- 26 Ocak 2026 - KELÝMELERÝN GÖLGESÝNDE AÝLE: ‘EÞ’ MÝ, ‘KARI-KOCA’ MI?
- 11 Ocak 2026 - AKSA TUFANI: SESSÝZLÝÐE KARÞI BÝR HURUÇ, ÝNSAN ONURUNA BÝR ÇAÐRI
- 01 Ocak 2026 - DANIÞTAY KARARI ÜZERÝNDEN ÜRETÝLEN YANILSAMALAR VE HUKUKÝ GERÇEKLER
- 03 Aralýk 2025 - AYM’NÝN TARÝHÝ KARARI: YAÞAM HAKKININ ÖNÜNDE HÝÇBÝR ÞEY DURAMAZ
- 03 Aralýk 2025 - AYM’NÝN TARÝHÝ KARARI: YAÞAM HAKKININ ÖNÜNDE HÝÇBÝR ÞEY DURAMAZ
MEHMET ALTUNTAÞ
DEPREM GERÇEÐÝYLE YÜZLEÞME ZAMANI
DEPREM GERÇEÐÝYLE YÜZLEÞME ZAMANI
Türkiye fay hatlarý üzerinde bir ülke. 1999 Gölcük’ten 2023 Kahramanmaraþ depremlerine kadar yaþanan acýlar, kentsel dönüþümün ve sosyal konutlarýn önemini bir kez daha ortaya koydu. TOKÝ’nin 81 ilde hayata geçireceði 500 Bin Sosyal Konut Projesi, sadece yeni binalar deðil; güvenli, dayanýklý ve umut dolu þehirler inþa etme kararlýlýðýnýn bir yansýmasý. Ancak uzmanlar uyarýyor: Afetlere karþý hazýrlýk sadece devletin deðil, toplumun da sorumluluðu.
500 Bin Sosyal Konut Seferberliði: Sadece Bina Deðil, Güven Ýnþa Etmek
Türkiye’nin coðrafi kaderi artýk tartýþma konusu deðil: Fay hatlarýnýn tam üzerinde yaþýyoruz. 1939 Erzincan’dan 1999 Gölcük’e, 2023 Kahramanmaraþ merkezli depremlere kadar bu ülke defalarca sýnav verdi.
Her büyük felaketten sonra ayný cümleyi kurduk: “Artýk hiçbir þey eskisi gibi olmayacak.”
Ama çoðu zaman, bu sözlerin arkasýnda ayný kararlýlýðý gösteremedik.

Þimdi Cumhurbaþkanýmýz Recep Tayyip Erdoðan’ýn açýkladýðý ve Çevre, Þehircilik ve Ýklim Deðiþikliði Bakanlýðý koordinasyonunda TOKÝ eliyle yürütülecek “500 Bin Sosyal Konut Projesi”, sadece bir inþa hamlesi deðil; Türkiye’nin yeniden güvenli þehirler kurma iradesinin göstergesidir.
Kentsel Dönüþüm: Geç Kalýnmýþ Bir Gerçek
6 Þubat 2023’teki Kahramanmaraþ merkezli deprem, sadece binalarý deðil, yýllardýr süregelen ihmal zincirini de yýktý.
O günden bugüne 304 bin konutun teslim edilmiþ olmasý elbette önemli bir adým. Ancak kentsel dönüþümde hâlâ yavaþ ilerleyen bir tabloyla karþý karþýyayýz.
1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden 26 yýl geçti.
Bu süre zarfýnda Türkiye’deki tüm riskli binalarýn yenilenmesi mümkündü.
Fakat vatandaþýn bilinç eksikliði, belediyelerin bürokratik yavaþlýðý ve mevzuatýn geç olgunlaþmasý, bu süreci defalarca geciktirdi.
Bugün hâlâ Ýstanbul’un bazý ilçelerinde, Ýzmir’de, Hatay’da ve hatta Ankara’da bile yýkýlma ihtimali yüksek binlerce yapý var.
Bu tablo, bize þunu açýkça söylüyor:
Afetlere karþý en etkili önlem, depreme dayanýklý konut üretimi ve kentsel dönüþümün hýzlandýrýlmasýdýr.
TOKÝ Modeli ve Dünyadan Örnekler
TOKÝ, bugüne kadar 1 milyon 740 bin sosyal konut üreterek Türkiye’nin þehirleþme tarihinde önemli bir rol oynadý.
Yeni proje kapsamýnda 81 ilde 500 bin sosyal konut inþa edilecek.
Üstelik bu kez bir ilk yaþanacak: Ýstanbul’da kiralýk sosyal konut modeli devreye alýnacak.
Bu model, aslýnda dünyada baþarýlý örnekleri olan bir yaklaþým.
Japonya’da yüksek riskli bölgelerde devlet, “kamu kiralýk konutlarý” inþa edip düþük gelirli ailelere sunuyor.
Almanya’da sosyal konutlarda sadece kira dengesi deðil, enerji verimliliði ve afet güvenliði de birlikte planlanýyor.
Türkiye de bu örneklerden ilham alarak sosyal konutlarý, “barýnma”dan öte “yaþanabilir güvenli alanlara” dönüþtürmek zorunda.
Kentsel dönüþüm, yalnýzca eski binalarý yýkýp yenilerini yapmak deðildir.
Altyapýyý güçlendirmek, acil toplanma alanlarýný planlamak, yeþil alanlarý korumak ve vatandaþta “afet bilinci” oluþturmak da bu dönüþümün parçasýdýr.
Devlet Elinden Çok, Toplum El Birliðiyle
Elbette AK Parti hükümeti döneminde Türkiye, þehirleþme ve altyapý alanýnda çok büyük yatýrýmlar yaptý.
TOKÝ projeleriyle milyonlarca vatandaþ, güvenli ve modern konutlara kavuþtu. Ben de 2004 ye Ankara'da baþlatýlan sosyal konut projeleri vesilesiyle ev sahibi olmuþ bir insaným. Evliliðimin 5. senesinde belli bir peþinat ödeyerek 10 yýl taksitle kira öder gibi ev sahibi oldum. 2004 te altý sýfýr atýlmamýþ hali ile 300.000.000TL kira öderken aylýk 367.000.000TL taksitle ev sahibi olmuþtum. Devletime minnettarým. Þu an yine depreme dayanýklý bir TOKÝ üretimi bir konutta oturmaya devam ediyorum.
Ancak unutmamak gerekir ki bu süreç sadece devletin deðil, toplumun da sorumluluðudur.
Depremle mücadele, siyaset üstü bir meseledir.
Her belediye, her kurum, her birey bu konuda görev üstlenmek zorundadýr.
Eðer bir þehirde hâlâ yýkýlma ihtimali olan binalar varsa, o þehir güvenli deðildir.
Yýkýlan Binalardan Fazlasýný Onarmak
Türkiye, artýk depremden sonra deðil, deprem olmadan önce harekete geçmelidir.
Kentsel dönüþüm bir lüks deðil, yaþamsal bir zorunluluktur.
Her yeni sosyal konut, sadece bir ev deðil; geleceðe duyulan bir güvendir.
Unutmayalým:
Deprem deðil, ihmal öldürür.
Ve biz bu sefer sözlerimizin arkasýnda durabilirsek,
Yýkýlan binalarýmýzla birlikte yýkýlan umutlarýmýzý da yeniden inþa edebiliriz.



Henüz Yorum yok