- 01 Ocak 2026 - KARDEÞ OLMANIN SORUMLULUÐU
- 25 Aralýk 2025 - GERÝYE NASIL DÖNSEK?
- 24 Aralýk 2025 - TÖVBE SEFERBERLÝÐÝ
- 08 Aralýk 2025 - HORASAN’DAN BÝR NEFES
- 03 Aralýk 2025 - KURBAN OLMANIN ATEÞÝ
- 19 Kasým 2025 - ÝLK KÝM ALACAK?
- 04 Kasým 2025 - ÇÝLEKEÞ BÝR MÜSLÜMANIN GÖZYAÞLARINI GÖRMEK
- 30 Ekim 2025 - KORKTUM AMA ÖÐRENDÝM
- 25 Ekim 2025 - MODERN ÝNSANIN ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI
- 16 Ekim 2025 - ONLARIN SINAVI / BÝZÝM SINAVIMIZ
- 02 Ekim 2025 - SUMUD FÝLOSU GAZÝLERÝNE SELAM VE HASRETLE…
- 24 Eylül 2025 - FÝTNE ATEÞÝ
- 07 Eylül 2025 - SÜKÛNET DERSÝ / DERDÝ
- 25 Aðustos 2025 - MURDAR ÖLMEMEK ÝÇÝN
- 18 Haziran 2025 - VAHÝY DEVAM EDÝYOR
- 11 Haziran 2025 - TÝTANÝK’TE MÜSLÜMAN OLMAK / MÜSLÜMAN KALMAK
- 23 Mayýs 2025 - MÜSLÜMANIN AYRILMA AHLAKI
- 14 Mayýs 2025 - NEREDE HATA YAPIYORUZ?
- 01 Mayýs 2025 - ASIL YARIÞ BURADA
- 11 Nisan 2025 - ÇAÐDAÞ ZÜLBÝCÂDEYN
- 09 Nisan 2025 - KISKANMA HAKKIMI KULLANMAK ÝSTÝYORUM
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 13 Ocak 2025 - KUSURSUZ BÝR CENAZE
- 07 Ocak 2025 - ZORLA DÖNÜNCE MÝ?
- 25 Aralýk 2024 - GASSAL ELÝNDE MEYYÝT
- 17 Aralýk 2024 - GÜNEÞ GÖZLÜÐÜ
- 09 Aralýk 2024 - HAZIR OLMAYANLAR ÝÇÝN
- 03 Aralýk 2024 - BÝR TUTAM PÝÞMANLIK
- 26 Kasým 2024 - CAMÝ VE ÇOCUK SESÝ
- 22 Kasým 2024 - NE SAÐLAM BÝR ÇINARDI
- 06 Haziran 2024 - BÝR GÜNDE ÝKÝ SABAH NAMAZI
- 23 Mayýs 2024 - ÝRAN’DA HELÝKOPTERÝ KÝM MÝ DÜÞÜRDÜ?
HAÞÝM AKIN
BABAM…
BABAM…
Kurban bayramýna üç gün kalmýþtý. Okuldayým ve annem aradý. Babam ekmek almaya gitmiþ ve dönüþte merdivende düþmüþ. Hastanede uzun bekleyiþin ardýndan öðrendik ki kalça kemiði kýrýlmýþtý. Ameliyat olacak. Ortopedi doktoru gelip “Amca nasýlsýn?” diye sordu. Bizim alýþtýðýmýz o vakur ifadeyle “Elhamdülillah iyiyim hocam. Daha ne olsun, iyiyim…” dedi. Onun bu cevabý doktoru þaþýrtmýþtý. Zira kalça kemiði kýrýlan bu yaþlý adamýn aðrýsý, þikâyetleri olmalýydý. “Ben yürür müyüm? Ýyileþir miyim? Yoksa sakat kalýr mýyým?” Gibi birçok sorularý sormasý gerekirdi. Doktorun bu þaþkýnlýðý üzerine araya girdim ve “Hocam! Babam, hali ne olursa olsun bundan baþkaca bir cevap vermez size. O yaþadýðý her halinde þükretmeyi sever ve bunu da ifade eder” dedim. “Haydi, öyle olsun” der gibi kafasýný çevirip çýktý.
Üç hafta önce ebedi yurduna uðurladýðýmýz babam hiç halinden þikâyet etmezdi. Onun kitabýnda yoktu þikâyet etmek. Dünyanýn geçici olduðunu bildiði için de dualarýný ona göre yapardý. Yürümekte zorlandý, iki kez kalça kemikleri kýrýlýp ameliyat oldu. Ama her defasýnda “Siz endiþe etmeyin ben en kýsa zamanda yürüyeceðim Allah’ýn izniyle” diye bizi teselli ederdi. Öyle de oldu.
Küçük yaþta öksüzlüðe adým atmýþ, zor þartlarda büyümüþ ve bu nedenle de anne veya babasýndan ayrý kalan çocuklara çok ayrý bir muhabbeti ve hüznü olurdu. Genç yaþýnda Kur’an-ý kerim okumayý öðrenememiþ, elektronik kalemle Mushaf sayfasýna bakýp Kur’an dinlemeyi çok severlerdi. Bu onlar için ayrý ve güzel bir ibadetti. Yanýnda beraberce namaz kýldýðý diðer insanlara oranla neredeyse iki kat daha yavaþlýkta ve huzurla kýldýðý namazlarý da onun içindi…
Gerçekten de dünya, geçici olarak kaldýðýmýz bir mekândýr. Bir süre kalýp sonra da kalkýp gideceðimiz geçici konak merkezi. Modern deyimle devre mülk burasý. Süren kadar kullan ve devredip ayrýl. Normal zamanda unutup da cenazenin baþýnda hatýrlýyor olsak da durumun gerçeði budur.
Abdullah Ýbni Mes’ûd radýyallahu anh þöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v) bir hasýr üzerinde yatýp uyumuþtu. Uykudan uyandýðýnda, hasýr vücudunun yan tarafýnda iz býrakmýþtý. Biz:
–Yâ Resûlallah! Sizin için bir döþek edinsek, dedik. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem:
“Benim dünya ile ilgim ne kadar ki? Ben bu dünyada bir aðacýn altýnda gölgelenen, sonra da oradan kalkýp giden binitli bir yolcu gibiyim” buyurdular. (Tirmizî)
Sevgili babam da günü gelince göçüp gitti bu dünyadan. Ardýndan bize onun iman ve vakarýyla býraktýðý hatýralarý kaldý. Büyüklerin ýsrarla tavsiye ettiði “kýrmadan- kýrýlmadan” ilkesini en güzeliyle uyguladý. Kimseyi kýrmama, incitmeme, üzerinde kul hakkýyla göçmeme konusundaki hassasiyetini hep korudu. Uzun yýllar köylere pazarcýlýk yaptýk. Seydiþehir’in bilmediðimiz köyü kalmadý. Bazýlarýný veresiye defterine yazar, çoðunu da yazmazdýk. Birçok köylünün borcu onun veya bizim zihnen hatýrladýðýmýz kadardý. Ýhtilaf olursa da onun dediði geçerli olurdu.
Son günlerinde usulüne uygun bir þekilde “la ilahe illallah” cümlesini hatýrlattýk. Yýllardýr çok sevdiði ve vird olarak tekrar ettiði Hz. Yunus’un (a.s) “la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin” duasýný tekrar etti hep. Yaþadýðý ve diline pelesenk ettiði cümlelerle göçüp gitti.
Bana sevgili babamýn en önemli özelliði sorsalar Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin meþhur cümlesini söylerdim. “Hiç bir amelime güvenmiyorum, lakin Allahü Teala'nýn düþmanlarýna düþmanlýðým var.”Babam rahmetli deAllah'a, O’nun dostlarýna, O’nun hatýrýna sevilmesi gerekenlere gönülden muhabbet duyar, düþmanlarýna da zýrnýk muhabbet beslemezdi. Sevgi ve muhabbetindeki cömertlik orada biterdi.
Cenaze esnasý ve sonrasýnda destek ve dualarýný esirgemeyen tüm dostlarýna teþekkürlerimi iletir, küçük bir hediye olarak da Fatihalarýný istirham ederiz.



Henüz Yorum yok