- 30 Ocak 2026 - BENCE ÇOK ÖNEMLÝ !!! DÝKKATLE OKUYALIM !!!
- 23 Ocak 2026 - BENCE ÇOK ÖNEMLÝ !!! DÝKKATLE OKUYALIM !!!
- 09 Ocak 2026 - SANA ÜMMET OLDUÐUMUZ DEVLET YETER!
- 03 Ocak 2026 - HZ. PEYGAMBER (S.A.V.), DÝLÝYLE ÂLÝM GEÇÝNEN MÜNAFIKLARA KARÞI ÝNSANLARI UYARMIÞTIR
- 26 Aralýk 2025 - DÜNYALIK ENDÝÞESÝ OLANLAR OKUMASIN!!!
- 19 Aralýk 2025 - ÝMANDA SENTEZ OLMAZ
- 12 Aralýk 2025 - HADÝS VE SÜNNETÝ REDDEDENLERE REDDÝYE
- 06 Aralýk 2025 - ÇOCUKLARINIZ ARASINDA ÖPÜCÜKLERÝNÝZDE BÝLE ADÝL OLUNUZ
- 27 Kasým 2025 - GÜNDEMÝ KÝM BELÝRLÝYOR?
- 21 Kasým 2025 - ÇOCUK EÐÝTÝMÝ ÜZERÝNE
- 14 Kasým 2025 - NE ÝSTÝSMAR NE DE ÝSTÝHMAR
- 07 Kasým 2025 - KAVRAM KATLÝAMI
- 31 Ekim 2025 - ÝNSANÝ HÝZMETLERÝN BAÞLANGIÇ NOKTASI ANA-BABA HUKUKUNA RÝAYETTÝR
- 23 Ekim 2025 - TARÝHSELLÝK ÜZERÝNE
- 17 Ekim 2025 - ÝSRAÝLÝYAT ÜZERÝNE!!!
- 10 Ekim 2025 - CÝHAD ÝZZET VE ÞEREF KAZANDIRIR
- 03 Ekim 2025 - SAHABEYÝ ÇOK SEVÝYORUZ
- 02 Ekim 2025 - ÂDÝL YÖNETÝMÝN ÞÝFRELERÝ
- 21 Eylül 2025 - ANA SINIFLARI VE YOGA EÐÝTÝMÝ
- 12 Eylül 2025 - MESCÝD VE ÝMAM
- 05 Eylül 2025 - DEÐERLER EÐÝTÝMÝ ÜZERÝNE
- 29 Aðustos 2025 - TEVHÝD-Ý TEDRÝSAT
- 21 Aðustos 2025 - NÝTELÝKLÝ MÜSLÜMAN YETÝÞTÝRMEK ZORUNDAYIZ
- 17 Aðustos 2025 - ÂLÝMLER ÝÇÝN GÖREV TANIMI VE EÐÝTÝM-ÖÐRETÝM
- 07 Aðustos 2025 - MÜNAFIK ZÝHNÝYETÝN HAYATA BAKIÞI
- 04 Aðustos 2025 - ADÝL SÝYASETÇÝ OLMAK ÝÇÝN VAHYÝN EÐÝTÝMÝNDEN GEÇMEK GEREKÝR
- 28 Temmuz 2025 - ZALÝMÝN ZULMÜ VARSA MAZLUMUN ALLAH'I VAR
- 22 Temmuz 2025 - KUDÜS'E BÝR DE BU FETVADAN BAKALIM
- 21 Temmuz 2025 - ÝLGÝLENENLER ÝÇÝN METODÝK BÝR HATIRLATMA
- 31 Mayýs 2025 - MÜRÞÝD-Ý KÂMÝL KÝMDÝR?
MEHMET SÜRMELÝ
SÝYASAL ÞÝRK ÜZERÝNE KISA BÝR ANALÝZ; ÝLGÝ DUYANLAR ÝÇÝN -YENÝ-
SÝYASAL ÞÝRK ÜZERÝNE KISA BÝR ANALÝZ; ÝLGÝ DUYANLAR ÝÇÝN
Siyasal þirk modernitenin egemenlik alanýný geniþletmesiyle beraber daha da derinleþmektedir. Ýnsanýn aþkýnlýðý ve eþsizliði üzerine bina edilen bu anlayýþ Müslüman toplumlarý da sarmalamýþtýr. Özellikle modernitenin eðitim ve öðretim kurumlarýnda tahsil yapan kimseler siyasal þirkten kendilerini kurtaramamaktadýrlar. Bu fasit anlayýþa karþý istenen refleksi ve çözümü sunamayan Müslümanlar göz göre göre çocuklarýný þirke teslim etmektedirler. Þirkin vahim sonucuna göre kâfir anasý ve babasý olmanýn derin üzüntüsü de kimsede gözükmemektedir. En duyarlý olmalarýný beklediðimiz kesimlerin ne akademik ne de sivil(!) ayaðýndan ses çýkmamaktadýr. Bir anlamda modernitenin sesi olan akademisyenler Ýslâmî bir çözümden ziyade siyasal þirke alan açma ve dini argümanlarý kullanarak meþrulaþtýrma yarýþýna girmiþ durumdadýrlar. Bu durumda, modernitenin egemenliðine kapý aralayanlar için “modernizmin papazlarý” demenin de bir sakýncasý olmamasý gerekir. Her fýrsatta, Müslümanlýðýnýn bilincinde olmayan insanlar üzerinden Müslümanlarý karalayan ve dinin iktidar alaný olmadýðýný savunan adamlardan siyasal þirkin mü’mini olmaktan baþka ne beklenir? Ýstikameti doðru diye inandýklarýmýz bile ümmetin bu derdiyle alakalý sadra þifa kelamlar etmemektedirler. Velayetle ilgili yüzlerce ayetten ve hadisten, yüzyýllar süren uygulamalardan hareket ederek vahiy merkezli alternatif siyaset üretememek ulemaya vebal olarak yeter. Çünkü ümmetin çocuklarý siyasal þirkin egemen olduðu ortamlarda öze dönüþlerini tamamen kaybetmektedirler. Allah’a ve emirlerine yabancýlaþan bu nesil, kurtuluþu da ideolojik kurumsal yapýlarda aramaktadýrlar. Sözde ulema ümmetin içine düþtüðü bataktan kendilerini sorumlu görmemektedirler. Öyle ki öðrencilik yýllarýnda dinleri adýna heyecanlanan yeni akademisyenler þimdilerde eski hâllerine tövbe(!) edip kendilerinde emeði olan hocalarýna akýl vermektedirler. Dinin siyasal ve hâkimiyet taleplerini gündeme getirmeyi aþýrýlýk olarak gören araþtýrmacýlar yaptýklarý ithamlarla hakikati susturmak istemektedirler. Hatta bu baðlamda Fî Zilal gibi ictimai edebi tefsirler grubundaki çalýþmalar ideolojik okumalar içerisinde deðerlendirilerek gençlerin bu eserlerden yararlanmasýnýn önüne engeller konulmaktadýr. Unutulmamalý ki ilahi aþkýnlýk karþýsýnda insanýn mutlak aþkýnlýðýný savunan demokrasinin, sekülerizmin, liberalizmin ve batýlýlaþmanýn önünü açan insanlar kim olurlarsa olsunlar, hangi ekolü temsil ederlerse etsinler siyasal þirkin gayyasýna düþen müþriklerdir.
Siyasal þirk konusunda bir þeyler söylemesi ve yapmasý gerektiðine inandýðýmýz sözde sivil zevatýn elbiselerinden baþka sivillikleri kalmamýþtýr. Düþüncede ve pratikte dünya sisteminden, moderniteden, statükodan ve onun militarist gücünden istimdad eden kiþilerin sivil toplumu temsil ettiklerine inanmak safdillik olur. Unutmayalým ki moderniteye karþý fikir üretemeyip ümmeti içine düþtüðü bu bataktan kurtarmak için nebevî bir duruþ sergilemeyenler de siyasal þirkin günah ortaklarýdýrlar. Ülkemizde çeþitli biçimlerde örgütlenen hocalara tavsiyem “Âlimler Birliði” vb. adlarla ya künyelenmesinler veya hakkýný versinler. Ýnançta, amelde, ahlakta ve cihatta Peygamber Efendimize benzemeyen insanlarýn, toplumun beklentilerine cevap bile üretemezken “Peygambere vekâlet makamý” olan âlim unvanýný kullanmasýný doðru bulmuyoruz. Elbette bizim bu yaklaþýmýmýzý doðru bulmayan binlerce insan vardýr. Bu da onlarýn hakký olabilir. Biz, bu unvaný kullanýrken Allah’tan korkmalarýný tavsiye ediyoruz. Dünya farklý bir mecrada yol alýrken ve Müslümanlarý dünya sistemine entegre için yeni projeler hazýrlanýrken bizim basit eylemlerle doyuma ulaþmamýz þeytana teslim olmaktýr. Dar odalarda bireysel zevkleri paylaþýp ümmetin içine düþ(ürül)düðü inanç baþta olmak üzere tüm sorunlarýyla ilgilenmemek kebire/büyük günahtýr. Sözde istiðfarlarýmýz bizleri bu aðýr sorumluluktan kurtaramaz. Ayrýca insanlarýn teveccühü ve dikkatlerini çekmek için fildiþi kulelerde ümmeti acilen ilgilendirmeyen konularda konuþmalar yapmak ve yapay gündemler oluþturmak da siyasal þirkin deðirmenine su taþýmaktan baþka bir þey deðildir. Dünya sistemi ve onun iþbirlikçisi yerli teþaronlar Müslümanlarý dünya sistemini iþleyiþine katmayý becerebildiler. Bu nedenle de halký Müslüman ülkelerdeki bilgili zevat siyaset yaparken bile Ýslâm’ýn geleceði ile alakalý fýkýh yapmamaktadýrlar. Aðýr bir eleþtiri kabilinden belirtmek isteriz ki ülkemiz din bilginleri çok avami kaygýlarla siyaset yapmaktadýrlar. Ayrýca alternatif olarak ümmete ve dünyaya deklare edecekleri bir siyasal projeleri de yoktur.
Siyasal þirkin kayýtsýz þartsýz egemenliðini isteyen dünya sistemi çok rasyonel çalýþmaktadýr. Müslüman toplumlar üzerinde yapmýþ olduklarý çok yönlü araþtýrmalardan hareketle duruma göre siyasal þirkin monarþik, oligarþik veya demokratik ayaklarý devreye sokulmaktadýr. Onlara göre siyasetin dümeni kendilerinde olduktan sonra vasýtalarýn önemi yoktur. Paranýn rotasýný kendileri belirledikten sonra Suud’da krallýk olmasý veya Ýslâm gariplere ceza hukukunun uygulanmasý onlar için bir anlam ifade etmemektedir. Önemli olan þirkin bekasý olduðu için, sistemin kurucu ve savunucularý þirkin yüzünü zaman zaman pudralayabilmektedirler. Sonuçta þirk, Müslümanlýk gibi gösterilmektedir. Hatta bazý ritüeller öne çýkarýlarak þirkin gerçek yüzü müþrik anlayýþ tarafýndan gizlenmekte ve kavramsal kargaþalar oluþturulmaktadýr. Burada önemli olan sistemin adýndan ziyade niteliðidir. Ýçi boþaltýlmýþ bir Ýslâm anlayýþý ile halk kitleleri kandýrýlmaktadýr. Sözde Müslümanlar siyasette iktidara taþýnýrlarken gerçekte ise paranýn musluðu dünya sisteminin patronlarýna teslim edilmektedir. Ýdeali olmayan ve emperyalizmle hesaplaþamayan siyasal yaklaþýmlar ancak kâfirlere hizmet için kullanýlabilirler. Bütün bunlara karþýn Müslümanlarýn basiretli bir tutum sergileyerek þirkin dinle istismar edilmiþ yüzünü iyi tanýmalarý imanlarýnýn gereðidir. Dini hakkýyla tanýyan Müslümanlarýn siyasal þirkin bütün yüzlerini de hakkýyla tanýmalarý ve ümmete teþhir etmeleri, tabana yayýlmamasý için radikal tedbirler almalarý üzerlerine farzdýr.
MEHMET SÜRMELÝ



Henüz Yorum yok