Kudüs Ana Haber
KUDÜS OKUMALARI

İSMAİL BİLGİN'İN KALEMİNDEN "IĞDIRLI HASAN ONBAŞI KUDÜS’TEKİ SON OSMANLI"

Iğdırlı Onbaşı Hasan’ın hikayesi, bizlere "unutmak" ve "hatırlamak" arasındaki o ince çizgiyi gösteriyor. İlhan Bardakçı’nın deyimiyle, o göklere baş vermiş bir ulu selviydi, bizler ise onun feza ufkuna yetişemeyecek cılız otlarız. Bu kitabı okumak, 1982 yılında "Mescid-i Aksa’yı bekleyen son Osmanlı askeri bugün öldü" telgrafıyla biten o büyük destanı yeniden yaşamak ve o ulu şehidin ruhuna bir Fatiha göndermektir. Eğer siz de gerçek sadakatin ve sönmeyen bir imanın izini sürmek istiyorsanız, bu nöbetin hikayesine mutlaka ortak olmalısınız.

ERDAL ERGENÇ7 Temmuz 202616:531
İSMAİL BİLGİN'İN KALEMİNDEN "IĞDIRLI HASAN ONBAŞI KUDÜS’TEKİ SON OSMANLI"


Iğdırlı Hasan Onbaşı Kudüs’teki Son Osmanlı

Mescid-i Aksa’nın tozlu basamaklarında, zamanın adeta donup kaldığı bir ana tanıklık ettim. Gazeteci İlhan Bardakçı’nın 1972 yılının bir cuma günü karşılaştığı Iğdırlı Onbaşı Hasan’ın hikayesi, bir insanın sadakatle nasıl bir abideye dönüşebileceğinin en sarsıcı kanıtıdır. Bu kitap, sadece bir askerin anılarını değil, bir milletin geride bıraktığı son mühürün, 55 yıl süren o muazzam bekleyişin ruhunu anlatıyor.

İşte bu etkileyici hikâyenin bende bıraktığı derin izler:

"Sevmekten korkan insan en büyük korkaktır. Sevmek için cesarete gerek yoktur. Kanatlarını açarsın ve sevda rüzgârı seni gökyüzünde kendiliğinden uçurur."

Iğdırlı Onbaşı Hasan, sevmekten ve sadık kalmaktan asla korkmadı. 1917 yılında Osmanlı ordusu Kudüs’ten çekilirken, şehri yağmalanmaktan korumak amacıyla bırakılan 53 kişilik artçı bölüğün bir ferdiydi. O, bu mukaddes toprakları ve üzerindeki emaneti öyle bir sevdayla kucakladı ki, tam 55 yıl boyunca, kimileri ona "meczup" dese de o ulu bir selvi gibi nöbet yerinde çakılı kaldı. İskeletleşmiş vücudu ve yamalı üniformasıyla o merdiven başında dururken, aslında sevdasının kanatlarıyla çoktan gökyüzüne, o yüce makama ulaşmıştı.

       

 

"Aşk bu topraklarda ölümünedir... Sevdanın hakkını vermeyeceksen gönlünü boş bırakacaksın..."

Onbaşı Hasan’ın aşkı, lafta kalan bir duygu değil; yarım asrı aşan, "ölümüne" bir adanmışlıktı. Silah arkadaşları birer birer toprağa düşerken, o koca Kudüs’te tek bir Osmanlı askeri olarak kaldı. Kumandanı Kolağası Musa Efendi’ye olan bağlılığı öylesine büyüktü ki, Bardakçı ile karşılaştığında tek arzusu şu mesajın iletilmesiydi: "Gönül komasın... 11. Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır". O, sevdasının hakkını son nefesine kadar nöbet yerini terk etmeyerek vermiş, gönlünü sadece bu kutsal göreve açmıştı.

"Bir ömürlük koşudur her insan."

Hasan Onbaşı için bu koşu, 1917’nin o hüzünlü pazar günü başlamış ve 1982’deki vefatına kadar Mescid-i Aksa’nın avlusunda devam etmiştir. Doksan yaşına merdiven dayamışken bile, iki metreye yakın boyuyla dimdik ve vakur bir şekilde nöbet tutması, bir ömrün nasıl tek bir ülküye feda edilebileceğini gösterir. Bizler dünyevi telaşlar içinde savrulurken, o "12 bin şamdanlı avluda" tarihin ve inancın nöbetini tutarak kendi ömürlük koşusunu zaferle tamamlamıştır.

     

 

"Zira Türk beklenendi; özlenen, hasreti duyulandı. Türk beklemezdi, yerinde duramazdı. Kim yolunu gözlüyorsa onun yollarına düşmeyi hep bir kızıl elma bilmişti."

Onbaşı Hasan, Kudüs halkının "Osmanlı da gitti, halimiz nice olur!" dememesi, İslam’ın şerefinin ayaklar altına alınmaması için orada bırakılmıştı. O, beklenen Türk'ün oradaki son gölgesi, hasretle yolu gözlenen o medeniyetin sönmeyen meşalesiydi. Kendisini unutuşumuzdaki "nadanlığımıza" rağmen devletine küsmemiş, "Kızıl Elma"sını o nöbet noktasındaki "elmas manayı" korumak olarak belirlemişti.

Iğdırlı Onbaşı Hasan’ın hikayesi, bizlere "unutmak" ve "hatırlamak" arasındaki o ince çizgiyi gösteriyor. İlhan Bardakçı’nın deyimiyle, o göklere baş vermiş bir ulu selviydi, bizler ise onun feza ufkuna yetişemeyecek cılız otlarız. Bu kitabı okumak, 1982 yılında "Mescid-i Aksa’yı bekleyen son Osmanlı askeri bugün öldü" telgrafıyla biten o büyük destanı yeniden yaşamak ve o ulu şehidin ruhuna bir Fatiha göndermektir. Eğer siz de gerçek sadakatin ve sönmeyen bir imanın izini sürmek istiyorsanız, bu nöbetin hikayesine mutlaka ortak olmalısınız.

Son olarak bu etkileyici karşılaşmanın tüm detaylarını ve İlhan Bardakçı'nın kaleminden dökülen o meşhur röportajın tamamını mutlaka okumanızı kesinlikle tavsiye ediyor, aşağıdaki bağlantıya linki bırakıyorum:

 

https://www.mirasimiz.org.tr/igdirli-hasan-onbasinin-kudus-nobeti

 

KADİR ÖRNEK

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz