- 01 Ocak 2026 - KARDEÞ OLMANIN SORUMLULUÐU
- 25 Aralýk 2025 - GERÝYE NASIL DÖNSEK?
- 24 Aralýk 2025 - TÖVBE SEFERBERLÝÐÝ
- 08 Aralýk 2025 - HORASAN’DAN BÝR NEFES
- 03 Aralýk 2025 - KURBAN OLMANIN ATEÞÝ
- 19 Kasým 2025 - ÝLK KÝM ALACAK?
- 30 Ekim 2025 - KORKTUM AMA ÖÐRENDÝM
- 25 Ekim 2025 - MODERN ÝNSANIN ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI
- 16 Ekim 2025 - ONLARIN SINAVI / BÝZÝM SINAVIMIZ
- 02 Ekim 2025 - SUMUD FÝLOSU GAZÝLERÝNE SELAM VE HASRETLE…
- 24 Eylül 2025 - FÝTNE ATEÞÝ
- 07 Eylül 2025 - SÜKÛNET DERSÝ / DERDÝ
- 28 Aðustos 2025 - BABAM…
- 25 Aðustos 2025 - MURDAR ÖLMEMEK ÝÇÝN
- 18 Haziran 2025 - VAHÝY DEVAM EDÝYOR
- 11 Haziran 2025 - TÝTANÝK’TE MÜSLÜMAN OLMAK / MÜSLÜMAN KALMAK
- 23 Mayýs 2025 - MÜSLÜMANIN AYRILMA AHLAKI
- 14 Mayýs 2025 - NEREDE HATA YAPIYORUZ?
- 01 Mayýs 2025 - ASIL YARIÞ BURADA
- 11 Nisan 2025 - ÇAÐDAÞ ZÜLBÝCÂDEYN
- 09 Nisan 2025 - KISKANMA HAKKIMI KULLANMAK ÝSTÝYORUM
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 13 Ocak 2025 - KUSURSUZ BÝR CENAZE
- 07 Ocak 2025 - ZORLA DÖNÜNCE MÝ?
- 25 Aralýk 2024 - GASSAL ELÝNDE MEYYÝT
- 17 Aralýk 2024 - GÜNEÞ GÖZLÜÐÜ
- 09 Aralýk 2024 - HAZIR OLMAYANLAR ÝÇÝN
- 03 Aralýk 2024 - BÝR TUTAM PÝÞMANLIK
- 26 Kasým 2024 - CAMÝ VE ÇOCUK SESÝ
- 22 Kasým 2024 - NE SAÐLAM BÝR ÇINARDI
- 06 Haziran 2024 - BÝR GÜNDE ÝKÝ SABAH NAMAZI
- 23 Mayýs 2024 - ÝRAN’DA HELÝKOPTERÝ KÝM MÝ DÜÞÜRDÜ?
HAÞÝM AKIN
ÇÝLEKEÞ BÝR MÜSLÜMANIN GÖZYAÞLARINI GÖRMEK
ÇÝLEKEÞ BÝR MÜSLÜMANIN GÖZYAÞLARINI GÖRMEK
Geçen hafta önemli bir ziyarete katýldým. Rahatsýzlýðý sebebiyle uzun zamandýr yapamadýðýmýz mühim bir ziyaret olacaktý bu. Çilekeþ bir Müslümaný ziyaret edeceðiz. Çile deyince bazýlarýnýz merhum Necip Fazýl Üstadýn þiir kitabýný hatýrlayacaktýr. Onlar da haklýlar. Ama çile, sahibine ayrý bir deðer katýyor. Çileyi çekmek herkesin iþi deðildir. Müslüman, çile çekmek için yola çýkmaz. Allahtan afiyet diler. Ama çileyle karþýlaþýrsa da kaçmaz. Bizde bugün hayatýný çileyle ilmek ilmek örmüþ, belki de bilmediðimiz çok farklý acýlara göðüs germiþ bir Müslümanla buluþacaðýz. Bazen onlarýn acýlarý yok edilemez ama en azýndan sahip çýkmak ve onlarýn deðerini bilmek gerekir diye düþünürüm.
O, Konya’da uzun yýllar hizmet vermiþ, cami kürsülerinden vaaz etmiþ, dergiler çýkarmýþ, bununla yetinmeyip ülkenin farklý noktalarýna adým atmýþ önder bir Müslüman. Bakmýþ ülke sýnýrlarý bize göre deðil, Sudan baþta olmak üzere birçok masum, mazlum, mahrum ve muhtaç Müslümanýn olduðu ülkelere kol kanat açmýþ. Yetiþemediði yerlere öðrencilerini göndermiþ bir isim.
Abdullah BÜYÜK Hoca efendiyi ziyarete gittik. Çok mutlu oldu. Bunu defalarca ifade etti. Sýk sýk gözlüðünü çýkarýp gözyaþlarýný sildi. Onun gözyaþlarýna bakýnca ben de maziye gittim. Bugün kendisi bir yere gidebilecek durumda deðil. Ama adý, gölgesi ve izleri kalmýþ olmalý oralarda.
Onun gözyaþlarýnda nereye mi gittim? Buyurun beraberce gidip - gelelim. Gidelim ama geri de gelelim. Burada ve bu zamanda yaþýyoruz. Buradan ve bugünlerden sorumluyuz.
***
Türkiye’de birileri darbe yapmak istemiþ. Önce olgunlaþmasý beklenmiþ ve zamaný gelince de “netekim paþa” 80 darbesini yapmýþtý. “Bizim çocuklar(!) darbe yaptý” diye haber de gitmiþti okyanus ötelerine... Bir saðdan bir de soldan adamlar asýlmýþ ve kolayca huzuru(!) saðlayývermiþti. Demir yumruk her yerde kendini hissettiriyordu.
Ben de Konya imam hatip lisesinde öðrenciyim. Araboðlu makasýnda olan bir berberden teyp kasetleri satýn aldým. Bunlardan birisi de Abdullah Büyük Hoca Efendi'nin ihtilal öncesi Konya Sultan Selim Camii'nde yaptýðý vaazlara aitti. Kendini tanýmýyoruz. O sýralarda daha genç bir yaþta olmalý. Sesinden öyle anlýyorum. Ýhtilal sonrasý konuþmak yasak. Hala ihtilalin keskin kýlýcý sallanýyor.
Ýslami bir matbuatýn olmadýðý sýkýntý dönemlerdi. Yeni bir derginin çýkacaðýný duyduk. Sonra da adý RÝBAT olacakmýþ dediler. Yaþýmýz gereði Ribat kelimesini ilk kez duyuyoruz. Derginin ilk sayýsýndan “sýnýrlarda nöbet tutmak, mevzie ve nöbete sahip çýkmak” gibi anlamlarýnýn olduðunu öðrendik. Dergideki bir yazsýndan dolayý S.A uzun yýllar Malatya’da tutuklu kaldý. Meþhur istiklal mahkemelerinin bir benzeri olan sýkýyönetim mahkemeleri vardý. Uzun yýllar kaldýðý cezaevinden çýktýktan sonra tanýþabildik. Henüz lise öðrencisi olan H.T.K dergiye gönderdiði küçük bir yazýdaki bir cümlesinden dolayý bir geceyi karakolda geçirmiþti. Elbette tüm bunlar ekibin lideri olan, onlara güç veren, enerji aþýlayan birisi için ayrý bir külfet ve acýydý.
Bir gün üzücü bir haber aldýk. Hiç tanýmadýðýmýz, yüz yüze görüþmediðimiz Abdullah Büyük Hoca Efendi'nin tutuklandýðýný ve cezaevine geleceðini söylediler. Benim okuduðum okulla o günkü cezaevinin arasýnda sadece bir cadde vardý. Ýçimiz mahzun, sesimiz titrek bir halde uzun süre gizli gizli camlardan cezaevini kontrol ettik. Zira oraya yüreðimizden bir parça girecekti. Biraz sonra 8-10 kiþiden oluþan bir kalabalýk gördük. Sultan Selim Camisinde onun vaazýný dinleyenleri burada görme ve bu zulme ortak bir sesle karþý koymayý bekleme(!) safiyetimizi de o gün ortaya koyduk. Yani kendisi de birden çok defa girdi ve çýktý oralara.
Bir akþam okulun belletmen öðretmeninin odasýna bir iþ girdim. Yanýnda misafirleri vardý. Aralarýnda konuþuyorlar. Benim iþim uzadý veya ben bilerek uzattým. Zira konu dikkatimi çekmiþti. Misafirle Dutlukýrý denilen yerde askermiþ. Gene Konya’nýn önemli isimlerinden H.H hoca tutuklanmýþtý. Onu ranzalarýn arasýna baðlayýp da nasýl dövüldüðünü anlatýyorlardý. Ben odadan çýktýðýmda için parçalanmýþtý. Günlerce bu cümlelerin etkisinde kalmýþtým. Böylesi bir çileli dönemdi yani. Bize de acziyet ve üzüntü kalýyordu.
Dergi var ama bu dergiyi okulda bulundurmak, açýktan okumak da ayrý bir dert. Neyse biz gizli olarak okumaya çalýþýrken hafta sonu sabah erken bir sohbete gideceðimiz bilgisi geldi. Ýki kiþilik ekiplerle ve birkaç yüz metre aralýklarla yola çýktýk. Dikkat çekmeden yürüyeceðiz. Organize bir grup görüntüsü vermemek lazým. Þartlar böyle…
Vahdet apartmaný diye bir binaya girdik. Burada özel olarak hazýrlanmýþ bir odada ilk kez görüþtük ve sohbetini dinledik Abdullah hocamýn. “Dinlediðiniz bilgileri güzel not almalýsýnýz. Ben ortaokul ikinci sýnýfta okuduðum kitaplarýn notlarýyla Sultan Selimde þu kadar ay vaaz ettim. Boþa götürmeyin” diye uyarmýþtý. Hem dinliyor hem de hýzlýca not almaya çalýþýyoruz.
Baþka bir hafta sonu uyandýk ki kar yaðmýþ. Çok deðil 7-8 santimlik bir kar var yerde. Ama bizim endiþemiz farklý. Sabahýn bu erken saatinde ikiþerli bile olsa yolda yürüyüp hepimizi ayný eve girince kuralý bozmuþ olur muyuz? Yani kar üzerinde kalan ayak izlerimizle kendimizi ihbar mý ediyoruz? Size komik geldiðini biliyorum. Ýster korkaklýk deyin, ister de acý bir gülümsemeyle “Ah! O günler iþte…” deyip yutkunun…
Bizim lise bitti, üniversite yýllarýnda çok sýk da görüþemedik. Ama onun bir ayaðý Konya’da olsa da Türkiye’nin birçok yerine ulaþtý. Ailenin parçalanmak üzere olduðunu fark edip aile okulu kurdu. Eðitim kurumlarýnda kýz- erkek demeden binlerce öðrenci yetiþtirdi. Ýslam dininin geliþimine ait bir kaygý taþýyan ve gece gündüz çalýþanlarýn arasýnda özel okula ilk adým atanlardandý. Yolumuz Sudan’a düþünce attýðý tohumlarý orada da görmüþtük.
Þimdi dünyaya açýlmýþ bir vakýf, 514 aydýr evlere, iþyerlerine selam vermiþ bir dergi, radyolar ve kurumlar var.O gözyaþlarý hüznün deðil de umut ve mutluluðun gözyaþý olmalý.
Allah; kendi yolunda yýlmadan, yýkýlmadan ve vazgeçmeden çalýþan herkese saðlýk, afiyet ve uzun ömürler versin.



Henüz Yorum yok