yavaþça bir nehir gibi akýyor; içsel yanýþ, her damla gözyaþýyla birlikte bir teslimiyet ritmine dönüþüyordu. Peygamberimizin Kudüs’e burak ile geliþinin manevi enerjisi kalbime iniyordu. Her nefes bir dua, her gözyaþý bir teslimiyet, her kelime ruhumun en derin köþelerinde yankýlanýyordu.
Süleyman Kubbesi’ne vardýðýmda gözlerim kubbenin ihtiþamýyla doldu. Rivayetler der ki Hz. Süleyman burada durarak camiyi yaptýrmýþ ve burada vefat etmiþtir. Kubbenin kemerleri altýnda taþlar tarih ve kutsallýkla titriyordu. Bu kubbe bana tarihin aðýrlýðýný hatýrlatýyordu. Her nefes, her gözyaþý, Süleyman Peygamber’in buradaki mirasýyla birleþiyor, geçmiþin sessiz dualarýyla dolan bir içsel çaðlayan oluþturuyordu.
Aþýklar Mihrabýndan sonra Ýslâm Eserleri Müzesi’ne uðradým; camýn arkasýnda vitrinlerde duran minber parçalarý, yakýlan minberin külleri bana bakýyordu. Parmaklarým camýn soðukluðuna deðdiðinde gözlerim doldu; dualarým minberin külleriyle birleþiyor, geçmiþin sessiz çýðlýðý gözyaþým aracýlýðýyla göðe yükseliyordu.
Bu kutsal avluda sayamayacaðým kadar farklý yapýlar bulunmaktaydý. Su kuyularý, zaviyeler, medreseler, halvethaneler, çeþmeler, kubbeler…
Avluda yürürken Kubbetü’s-Sahra’nýn ýþýðý, Peygamber Kubbesi’nin manevi titreþimi, Ruhlar Kubbesi’nin sessizliði, Cuma Camisi’nin bilgeliði, Süleyman Kubbesi’nin aðýrlýðý, Burak mescidinin yalnýzlýðý ve minberin külleri bir bütün hâline geldi. Her adým, içimdeki geceden sabaha, karanlýktan nura uzanan bir yolculuktu. Gözyaþlarým, dualarým ve içselliðim birbiriyle öylesine iç içeydi ki artýk ne bedenim, ne zaman, ne mekân önemliydi; sadece ruhum vardý.
Bu mekanlarda her adým bir dua, her taþ bir hatýra, her gözyaþý bir teslimiyet hâline geliyordu. Ýçimdeki karanlýk, taþlarýn sessizliði ve dualarýn ritmiyle eriyor, yerine tarifsiz bir huzur doðuyordu. Mescid-i Aksa sadece taþ ve kubbeden ibaret bir mekân deðildi. Her mihrap, her taþ, her kitap ve her sessizlik, gözyaþý ve dua ile yoðrulmuþ bir yaþamýn parçasýydý.
Kapýlar bana yalnýzca dýþarýdan açýlmamýþtý; içimdeki bütün kapýlar, gözyaþlarým ve dualarýmla birlikte aralanmýþtý. Bu kutsal mekan, içimdeki karanlýktan nura, geçmiþin hüznünden teslimiyetin dinginliðine uzanan, gözyaþý, dua ve içsellikle örülü bir ruh yolculuðuydu. Her adým, geçmiþin acýsý ile geleceðin umudu arasýnda bir köprü; her nefes, gözyaþý ve dua, ruhumun nura yükselen titrek bir ýþýðýydý. Ýçimdeki her kapý aralanmýþ, her gözyaþý bir ýþýk, her dua bir kanat olmuþtu. Ve o anda anladým ki, Mescid-i Aksa’da asýl yükseliþ, göðe deðil, ruhun derinliklerine doðru gerçekleþiyordu.



Henüz Yorum yok