- 01 Þubat 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -VII-
- 18 Ocak 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -VI-
- 15 Ocak 2026 - MÝRAÇ HÂLÂ SÜRÜYOR
- 10 Ocak 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -V-
- 04 Ocak 2026 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -IV-
- 27 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -III-
- 13 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -I-
- 06 Aralýk 2025 - KUDÜS GÜNLÜKLERÝ
- 05 Kasým 2025 - KANDÝL YAÐININ KOKUSUNDA KUDÜS
- 03 Aðustos 2024 - KUDÜS'E ÞAÝRCE BAKIÞ
MUSTAFA KÜÇÜKTEPE
KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -II-
KUDÜS GÜNLÜKLERÝ -II-
Mustafa KÜÇÜKTEPE
Mescid-i Aksa’ya Ýlk Giriþ
Dün gecenin hüznü, kalbimin derinliklerine sýzarak orada aðýr bir gölge gibi oturmuþtu. Hiç konuþmayan ama hiç susmayan, insanýn içini sessizce kemiren bir gölge… Mescid-i Aksa’nýn kapýsýnda durup içeri giremeyiþimiz (1) dýþarýdan bakanýn anlayamayacaðý kadar büyük bir sarsýntý býraktý içimde. O an kapý kapanmadý aslýnda; kapýnýn sesi içimdeki en eski yaraya çarptý, orada çoðaldý, yankýlandý, derinleþti. Kalbimin duvarlarýna vura vura bir gece boyunca yankýsýný sürdürdü.
Yataða uzandýðýmda, odanýn karanlýðý deðil, kendi içimin karanlýðý sarýp sarmaladý beni. Ne kadar gözlerimi kapatsam o kapýnýn kapanýþýný yeniden gördüm; her kapanýþ, içimde bir þeyin daha kýrýldýðýný gösterdi. Sanki kalbimin içinde bir kapý daha vardý ve o kapý dün gece zorlukla, acýyla, hüzünle yüzüme kapandý.
Karanlýk bir odada deðildim aslýnda; karanlýk bir halin içindeydim. Kalbimin derinliklerinde dolaþan o ince sýzý, nefes aldýkça daha da kendini hissettirdi. Sanki içimde, geceden daha karanlýk bir gece vardý.
Sonra bir anda, içimde bir fýsýltý belirdi.
Ben söylemedim sanki; içimdeki incinmiþ yer söyledi:
“Rabbim… Eðer dün kapý bana kapandýysa,
belki de içimde kapanmaya yüz tutan bir yarayý göstermek içindi.
Eðer bir kapý kapanmýþsa, Sen açarsýn.
Ama eðer kapalý olan kapý deðil, benim kalbimse
benim içimi aç.”
Bu dua dudaklarýmdan deðil, kýrýlan yerden çýktý. Gözyaþlarým yanaklarýma deðil,
kalbimin en kuytu yerlerine aktý. Belki de uzun zamandýr aðlamadýðým bir iç sýzý vardý;
o gece ilk defa serbest kaldý.
Sabaha kadar içim bir dua gibi aktý. Her nefesimde bir þey çözüldü, Her iç çekiþimde bir þey býraktým, her sessizlikte biraz daha içime döndüm.
Gecenin karanlýðý, içimdeki karanlýkla birleþti, beni aðýrlaþtýrdý.
Ama o aðýrlýðýn içinde bile bir umut vardý: Karanlýk, nura gebedir.
Sabaha yakýn olduðunda Kudüs’ün taþlarý solgun bir seherle örtülmüþtü. Gökyüzü renksiz, rüzgâr yorgun, taþlar uykusuzdu. Her þey sessizdi ama o sessizlik bile dua taþýyordu.
Hava soðuktu; soðuk yüzümü üþütüyordu ama içimde bir yer hâlâ yanýyordu.
Sanki kalbimde gece býrakýlmýþ bir ateþ sabaha kadar sönmemiþti.
Hýzlý adýmlarla yürümeye baþladýk. Her adým, dün gecenin yükünü biraz daha taþýyor gibiydi.
Belki de her adýmda içimde bir þey aðrýyordu. Ama o aðrý, bu sabaha hazýrlayan bir aðrýydý.
Ve bu kez kimse durdurmadý bizi. Ne bir asker, ne bir Yahudi, ne bir engel, ne bir bakýþ…
Sanki gök bile sabahý hazýrlamýþtý bizim için. Sanki gece boyunca kapalý duran kapýlar,
þimdi rahmetle açýlmak için sabýrsýzlanýyordu.
Avluya adým attýðým anda içimdeki o aðýr hüzün, bir anda uçup gitti. Taþlarýn sabah serinliði ayaklarýma deðil, ham ve kýrýlgan ruhuma dokundu. Rüzgârýn sesi bile içimdeki karanlýðý okþadý.
Ve karþýmda Kubbetü’s-Sahra… Altýn kubbesiyle sanki gökten bir parça inmiþ gibi duruyordu.
O an sadece gözlerim deðil, içim aydýnlandý.
Yaklaþtýkça dizlerim titredi. Adýmlarým ve kalbim hýzlandý, ruhum aðýrlaþtý.
Sanki yürümek deðil, yýllardýr içime bastýrdýðým duygularýn üzerine basarak ilerliyordum.
Yaklaþtým. Bir adým daha attým.
O an içimdeki en eski suskunluk bile yalvarmaya baþladý:
“Bu sabahýn içinde kaybolmak istiyorum.”
Mescidin kapýsýna vardým. Kapýnýn eþiðinde bir rüzgâr esti.
Sanki melekler orada bekliyordu. Ýçeri adýmýmý attýðým anda, zaman durdu. Yüzyýllar, dualar, gözyaþlarý bir araya geldi. Ben bir an deðil, bir asýr yaþýyordum.
Sabah namazý vaktiydi. Ýmamýn sesi kubbede yankýlandý. O ses, gökyüzünden gelen bir yanký gibiydi: “Ey huzur bulmuþ nefis, Rabbine dön, O senden razý, sen O’ndan razý.” (Fecr, 27–28)
Gözyaþlarým secdeye karýþtý. O an, Kudüs beni kabul etti. Ben artýk bir ziyaretçi deðil, bir parça olmuþtum bu þehrin.
Sabah namazý baþlayýnca kalbim göðsümden taþacak gibi oldu. Tekbir aldýðýmda parmaklarýmýn titremesi, sanki içimdeki kýrýlganlýðýn bedenime dökülmesiydi. Rükûya eðildiðimde içimde yýllardýr dik duran duvarlar çöktü.
Ve secde…
Ah, o secde…
Alným yere deðer deðmez içimdeki gece boyu biriken her þey aktý. Halýnýn serinliði bana dünyadan deðil, içimdeki yangýndan bir haber getirdi. Gözyaþlarým hýzla secdeye düþüyordu. Her damla içimdeki aðýrlýðý hafifletiyordu.
Ýçimde bir ses yükseldi, susmuþ bir yerden, kýrýlmýþ bir yerden, yýllardýr konuþmayan bir yerden:
“Rabbim…
Dün kapýda durmakla sýnandým,
bugün içeri alýnmakla arýndým.
Kapý kapanmamýþ
ben açýlmak için seheri bekliyormuþum.”
Namaz bittiðinde kalkamadým. Gökyüzü pembeleþti, ama ben hâlâ secdenin aðýrlýðý altýnda kaldým.
Secde aðýrdýr; içindeki duayý taþýr. Dua aðýrdýr; içindeki gözyaþýný taþýr. Gözyaþý aðýrdýr; içindeki sýrrý taþýr.
Sonra aðýr adýmlarla Kubbetü’s-Sahra’nýn içindeki güzellikleri seyre daldým. Altýn kubbenin altýnda nefes almak bile zordu; çünkü nefes bile o anda bir ibadet gibi hissediliyordu.
Ve Muallak Kayasý… Ýþte bu sarý olarak gördüðümüz altýn kubbenin altýndaydý, gözümüm önündeydi. Büyük, sessiz, kutsal… Peygamber Efendimizin (sav) Miracýna þahit olan, üzerinde peygamberimizi taþýyan o taþ… Taþ bile peygamberin yolundan, ardýndan, izinden gidiyorken durdurulmuþtu.
Elimi uzattým. Taþa dokunduðum anda elim deðil, içim titredi. Taþýn soðukluðu yüreðimde yýllardýr varlýðýný unuttuðum bir yarayý buldu. Ve o yaraya dokunur dokunmaz gözlerimden yaþ deðil, içimde birikirken aðýrlaþmýþ bir deniz taþtý. Taþ serin, taþ sabit, taþ sessizdi; ama benim gözyaþlarýmý kabul eden bir rahmet gibi davrandý. Sanki taþ bile bana merhamet etti.
Sonra kayanýn altýndaki maðara mescide indim. Dünya bir anda sessizleþti. Zaman bir anlýðýna durdu. Ve ben kendi içimin en yalýn, en çýplak, en kýrýlgan hâliyle o loþ mekânýn ortasýnda kaldým.
Kur’an okumaya baþladým. Sözler dudaklarýmdan döküldü ama anlamý doðrudan kalbime indi. Her ayet içimdeki karanlýða bir ýþýk daha yaktý. Her kelime içimde saklanan bir sýzýya dokundu.
Gözyaþlarým ayetlerin arasýndan süzülüp taþlara aktý. Allah’ýn kelamý içimdeki karanlýðý parçaladý.
Avluya çýktýðýmda ortam yeni aydýnlanýyordu.
Ama içimde hâlâ o gecenin kýrýklarý, sabahýn nurlarýyla birleþmiþ halde duruyordu.
Dizlerimin üzerinde durdum. Öylece kalakaldým. Kýmýldayamadým. Çünkü içimde bir hâl oluþmuþtu. Bir huzur, bir teslimiyet, bir kýrýlma, bir onarýlma…
Ve o anda þunu anladým: Dün kapýnýn önünde duran ben ile bugün içeri giren ben ayný kiþi deðildi artýk. Ben deðiþmiþtim. Ben açýlmýþtým. Ben nurlanmýþtým.
Kubbetü’s-Sahra göðe uzanýyordu. Ama o sabah asýl göðe uzanan benim secdeden kalkamayan kalbimdi.
Çünkü Allah beni o sabah, o taþýn üstünde, o maðaranýn derinliðinde kendime geri döndürdü. Bu bir ziyaret deðildi. Bu bir sabah deðildi…
Bu, benim ruhumun karanlýktan nura yükseliþiydi. Bu benim kendi içimdeki Mirac’ýmdý.
- Aksa’ya, yani kalbimizin kýblesine ilk kez yöneldiðimizde kapý, taþ gibi suskundu. Kapýnýn önünde, silahlarýn gölgesinde duran Yahudi askerler “grup halinde giremezsiniz” dediler. Bir an, bütün dualar dondu havada. Bir an, bütün diller sustu. Sadece kalplerimizde bir hüzün yankýlandý: “Bizim için açýlmayan bu kapý, belki de sabrýn kapýsýydý.” Bazen Kudüs’e varmak, içeri girmek deðil, kapýsýnda bekleyebilme sabrýdýr. O an anladým: bazen Kudüs’e varmak, içeri girmek deðil, kapýsýnda bekleyebilme sabrýdýr. Bazen secde taþýn üstünde deðil, kapýnýn eþiðinde edilir. Çünkü Allah, niyetin olduðu yeri mescid kýlar. Biz, içeri giremedik belki, ama kalplerimiz Aksa’nýn avlusuna çoktan girmiþti. Rüzgârýn taþýdýðý dualar, bizim adýmýza o taþ kubbenin altýnda yankýlanýyordu. Bir kadýn aðlýyordu sessizce, bir genç baþýný eðmiþti, rehberin sesi titriyordu: “Bugün bu kapý bize kapandý, ama dua her zaman açýktýr.” O an Kudüs gökyüzü biraz daha karardý, ama içinde bir yýldýz belirdi: teslimiyet. Yavaþça geri dönerken taþlara baktým her biri bir þahit gibiydi. Sanki bana fýsýldadýlar: “Buraya varmak yetmez, bu þehrin kapýlarý sabýrla açýlýr. Her gözyaþý bir anahtardýr, her dua bir kilit açar. “O gece yatsý namazýný Aksa’nýn içinde deðil, kalbimizin tam ortasýnda kýldýk. Rüzgârý kýble edindik, taþlarý seccade, yýldýzlarý mihrap… Ve anladým ki: Allah’a en yakýn yer, bazen giremediðin kapýnýn önüdür.



Henüz Yorum yok