- 01 Þubat 2026 - GÖRÜNTÜ ÇAÐINDA BASÝRET
- 16 Ocak 2026 - MÜSLÜMANSIN… ÖYLE DEÐÝL MÝ?
- 05 Ocak 2026 - SEKÜLER SÝYONÝZM (SS)
- 03 Aralýk 2025 - EVET, ÝNANANLAR DA CESUR OLMALI!
- 06 Eylül 2025 - “BÝZ”LÝK HÂLÝMÝZ -3- “ÝÞTE BÝZÝM ÞEHRÝMÝZ!”
- 23 Aðustos 2025 - “BÝZ”LÝK HÂLÝMÝZ -2-
- 17 Aðustos 2025 - “BÝZ”LÝK HÂLÝMÝZ -1-
MEHMET FATÝH TOSUN
657’NÝN ÞARKISI
657’NÝN ÞARKISI
Adý iddialý, havasý ciddi bir programa davet edildim. Programýn adý: “Soru(n) Ne?”
Sunucu heyecanlý, kayýttakiler hazýr, ben ise kendimden emin…
Selamlama ve giriþten sonra ilk soru:
- “Görüþleriniz bizim için önemli, aydýnlatýcý cevaplarýnýzý merakla bekliyoruz” diyerek baþlýyor cümleye ve ekliyor; “Efendim, malumunuz gündemin en yoðun maddesi ……….. Bu konuda ne düþünüyorsunuz?
Cevabým kýsa, tek hecelik bir suskunluk kadar kuru: Altý yüz elli yedi. (657)
- Anlamadým efendim, 657 mi dediniz?
Evet, 657 dedim. Üstadým, malumunuz ben devlet memuruyum, 657 Sayýlý Devlet Memurlarý Kanunu’na göre bu sorunuza cevap veremem. Cevap verdiðim takdirde ilgili kanun maddelerine göre soruþturma açýlabilir hakkýmda.
- Anlýyorum Fatih Bey... Peki; þu meselede fikriniz nedir?
657.
- Ya siyaset?
657.
- Öyleyse din-diyanet?
657.
- Tamam. Ýhanet?
657.
- Abi! Ticaret?
657.
657’nin þarkýsýný bozuk bir plaktan dinliyormuþ gibi; iðnesi takýlmýþ, hep ayný yerde dönüyor: 657, 657, 657...
Son umutla sunucu soruyor:
- “Peki Fatih Bey, bu 657’nin köklü bir revizyona ihtiyacý yok mu?”
Ama hayýr… O sorunun da cevabý hazýr: 657.
Program bittikten sonra oradan ayrýlýrken sunucunun stüdyoda yankýlanan sesi bana kadar ulaþýyor:
- Bu ne kardeþim! Bir daha memur almayýn yayýna!
Evet, 657’nin gölgesinde kalan bir memuriyet dünyasýnda baþka bir son da mümkün deðil zaten. Çünkü bu rakam, yalnýzca bir kanun deðil; ayný zamanda bir dil baðlayýcý, bir fikir susturucu çoðu konuda.
Ve burada þunu sormak istiyor insan:
Soru(n) Ne? Devlet, Fatih Bey gibi nice memurunu böyle sessizliðe mahkûm ederek mi ayakta kalýr? Yoksa hakikati konuþanlarla mý?
………………………………………………………………………………
Kýymetli okur, “eðriye eðri, doðruya doðru” diyemediðim bir “köþe suskunluðu” yazdým(!) bu defa.
Oysaki cesurca yazabilmeliydim! Ýhsan Fazlýoðlu ne diyordu? “Cesurlar, inançlarý, tercihleri, korkaklar konforlarý, efendileri için yaþar.” Elbette bu tür cümlelerde mevzu slogan atmak deðil, durup kendine soru sormaktýr. “Ben kim için, ne için yaþýyorum?”
Allah (cc) için ve O’nun (cc) rýzasý için yaþamalý deðil miyiz? Tercihimin bir bedeli olacaksa da; cesurca, daha özgür köþe yazýlarýnda buluþacaðýz inþallah… Doðruya doðru, yanlýþa yanlýþ diyecek, zalime baþkaldýrý, haksýza “dur!” mahiyetinde yazacaðým… Yazmalýyým…



Henüz Yorum yok