- 26 Ocak 2026 - KELÝMELERÝN GÖLGESÝNDE AÝLE: ‘EÞ’ MÝ, ‘KARI-KOCA’ MI?
- 01 Ocak 2026 - DANIÞTAY KARARI ÜZERÝNDEN ÜRETÝLEN YANILSAMALAR VE HUKUKÝ GERÇEKLER
- 03 Aralýk 2025 - AYM’NÝN TARÝHÝ KARARI: YAÞAM HAKKININ ÖNÜNDE HÝÇBÝR ÞEY DURAMAZ
- 03 Aralýk 2025 - AYM’NÝN TARÝHÝ KARARI: YAÞAM HAKKININ ÖNÜNDE HÝÇBÝR ÞEY DURAMAZ
- 30 Ekim 2025 - DEPREM GERÇEÐÝYLE YÜZLEÞME ZAMANI
MEHMET ALTUNTAÞ
AKSA TUFANI: SESSÝZLÝÐE KARÞI BÝR HURUÇ, ÝNSAN ONURUNA BÝR ÇAÐRI
AKSA TUFANI: SESSÝZLÝÐE KARÞI BÝR HURUÇ, ÝNSAN ONURUNA BÝR ÇAÐRI
Gazze’de yaþananlar bir güvenlik meselesi deðil, uluslararasý hukukun askýya alýndýðý, insan haklarýnýn sistematik biçimde ihlal edildiði bir soykýrým sürecidir. 7 Ekim Aksa Tufaný, bu baðlamda, uzun yýllardýr süren iþgal, abluka ve kolektif cezalandýrma politikalarýna karþý ortaya çýkan bir kýrýlma aný olarak tartýþýlmalýdýr.
Gazze: Çatýþma Deðil, Hukuk Krizi
Gazze’de yaþananlar, artýk “çatýþma” ya da “orantýsýz güç kullanýmý” gibi kavramlarla izah edilemeyecek bir noktaya ulaþmýþtýr. Bugün karþý karþýya olduðumuz tablo, uluslararasý hukuk literatüründe açýk karþýlýðý olan; sivillerin hedef alýndýðý, temel yaþam haklarýnýn kasýtlý olarak ortadan kaldýrýldýðý ve bir halkýn kolektif biçimde cezalandýrýldýðý aðýr insan haklarý ihlalleri zinciridir.
7 Ekim 2023’te gerçekleþen Aksa Tufaný’ný anlamak için, tekil bir güne deðil; on yýllardýr süren iþgale, abluka rejimine ve Filistin halkýnýn sistematik olarak hak dýþý býrakýlmasýna bakmak gerekir. Aksi hâlde neden-sonuç iliþkisi koparýlýr, hukuk yerini propagandaya býrakýr.
Patlamasý Kaçýnýlmaz Bir Hukuk Krizi
Norveç Oslo Üniversitesi’nde çalýþan tarihçi Erik Skare, Yedi Ekim’e Giden Yol: Filistin’de Ýslami Hareketin Tarihi adlý eserinin giriþinde, 7 Ekim’i tekil bir olay deðil, uzun süre biriktirilmiþ bir tarihsel ve insani basýncýn sonucu olarak tarif ederken þu tespiti yapar:

“Ve Gazze, eninde sonunda patladý. 7 Ekim 2023’te Filistinli silahlý gruplar Ýsrail sýnýrýndaki duvarý aþtýðýnda, Gazze on altý yýldýr abluka altýndaydý. Nüfusun %80’e yakýný dýþ yardýma baðýmlý hâle gelmiþti; üçte ikisi gýda sýkýntýsý çekiyor, neredeyse yarýsý ise çok boyutlu bir yoksulluk içinde yaþýyordu. Halkýn yarýsýndan fazlasý iþsizdi; gençlerde ise bu oran %70’in üzerindeydi. 2023’e gelindiðinde, otuz yaþ altýndakilerin çoðu Gazze dýþýna hiç çýkamamýþtý. On altý yaþýndaki bir çocuk, dört savaþýn, sayýsýz çatýþmanýn, hava saldýrýsýnýn ve sýnýr ötesi silahlý çarpýþmanýn içinde büyümüþtü. Gazze’nin sonsuza dek bu þekilde hapsedilmiþ kalmasý mümkün deðildi. Nitekim kalmadý da.” (Erik Skare, s.21)
Bu satýrlar, Gazze’de yaþananlarýn bir “ani radikalleþme” ya da “nedensiz þiddet” olmadýðýný; aksine, uluslararasý hukukun uzun süre askýya alýndýðý, insan haklarýnýn sistematik biçimde ihlal edildiði bir sürecin kaçýnýlmaz kýrýlmasý olduðunu açýk biçimde ortaya koymaktadýr.
Dolayýsýyla 7 Ekim 2023’te gerçekleþen Aksa Tufaný’ný anlamak için tek bir güne, tek bir eyleme ya da tek bir aktöre bakmak yetmez. Asýl bakýlmasý gereken; on yýllardýr süren iþgal, abluka rejimi ve Filistin halkýnýn temel haklardan mahrum býrakýlmasýdýr. Bu baðlam koparýldýðýnda, neden–sonuç iliþkisi bilinçli biçimde ters yüz edilir; hukuk yerini siyasete, insan haklarý ise propagandaya býrakýr.
Ýþgal, Abluka ve Kolektif Cezalandýrma Gerçeði
Uluslararasý hukuka göre iþgal altýndaki bir halkýn, iþgale karþý direnme hakký, Birleþmiþ Milletler kararlarý ve teamül hukuku tarafýndan tanýnmýþtýr. Bu hak, sivillerin hedef alýnmasýný meþru kýlmaz; ancak iþgali ve iþgalin sürdürülmesini de hukuken savunulabilir olmaktan çýkarýr.
Gazze, 17 yýldýr kara, deniz ve havadan kuþatýlmýþ; elektrik, su, gýda ve saðlýk hizmetlerine eriþimi kýsýtlanmýþ bir bölgedir. Bu durum, Cenevre Sözleþmeleri’nde açýkça yasaklanan kolektif cezalandýrma kapsamýndadýr. Sivillerin yaþam alanlarýnýn, hastanelerin, okullarýn ve ibadethanelerin sistematik biçimde vurulmasý ise artýk münferit ihlal deðil, devamlýlýk gösteren bir suç pratiðidir.

Sivil kavramýnýn siyasallaþtýrýlmasý
“Sivil” kavramý da bu noktada ciddi biçimde çarpýtýlmaktadýr. Ýþgalci devletin askeri himayesi altýnda, silahlandýrýlmýþ ve fiilen toprak gaspýnýn parçasý hâline getirilmiþ yerleþimcilerin mutlak biçimde “sivil” kabul edilmesi; buna karþýn kendi topraðýný savunan Filistinlinin otomatik olarak “terörist” ilan edilmesi, hukuki deðil siyasidir. Uluslararasý hukuk, sivilliði yalnýzca üniforma üzerinden deðil, çatýþmaya fiilî katýlým üzerinden tanýmlar.
Evlenirken nikah fotoðrafýný çektirirken bile ellerinden silah bulundurmayý vazife adliyeden insanlarýn adlarý ne olursa olsun yerleþim sýfatýný alarak Filistinli insanlarý evlerinden çýkartmasý ve zorla topraklarýndan sürülmesine sebep olmalarý üzerlerinde muhakkak üniforma olmasýný gerektirmez.
Ýþgalin parçasý hâline gelmiþ bir nüfusun mutlak masumiyet zýrhýyla korunmasý, hukukun deðil gücün dilidir.
Terör mü direniþ mi hukuk ne söyler?
Benzer bir çarpýtma “terör” kavramýnda da görülmektedir. Sivilleri korkutmayý, yaþam alanlarýný yok etmeyi ve bunu sistematik hâle getirmeyi esas alan eylemler, fail ister devlet ister örgüt olsun, insan haklarý ihlalidir. Öyle ki bu hukuksuzluktan cesaret alan bir grup Yahudi genç Kudüs'ü ziyarete gelen Katolik bir papaza fiziki þiddet eyleminde bulunma pervasýzlýðýný göstermektedir.

“Kudüs'te Yahudi genç Papaz'a saldýrdý 'Lanet Olsun Ýsa'ya! dedi ve tükürdü” baþlýklý videoda** herþey apaçýk ortada.
Bu baðlamda, on binlerce sivilin öldürüldüðü, yüz binlercesinin yerinden edildiði Gazze’de asýl tartýþýlmasý gereken, terör devletinin ürettiði þiddetinin cezasýzlýðýdýr.
Teröre açýkça arasallaþtýran bir devletin yaptýðý tüm iþlemler ister vatandaþlarý iyiliði olsun ister yerleþimciler ehliyet olsun bir terördür. Diðer yandan Hamas'ýn ve silahlý kanadý Ýzzettin Kassam'ýn 7 Ekim Aksa Tufaný harekatý sýrasýnda sivillerin ölümlerine sebep olan faaliyetlerini tasvip etmemiz mümkün deðildir. Bununla birlikte Ýsrail'in yaptýðý insanlýk dýþý soykýrýmý ve terör faaliyetlerini görmezden gelerek “Hamas da bir terör örgütü diyerek” Bir toplumun komple soykýrýma uðradýðý gerçeðini perdelemeye çalýþanlara da sormak istiyoruz?
-Sizin Amacýnýz nedir?
Hamas’ýn Aksa Tufaný’ný, iþgale ve ablukaya karþý bir direniþ eylemi olarak gerekçelendirmesi; uluslararasý kamuoyunun hoþuna gitmeyebilir. Ancak hukukun görevi, hoþumuza gidenle deðil, nesnel normlarla konuþmaktýr. Ýþgal gerçeði görmezden gelinerek ne adalet tesis edilebilir ne de kalýcý barýþ mümkün olur.
Gazze'de Yargýlanan Sadece Ýnsanlar Deðil
Gazze’de bugün yaþananlar, yalnýzca Filistin halkýnýn meselesi deðildir. Bu tablo, uluslararasý hukukun, insan haklarý rejiminin ve küresel vicdanýn ne ölçüde aþýndýðýný göstermektedir. Eðer sivillerin topluca hedef alýndýðý bu süreç cezasýz kalýrsa, insan haklarý evrensel bir ilke olmaktan çýkar, güçlülerin keyfine býrakýlmýþ bir söyleme dönüþür.
7 Ekim Aksa Tufaný’ný tartýþmak, Filistinlilerin maruz býrakýldýðý soykýrým iddialarýný görmezden gelerek yapýlamaz. Hukuk, seçici uygulanamaz; insan haklarý, kimliðe göre askýya alýnamaz.
Bugün Gazze’de sorulan soru nettir:
Uluslararasý sistem, hukuku gerçekten herkes için mi savunacaktýr, yoksa yalnýzca güçlüler için mi?
Bu soruya verilecek cevap, sadece Filistin’in deðil, insanlýðýn geleceðini de belirleyecektir.
Dipnotlar:
*Erik Skare, Yedi Ekim’e Giden Yol: Filistin’de Ýslami Hareketin Tarihi, Kutadgu Yayýnevi, 2025
**Kudüs'te Yahudi genç Papaz'a saldýrdý 'Lanet Olsun Ýsa'ya! dedi ve tükürdü.! 11.01.2026 https://youtu.be/NledPcwgI_0?si=eWGqTON9cOOZ93jl



Henüz Yorum yok