HAÞÝM AKIN

MURDAR ÖLMEMEK ÝÇÝN

Hayatta dermaný olmayan dert yoktur. Allah her derdin bir þifasýný vermiþtir. Bazý dertlerin dermaný da o derdin içinde gizlidir. Derdi yaþamak ve ne yaþadýðýný bilmek þifaya sebep olabilir.

               Yaþadýðýmýz bu hayatta þikâyet ettiðimiz ve çözmekte zorlandýðýmýz birçok problemle iç içe bulunuruz. Nübüvvetten önce Allah’ýn habibi (s.a.v) Mekke’nin þirk ve isyan derdinden bunalýnca çözüm olarak kendisini HÝRA maðarasýna atmakta buluyordu. Ýnsanýn kalbini söküp alan ve onu rahatsýz eden bir þirk ve isyan alýþkanlýðýna þahit olmak ve bunu düzeltememek gerçekten çok büyük bir sýkýntýdýr. Konuþmak zor, susmak ayrý bir sýkýntý.

Hele yýllardýr yaþanan Gazze saldýrýna alýþýyor olmak, artýk rutinleþmesine tahammül etmek, zulmün kanýksanmasýna seyirci kalmak inanýlýr ve kabul edilebilir bir durum da deðil. Ýlk zamanlarda sokaða çýkan, baðýrýp çaðýran, boykot eden, rahatsýzlýðýný dile getiren ama “bizimle olmaz ki bu iþ” deyip ipin ucunu býrakýveren, gündelik hayatýna dalýp giden Müslüman tipi çok acý bir manzaranýn göstergesi oluverdi. Zulümle barýþmak ve onun gücünü benimsemek, Allah’ýn inayetine sýðýnýp devinim göstermesi gerekirken tembellik ve boþ vermiþliðe sýðýnmak gerçekten çok vahim bir durum. Bireysel veya toplumsal konfor alanýnýn bozulmasýndan endiþe duyarak Gazze’yi kendi haline býrakmak çok acý bir yüz karasý olarak kalacak.

               Geçen günlerde çarþýda çok sevdiðim ve ilim ve irfanýyla ýþýk olmaya gayret eden bir hocamla karþýlaþýp selamlaþtýk. Kýsa süreli de olsa halimizden ve zamanýn / ortamýn þartlarýndan dertleþtik. Çözüm bulamayýp yutkunduðumuz ve acziyetimizle yüzümüzü kýzartan dertlerimizi hatýrlayýp dua ettik. Sonunda hocam þu güzel cümleyi kurdu. “ Biz de bazen abimle benzeri konularý konuþup dertleþiyoruz. Ve sonunda þöyle diyoruz. Dua edip gayret etmekten baþkaca da bir çýkýþ yolu yok. Biz dua edeceðiz ve teslim olmadan devinmeye devam edeceðiz. Zira Konya’da bir atasözü vardýr. “Debelenen koyun murdar ölmez.”

               Ben bu sözü ilk kez duymuþtum. Gerçekten de doðru bir tespitti. Önemli olan ölmemek deðil elbette. Hayata karar veremediðimiz gibi ölüme de veremeyeceðiz. Ama önemli olan Müslümanca bir ölümle buluþmaksa onun da yolu bu Konyalý atasözünde gizliymiþ. Kendini býrakma ve bir þeyler yapmaya devam et.

Kurtaramadýklarýmýz var. Peþinden yetiþip çekip çýkaramadýklarýmýz da çok. Söyleyip dinletemediklerimiz veya dinletip de icraata geçiremediklerimiz hiç de az deðil. Tüm bu olumsuz neticeler bizim mücadeleyi býrakmamamýz gerektiðini gösteriyor. Zaferle deðil de seferle emr olunan,  yolda oluþunun ve yolda kalýþýnýn deðer bulduðu, gayreti / çabasý kadar deðer görecek bir yapýmýz var.

Araf suresi 164. Ayeti kerime iþte tam da bunu izah ediyor. Ümitsizliðe düþmek ve baþarýlamayacak endiþesiyle çalýþma ve gayreti terk edivermek Müslümanca bir tavýr deðildir. Lüt (AS) azap meleklerinin þehrine gelip de buradan çýkmalarýný söylediðinde yanýnda sadece kýzlarý vardý. Yýlardýr ayný evi paylaþtýðý hanýmý bile onunla beraber olamamýþtý. Ýnsan kendi evladý veya eþi bile olsa bazen sözünü dinletemez. Ancak bu sözünü dinletememe ve “Ne haliniz varsa görün. Benden bu kadar” þeklinde kendini bir köþeye atma ve olaylarýn dýþýnda kendine küçük bir dünya kurma çabasý asla kabul edilemez. Asýl yýkým ve kaybediþ bununla baþlar.

Bizde yanlýþ kullanýlan bir kýsým deyimler de vardýr. “Olmayacak duaya âmin demek” gibi önyargýlý, beklentiyi küçülten, yenilgiyi hemen kabul eden, kulluðu çabaya deðil de dilinin ucuyla yaptýðý dua ile nimete ulaþma olarak anlayan yaklaþýmlarý da bulmak mümkün. Oysaki rabbimiz kullarýnýn duasýný bekler. Onlarýn dua edip ona yakarmalarý, samimi ve içten bir þekilde buna devam etmeleri, kulluðun gerçek bilinciyle rabbine sýðýnmýþ olmalarý Onu memnun eder.   

Her kulun sözlü ve kalbi dualarý yanýnda mutlaka fiili dualarý da olmalýdýr. Teslim olmadan ve sadece “Müslümanca yaþama ve inancýyla var olma” bilincini ayakta tutma adýna bile olsa bir þeyler yapabilme bize yakýþýr. Suçu baþkalarýna atmak çok kolaydýr. Gazze gibi ümmete mal olmuþ büyük olaylarda halký Müslüman olan ülkelerin baþlarýndaki kukla idarecilerin gaflet veya ihanetleri yok sayýlamaz. Kendini Ýslam’ýn hamisi ve bayraktarý olarak gören kimi ülkelerde Gazze’yi konuþmak bile yasak. Böylesine bir korkaklýk ve ihanetin içindeler. Elbette Allah bunlarýn da hesabýný soracaktýr. Ama bizim görevimiz onlarýn suçlarýný sayýp dökmek ve tüm vebali onlara yýkmak da deðildir. Zira onlar bu tavrý ilk kez göstermedi ki biz “gördüklerimizle þok olduk” diyelim. Bu bilindik bir durumdu. Asýl önemli olan; biz kendi bireysel yaþantýmýzda ve aileden baþlayan toplumsal hayatýmýzda neler yapýyoruz?

Kullarýn güçsüzlüðünü bir daha haykýran sýcak ve kurak bir yaz bitti. Yeniden dirilme ve gelecek zamaný manevi kazanýmlarla doldurma mevsimi baþlatmalý. Önce kendi nefsimizden baþlayarak uyuþukluðun tedavisini kendimiz için bulmalý, bu reçeteyi ailede uygulasak, topluma daha kolay yayýlacak.

Murdar ölmemek kasaba deðil de koyuna baðlýymýþ.

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri