LÝYAKATTEN TABÝÝYETE, ORADAN DA KULLANIÞLI APTALLARA

LÝYAKATTEN TABÝÝYETE, ORADAN DA KULLANIÞLI APTALLARA

Bu ülkenin en büyük cinayetlerinden biri, gözümüzün önünde, bile isteye iþlendi: Liyakatin katli. Üstelik faili meçhul deðil. Faili çok belli. Makamý, mevkisi olan; gücü eline geçiren herkes bu cinayete ortak oldu. Liyakati gömdüler, üstüne de “itaat” topraðý serip unuttular.

Önce liyakatin yerini tabiiyet aldý. Yetmedi. Þimdi baþka bir dönemdeyiz: Kullanýþlý aptallar devri baþladý!

Artýk sadakat bile masum görünüyor. Çünkü onun yerini dolduranlar, akýldan, ferasetten, ahlaktan yoksun; sadece yönlendirilebilir, itaatkâr ve sorgulamayan tipler: Kullanýþlý aptallar.

Bu kavramý süslemeye gerek yok. Türk Dil Kurumu “aptal” kelimesini “zekâsýnýn azlýðýndan dolayý akýllýca düþünemeyen kimse” olarak tanýmlýyor. Ne yazýk ki bugün bu taným, birçok yönetici sýfatý taþýyan þahsa cuk oturuyor. Ve bu þahýslarýn o koltuklarda ne iþleri var diye soruyorsanýz, cevabý basit: Kuklacýlarý sayesinde. Referansýný bulan, liyakatli olmasa da koltuðu kapýyor.

Kullanýþlý Aptal Aranýyor: Tecrübe ve Düþünce Þart Deðil!
Atamalarda yetkili ve etkili, “referans” mertebesinin maliki bazý “büyükler”, bir koltuða kuklalarý (pardon, yöneticileri) yerleþtirirken artýk sadece tabiiyet deðil; kullanýþlýlýk ve aptallýk kriterlerini arar oldular.

Liyakatin ruhuna okuyup, vicdan mezarlýðýna gömdüler. Ve toplum da rahatlatýcý bahanelerle bunu kabullendi. Artýk geçer akçe olan tek þey: “Sadakat.” Ve bu da yeterli görülmüyor; kullanýlabilir olacaksýn, ama düþünecek kadar deðil. Kendinden menkul bir kýymeti olmayan, hatta bunun farkýnda bile olmayan tipler... Bu kiþilerin ipini elinde tutan yapýlar çoðu zaman siyaset olmakla birlikte, maalesef bazý STK’lar, cemaatler, tarikatlar, vakýflar, dernekler de zaman zaman kullanýþlý aptal arayýþýndalar.

Tabiiyet kuklacýya göre deðiþse de, ortak ve esas þart: Aptallýk.

Bugün, kurumlarýn çoðu sadece “emir alýr, sorgulamaz” diye seçilmiþ tiplerle dolu. Görevleri belli: Ýtaat et, ses çýkarma, gerektiðinde kuklacýnýn talimatýný uygula. Gerisi hikâye. Bilgi? Yetkinlik? Vizyon? Masal. Tek ölçü: Kullanýþlý mýsýn? Aptal mýsýn? Evet mi? O zaman geç otur koltuða!

Ve ne yazýk ki bu kullanýþlý tipler, aslýnda bir hiç olduklarýnýn farkýnda bile deðiller. Kendi kýymetlerini kendileri uyduruyorlar. O makama gelirken gösterdikleri sadakatin, onlarý deðerli kýldýðý yalanýna inanarak dolaþýyorlar. Oysa gerçekte bir ipleri var ve o ipin kimin elinde olduðu belli.

Kýymetli (!) referans mercileri...
Liyakati hiçe sayýp, tabiiyetten öte kullanýþlý bir aptalý bir yerlere getirdiyseniz yazýk. Sizin de ipiniz birilerinin elinde olabilir ama bilesiniz ki, vesile olduðunuz her atamada, o koltuða taþýdýðýnýz her kifayetsiz yöneticide sizin de imzanýz var. Ve bu imzanýn bedeli aðýr olacak. Bugün torpili “referans” diye cilalayýp sunuyorsunuz. Yarýn bunun hesabý hem bu dünyada hem öbür tarafta sorulur.

Bakýn, açýk konuþuyorum:
Bugün bir kuruma ehliyetsiz, yetersiz, bilgisiz birini sadece “bizden” diye getiriyorsanýz, o kiþinin yapacaðý her hatanýn, yol açacaðý her zararýn vebali sizin boynunuzdadýr. O koltuklarý layýk olmayana veriyorsanýz, ülkenin geleceðini çürütüyorsunuz demektir.

“Abi, bu kullanýþlý... Ýþimize gelir” diyerek yönetime taþýdýðýnýz her kifayetsiz, kendi eksikliðini baskýyla kapatmaya çalýþacak. Mobbing, tehdit, adam kayýrma, korku imparatorluðu… Sonra da “kurum neden ilerlemiyor” diye hayýflanacaksýnýz. Kusura bakmayýn ama bu bataklýðýn mimarý sizsiniz!

Ve hâlâ “Ama bizim adam, bizim kontrolümüzde” diyorsanýz…
Durun bir saniye. Bu millete bir hatýrlatma borcum var: FETÖ de zamanýnda böyle palazlanmadý mý? “Bizden” diye diye, liyakatsizleri yerleþtirmediler mi? Sonra olan bu millete oldu. Ders almadýysanýz, geçmiþ tekrar eder. Ama bu sefer daha beter olur.

Ýslami ve imâni hakikatlerin inkiþafý haram yolla olmaz!

Liyakati esas almadýðýnýz her kuruluþ, yapý, organizasyon baþarýsýzlýða mahkûmdur!
Liyakati esas almak, Ýslam’ýn ve imanýn esasýdýr.

Kur’an-ý Kerim’de Rabbimiz ne buyuruyor? "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasýnda hükmettiðiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öðütler veriyor. Þüphesiz Allah her þeyi iþitmekte, her þeyi görmektedir." (Nisa, 4/58)

Mekke’nin Fethinden sonra Resulullah (SAV) Efendimiz Kâbe’nin anahtarýný “bizden” olana mý vermiþti? Yoksa iþi ehline mi teslim etmiþti?

Kýsaca söylüyorum:
Size biat eden, kullanýlmaya müsait bir aptala ancak ve ancak gerçekten liyakatliyse tahammül ederim.
Ama bilin ki, gerçek bir liyakat sahibi de hiçbir zaman aptal olmaz, kimsenin kuklasý olmaz.

Ve son söz:

Liyakatsizliðe göz yummak ihanettir.
Aptallýðý makama taþýmak vebaldir.
Ve bazýlarý bu vebalin tam ortasýndadýr…

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri