Kudüs Ana Haber

ÇAD

AV. MUSTAFA İLHAN18 Eylül 202600:260
ÇAD

                        ÇAD  

 

                        3-11 Eylül tarihleri arasında Yozgat İnfak Derneği Yardım heyetinde yer alarak ÇAD ülkesine gittim. Memursen’e bağlı Eğitim – Bir Sendikası etrafında oluşum yapan bir gurup eğitimcinin kurduğu bu dernek Çad’da , Tanzanya’da, Somali’de , Arakan’da, Afganistan ve birçok diğer ülkede yardım faaliyetleri yürütüyor. Bu dernek tüzel kişiliğinin herhangi bir cemaat, vakıf ve tarikatla bağlantısı da yok.

Çad Türkiye’de düzlük olarak Konya ovasını andırsa da Konya’da ne tarafa baksanız bir dağ ya da tepe görürsünüz. Çad’da ise Başkent Encemina ve çevresinde ne bir dağ ne bir tepe hatta mübalağasız kafanızı yaracak bir taş parçası bulamazsınız.

            Elbette coğrafi özelliklerini anlatma amacında değilim fakat coğrafya ülkenin kaderidir. Bu uçsuz bucaksız düzlüklerin en büyük özelliği çöl kumunda oluşan zemininde tarımın ıslah edilemediği için sadece keçi, deve ve sığır hayvancılığına elverişli bir yapısı var. Bu yapıyı tarif etmek hem benim uzmanlık alanım olmadığı hem de uzun zaman alacağı için bu kadarla yetiniyorum.

            Ülkede başkentte çok az sayıda çok katlı bina olmakla birlikte ülkenin geneli derme çatma sacdan, kamıştan, kerpiçten ya da pişirme tuğladan yapılan tek ya da iki odalı yapılardan oluşuyor. Çok az sayıda bahçe duvarı çevrili yapı var. Bu durumu yazı ile gözlerde canlandırmak için Türkiye’de şuraya benziyor diyecek bir yer yok. Her taraf gecekondu ve plansız yapılaşmadan oluşuyor.

            Ülkede şehirler arası yollar gidiş ve gelişi tek yol olup asfalt. Başkent içinde dahi gidişli gelişli yol çok az. Asfalttan ayrıldıktan sonrası arazi yapısına uygun çöl kumundan oluşan yollar. Stabilize diyemiyorum çünkü bizim stabilize yollarımız dahi bir emek sonucu oluşturulmuş yollar. Oradaki yollar bizim eski kağnı yollarımız gibi gidildikçe kendiliğinden oluşmuş araziden ayırt edilemeyen ve bilmeyen için takibi imkânsız yollar. Eğer bir rehberiniz v.s. yok ise aynı yolu bulup gelebilmeniz mümkün değil. O kadar karışık ve plansız.

            Yağmur yağdığında bu yollara su birikiyor ve suyun biriktiği yerde zemin oynadığından araçla gitmek imkansızlaşıyor. Bu kum yollarda çukur değilse yağmur sonrası zemin taş gibi oturuyor.

            Coğrafya kaderdir diye boşa söylemedim. Başkente yaklaşık 100 km çapında bir bölge toprak çöl toprağı olsa da dikenli ağaçlar, kamışlıklar, çoban çökerten ve benzeri otlar ve bunun gibi ancak keçilerin yiyebileceği bir bitki örtüsü ile kaplı. O nedenle bu bölgede keçi ve İnek besleniyor. Çoğunluğunun geliri bu.

            Başkentin güneyinde Hristiyanlar yaşıyormuş. Oranın toprağı nispeten daha iyi imiş görmediğim için bir şey yazamayacağım. Ancak kuzeye doğru gittikçe bir çöl var. Burada develer ve keçiler var. Bunların da yiyebileceği otlar var. Ancak su yok. Yağmur yağdığında çukurlarda oluşan su gölekleri çekilene kadar o bölgede kalınıyor. Kurak mevsim başlayınca daha büyük göleklerin olduğu bölgelere vahalara çadırları ile göç ediyorlar.

            Başkentten kuzeye giderken mevcut yol kenarında yerleşim yerleri var. Bazen çöl fırtınası asfalt yolu kumla kapatıyor. Bu durumu fırsata çeviren çocuklar elleri ile ya da küçük küreklerle yoldaki kumu yol kenarına atıyorlar. Öyle bizdeki kar fırtınasının oluşturduğundan daha fazla kum. Greydar v.s. yok. Tabii çocuklar her yerde olduğu gibi aliminyum küçük çorba tasları ile temizledikleri ve bir araba geçişine elverecek genişlikteki açılan yoldan çalıştıklarının karşılığı geçenlerden yardım istiyorlar.

            Biz araç km bakarak 250 km kadar gittik. Köy girişlerine asfalta yavaşlama için öyle bir tümsek yapmışlar ki gece görebilmek mümkün değil işaretleme de yok. Gündüz bu tümseklerin her birinin yanına bir kör oturmuş yanında bir çocuk dileniyor. Bizim gittiğimiz yol Nijer ülkesi tarafına düşüyormuş. Her yerde telefon çekmediği için konum bilgisi de elde edilemiyor.

            Biz böyle yol kenarı bir yerde kuyu açacağımız sanırken içinde olduğumuz 4 çeker (ülkedeki araçların yüzde doksanı Toyota) araç ile çöle daldık. Filmlerdeki safari yapanlar gibi yaklaşık bir 15 km gittik. Araç yavaşlasa kuma gömülecek yoldaki kapanmadı ise eski izleri takip ederek ilerlene biliniyor. Bir köye vardık. Oradaki evlerin tamamına yakını kamıştan yapılmış. Su kuyusunu açtık. Su kuyusunun derinliği 48 metre imiş isterseniz ip sallayıp ölçebilirsiniz dediler. Kuyunun suyunu içtim. Tatlı su ancak içerken hafif bir koku hissettim. Bu kokunun kuyu taze olduğu için olduğunu söylediler ileride kalmaz dediler.

            Sonra bir 15 km daha çölde gidip ikinci bir kuyu daha açtık. Gittiğimiz bu yerlerde mescid yok. Kuma secde ediyoruz. Kum insanın vücuduna yapışıyor. Sabah gittiğimiz bu yerden akşam karanlığında döndük. Gidişli gelişli yolda karşıdan gelen araçlar uzun farlarını yakıyor. Normal olarak bu yolu motorsikletle ya da araçla 7 saatte gidile biliniyor. Bizim şoför bizi 3 saatte başkente getirdi. Bir daha aynı yere aynı şoförle asla gitmem.

Belki hayatımın en tehlikeli yolculuğunu yaptım. Çünkü kaldığım süre içinde tek bir ambülans görmedim. Kaza yapanlara ne olduğunu sorduğumda ise eğer o yaralıyı tanıyan ya da aynı aşiretten birisi gelirse onu alır götürür yoksa oradaki hiç kimse onu alıp hastaneye götürmez dediler.

Ülkede sanayi bölgesi, fabrika görmedik. Bir yerde küçük bir rafineri gördük büyük tesis olarak. Yakıtta her yerde satılmıyor. Başkent dışında petrol istasyonu yok. Başkentten çıkarken ve girerken yolda bizdeki gibi askeri kontrol noktaları var. Dışarı çıkarken fazla petrol çıkartamıyorsun. Bizim araç yardım için gittiğini belirten bir belge çıkarttığı için ek yakıt alabildi ve il dışına çıkabildi.

Askerler her noktada rüşvet istiyorlar. Ülkede iktidarda olan devlet başkanının aşiretinden olan askerler görev yapıyor. Ülke geliri iyi olmadığı, komutanları dahi 300 dolar aylık aldığı için rüşvet çok yaygın. Afrika’daki darbelerin arkasında da bu gerçek yatıyor. Batılıların kendilerinin sömürüsüne engel olacak kişilere karşı para ile darbe yaptırmaları zor olmuyor. Devletimiz bu durumun farkına vardığı için askeri eğitim yardımı yolu ile elit bir askeri kuvvet yetiştirerek para alarak darbe yapmaya kalkan kişileri engelleyip daha bağımsız politikaya yönelmelerini sağlamaya çalışıyor.

Ülkenin geri kalmışlığının temel nedeni coğrafyası. Bu nedenle ben devlet büyüklerimizden finansmanı dünya bankasından karşılanmak üzere bu ülkeye otoban yol yapımı için orada kalıcı olarak kalacak araçlar göndermesinin uygun olduğunu değerlendiriyorum. Yol medeniyettir diyen Reisin ne kadar haklı olduğuna bir kez de Çad’da şahit oldum. 

Ülkede Japon Toyota araçları ulaşımı kolaylaştırmış, Çinlilerde karanlık dünyalarını aydınlatmış. Burada bedava ve bol olan tek şey güneş. Güneş enerjili lambalar sayesinde çölde dahi akşamları aydınlanmış. Fakat bu sadece lamba düzeyinde henüz evlerin hiçbirinde elektrik olmadığı için buzdolabı çamaşır makinası, v.s. elk ev araçları yok. Ana caddelerinde dahi güneş enerjisi ile çalışan sokak lambaları mevcut. Başkentte dahi elk yok. Jenaratörle elk üretiyorlar. Güneş enerjisi ile çalışan lambalar, güneş enerjili telefon  şarj  araçları biraz hayatı kolaylaştırmış. Buzdolabı olmayınca yiyecekleri saklamaları imkânsız. Yoğurt, peynir bilmiyorlar. Etleri kurutuyorlar. Etler açıkta satılıyor.

Yol kenarlarında 2x2 ya da en büyüğü 3x4 büyüklünde bizdeki bakkallara benzer dükkanlar var. Bakkal, telefon kontör satanlar, berberler, inşaat malzemesi satıcıları ve açıkta et pişirip satan küçük dükkanlar hep yol kenarlarında. İçerilerde bakkal bulmak imkânsız. Ülkede büyük market bir tane varmış ona da gidiş amacımızı tamamlayabilmeye zaman bulamadığımız için gidemedik. Ülkede kredi kartı kullanılmıyor. Daha doğrusu ülkede banka yok. Oteli yabancıları korumak için silahlı askerler bekliyor.

            Biz Türkler çok seviliyor. Araçla geçerken “Türki Türki “ diye sesleniyorlar. Gittiğimiz bir köyde liderimiz Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili takdirlerini belirten kişilere de rastladık. Liderimiz ümmetin lideri olma yolunda olduğuna inanıyorum. Bunu gittiğim her İslam ülkesinde duydum gördüm. Cumhurbaşkanımızdan bu ülkelerin kalkınması için projeler hazırlayacak heyetler göndermesini talep ediyorum. Önce yol sonra proje sonra yatırım.

            Eğitim yok. Bir ağaç altında mahalle çocuklarını başına toplayan daha önce eğitim almış birisi ( maaşlı falan değil ) tarafından eğitiliyorlar. Sert ağaç gövdelerinden yapılan 2 cm. kalınlığında çocukların taşıyabileceği büyüklük 20x40 cm ebadında tahta parçasından defterleri var. Silinebilen bir mürekkep ve dividle harfleri, ayetleri yazıp öğretiyorlar. Ben hiçbir öğrencide defter görmedim. Çok okul olmadığını biliyorum. Okullarda nasıl dediğim gibi görme fırsatı olmadı. Son gün gitmeyi planlamıştık. O gün çok şiddetli bir muson yağmuru yağdı. Her taraf göl oldu. Nerede ise arazide kalıyorduk. Daha önce bir kuyu açılışına araç yola su biriktiği için gidemedi biz motorsikletlerle gittik.

            Çok çocuk var. Dağıtılan bir şekere, ekmeğe, yemeğe ihtiyaçları olduğu gibi eğitime de çok ihtiyaçları var. En büyük sorun ulaşım. Şehrin her tarafı kilometrelerce gecekondu. Araç yok. Hiç otobüs görmedim. Kamyonet, kamyon ve motorsiklet. Tek tük bizim eski tip dolmuşlarda var.  Öğrenciyi bu yollarda taşımak imkânsız. Dağınık olduğu için okullaşma da zor. O yüzden proje lazım. Küçük mescit ve okul görevini yapacak yapılardan oluşacak bir eğitim sistemi olabilir.

            Başta Yozgat İnfak derneği olmak üzere bölgede onlarca güneş enerjisi sistemi ile çalışan su kuyuları oluşturuluyor. Binlerce tulumba sistemi ile oluşturulmuş su kuyusu da yapılmış. Bu insanların balık tutmayı da öğrenmesi lazım. Yozgat İnfak Derneği bu amaçla bir dişi bir erkek keçiyi mahalledeki muhtaç ailelere bağış yaparak dişinin sütünden ve çoğalarak da aile geçimine yardımcı olmaya çalışıyor.

            Ülkede içerisine 20 -30 cemaat alabilecek büyüklükte çok sayıda mescit var. Allah’a şükür hiçbir mescitte namaz vaktinde yer bulmak imkânsız. Mescide çocuklarda gelip namazını kılıyor. Kadınların namaz kıldığını uzak bölgeden gelirken yatsı namazında duran araçtan inen kadınlar mescidin dışında oturarak namaz kılarken gördüm. Kadınlar daima baş örtülü. Biz karşıdan araçla gelirken dahi elbiselerini ucu ile yüzlerini kapatıyorlar. Biz de derler ya kadına bir kere bakacaksın ikinci bakarsan haram olur diye. Burada tam uygulamasını buluyor. Asla resimlerini çektirmiyorlar. Hatta Pazar yerini çeken bir arkadaşımız o sırada yerde oturan kadınları da çektiği için nerede ise telefonundan oluyordu. Polis aracı durdurup bakmak istedi. Allah’tan tercümanımız Türkiye’de okuyan bir Çad’lı idi ve polisi ikna etti. Her mescitte içlerinden birisi imam oluyor ve namaz kıldırıyor. Ben çocukken Cuma’da hoca minbere çıkınca ezan okuyacak kimse bulunmadığı için inip ezan okuyup tekrar minbere çıkmıştı. Kıraatları da dilleri arapça olduğu için çok doğru.

            Allah’a şükür yokluk içerisinde olsa da haline şükreden, dinine son derece bağlı, ümmet bilincinde bir nesil var. Bizim giden insanlarımızın da yardım ederken son derece dikkatli davranması gerek. Rencide etmeden üstünlük taslamadan kardeş bilinci ile hareket etmesi lazım. Bizim batılı sömürgeciler gibi olmadığımızı anlamalılar. Allah cennetinde bizleri bu cennetlik insanlarla birlikte haşır etmeyi nasip eder inşallah. Bizlere elimizdeki nimetleri nereye harcadığımızın hesabını verebilecek kullarından eylemesi en büyük dileğimiz olmalı. Bizim ülkemiz oralara göre cennet. Biz nankörlük etmez isek rabbimin hoşuna gider. Yoksa bizi önceki ümmetlere olduğu gibi öyle bir cezalandırır ki farkına bile varmayız.

            Yazı çok uzadı farkındayım. Ancak Çad şart değil Uganda, Tanzanya, Somali ve Afrika’nın diğer ülkelerinde de farklı bir durum olduğunu zannetmiyorum. Afrika bizi bekliyor, ümmet  bizi bekliyor, insanlık bu Siyonist sömürü düzeninden kurtulmak için sizi bekliyor. Hamal ipin hesabını verememiş siz bilgilerinizin, mallarınızın hesabını verebilecek misiniz?

            Allah’a emanet olunuz.

 

                                                                                                          Av. Mustafa İlhan

           

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz