- 01 Þubat 2026 - SILA-Ý RAHÝM ZÝYARETÝ
- 01 Ocak 2026 - KARDEÞ OLMANIN SORUMLULUÐU
- 25 Aralýk 2025 - GERÝYE NASIL DÖNSEK?
- 24 Aralýk 2025 - TÖVBE SEFERBERLÝÐÝ
- 08 Aralýk 2025 - HORASAN’DAN BÝR NEFES
- 03 Aralýk 2025 - KURBAN OLMANIN ATEÞÝ
- 19 Kasým 2025 - ÝLK KÝM ALACAK?
- 04 Kasým 2025 - ÇÝLEKEÞ BÝR MÜSLÜMANIN GÖZYAÞLARINI GÖRMEK
- 30 Ekim 2025 - KORKTUM AMA ÖÐRENDÝM
- 25 Ekim 2025 - MODERN ÝNSANIN ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI
- 16 Ekim 2025 - ONLARIN SINAVI / BÝZÝM SINAVIMIZ
- 02 Ekim 2025 - SUMUD FÝLOSU GAZÝLERÝNE SELAM VE HASRETLE…
- 24 Eylül 2025 - FÝTNE ATEÞÝ
- 28 Aðustos 2025 - BABAM…
- 25 Aðustos 2025 - MURDAR ÖLMEMEK ÝÇÝN
- 18 Haziran 2025 - VAHÝY DEVAM EDÝYOR
- 11 Haziran 2025 - TÝTANÝK’TE MÜSLÜMAN OLMAK / MÜSLÜMAN KALMAK
- 23 Mayýs 2025 - MÜSLÜMANIN AYRILMA AHLAKI
- 14 Mayýs 2025 - NEREDE HATA YAPIYORUZ?
- 01 Mayýs 2025 - ASIL YARIÞ BURADA
- 11 Nisan 2025 - ÇAÐDAÞ ZÜLBÝCÂDEYN
- 09 Nisan 2025 - KISKANMA HAKKIMI KULLANMAK ÝSTÝYORUM
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 13 Ocak 2025 - KUSURSUZ BÝR CENAZE
- 07 Ocak 2025 - ZORLA DÖNÜNCE MÝ?
- 25 Aralýk 2024 - GASSAL ELÝNDE MEYYÝT
- 17 Aralýk 2024 - GÜNEÞ GÖZLÜÐÜ
- 09 Aralýk 2024 - HAZIR OLMAYANLAR ÝÇÝN
- 03 Aralýk 2024 - BÝR TUTAM PÝÞMANLIK
- 26 Kasým 2024 - CAMÝ VE ÇOCUK SESÝ
- 22 Kasým 2024 - NE SAÐLAM BÝR ÇINARDI
- 06 Haziran 2024 - BÝR GÜNDE ÝKÝ SABAH NAMAZI
- 23 Mayýs 2024 - ÝRAN’DA HELÝKOPTERÝ KÝM MÝ DÜÞÜRDÜ?
HAÞÝM AKIN
SÜKÛNET DERSÝ / DERDÝ
SÜKÛNET DERSÝ / DERDÝ
Ýbni Abbâs (r.a) þöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v) yanýndan geçmekte olduðu iki mezar hakkýnda þöyle buyurdu:
"Bu ikisi, kendilerince büyük olmayan birer günahtan dolayý azâp görüyorlar. Evet, aslýnda (günahlarý) büyüktür. Biri koðuculuk yapardý. Diðeri ise, idrarýndan sakýnmaz, iyice temizlenmezdi." (Buhari)
*****
Geçen gün yatsý namazýný kýlmak için bir farklýlýk yapmak istedim. Merhum Hacý Veyis Hoca Efendi’nin uzun yýllar minaresinin þerefesinde öðrenci yetiþtirdiði, üçler mezarlýðýnýn yaný baþýnda bulunan tarihi camiye gittim. Tarihi bir cami olmasýnýn yanýnda burasýnýn özel bir maneviyat havasý da vardýr. (Konya’ya yolu düþüp de burada namaz kýlmadan dönen, eksik bir ziyaretle dönmüþtür) Zira ayakta durduðu yýllar içinde caminin þahitlik ettiði olaylar küçümsenecek cinsten deðildi. Burasý ayný zamanda birçok insanýn son yolculuðuna uðurlandýðý veda tepesi / duraðýdýr.
Yatsý namazýndan sonra kýsa bir kelime-i tevhit zikri ve salavat / tesbihat duasýnýn akabinde camiden çýktýk. Burayý tercihimin asýl nedeni de tüm hayatýn ve dertlerin son bulduðu bu noktada dinginliði ve sükûneti hissetme arzusuydu. Zira yaþadýðýmýz bu hýzlý ve þeytanýn iðvalarýndan arýnamamýþ hengâmeli hayatta o kadar da kapýlýyoruz ki gidiþata… Ne býrakabildik ne de yetiþip alabildik. Ne geride kalýp oturmaya razý olduk, ne de kazanýp cebimize koyabildik.
Kýzýlderili grup hýzla yol alýnca reis ekibi durdurup“Çok hýzlý yürüdük. Oturup bekleyelim de ruhlarýmýz bize yetiþsin” dermiþ. Hâsýlý oturup ruhum bana yetiþebilsin diye üçler mezarlýðýnýn gölgesine gittim.
Sükûnet ve sekinetin merkezi olmuþ bu mekânda kimler yoktu ki… Ýçeride âlimlerle cahiller, zalimlerle mazlumlar hepsi yan yana yatýyordu. Allah’a kulluk edenle düþmanlýk edenlerin beraber yattýðý bir yerdi burasý. Onlarýn da nefisleri vardý. Nefislerine uyup ne kalpler kýrmýþlardý.
- Anlýk öfkelerini yenemeyip ne cümleler dökülmüþtü aðýzlarýnda da þimdi o cümleler ateþ huzmesi olarak üzerlerine kaldý.
- Miras kavgasýndan küs giden kardeþler orada beraber yatýyorlar.
- Evlerinin yakýnlýðýný gönüllerine koyamamýþ ve küçük sebeplerle hep kavgayý tercih etmiþ komþular da buradaydý…
- Sýnýr kavgalarýnýn ömürlerini bitirdiði ama anlaþmazlýk ve düþmanlýðý bitiremedikleri ömürlerinde torbalarýný hep hesap verilecek amellerle doldurmuþ tarla komþularý da buradaydý. Kavgasý onlarda mirasý da çocuklarýnda kaldý.
- Basit hesaplar uðruna kin ve nefret tohumu ekenler, çevresine kin ve düþmanlýðý miras býrakanlar da kazanç ve piþmanlýklarýyla yol aldýlar. Çaðrýlýnca itiraz haklarý olmadýðý için hep yarýda býrakýp gittiler. Daha yapýlacak o kadar çok þey vardý ki… Bazý intikamlar alýnacaktý daha... Bazýlarý için de “o gün bir kez þeytana uyduk iþte. En iyisi uygun bir zamanda helallik alýp o konuyu kapatmak gerek” diye döþünmüþler ama bir türlü de fýrsat bulamamýþlardý. Daha doðrusu da þeytan müsaade etmemiþti. Azrail (a.s) biraz erken gelmeseydi(!) daha yapýlacak çok þey vardý ama… .
Hepsi beraberler ve herkes kendi ameliyle meþguldü. Gecenin bu sükûnet vaktinde yerin üstündekiler bugünün piþmanlýðýný yarýna taþýma hayalindeydi. Yarýn yeniden alevlendirilecek eski kavgalarýn, yeni atýþmalarýn bu sefer kazanýlacak yarýþlarýn planýndaydýlar.
Topraðýn üstünde böyle kýyasýya ve amansýz bir yarýþ devam ederken topraðýn altýndakiler de piþmanlýklarýný ve nasihatlerini ulaþtýrmak istiyordu. Hz. Ömer (r.a) Allah Raslüne gelip de nasihat istemiþti. Ona “sana nasihatçi olarak ölüm yeter” buyurmuþtu Allah’ýn habibi… Ölüm her yerde kendisini hatýrlatýr da önemli olan ondan ibret alabilmekti.
Üçler mezarlýðýnýn bir duvarda çevrilmiþ o geniþ alanýnda topraðýn altýnda kat kat gömülmüþ eskiler, bizim hayalini kurduðumuz iþleri yapýp gitmiþler ve þimdi onlarýn piþmanlýklarý ve hesaplarýyla meþguldü. Aslýnda yaptýklarý iþler çoðu zamanda büyük cürümler deðildi. Bizim için sýradan olan ve onlara kabirde azap olarak gelen o iþlere ve hayatlarýna ait onlarýn sesini dinleyememek o piþmanlýktan ders alamamak ne kadar kötü…
Sükûnet, sekinet, sühulet lazým…



Henüz Yorum yok