Kudüs Ana Haber

UYUŞTURUCUNUN KARANLIĞINDAN ÇIKIŞ: MALCOLM X’İN HİKÂYESİ

DR. OSMAN UTKAN2 Ekim 202611:1910
UYUŞTURUCUNUN KARANLIĞINDAN ÇIKIŞ: MALCOLM X’İN HİKÂYESİ

UYUŞTURUCUNUN KARANLIĞINDAN ÇIKIŞ: MALCOLM X’İN HİKÂYESİ

Bazı insanların hayatında öyle kırılma noktaları vardır ki, insan geçmişteki kişiyle bugünkü kişi arasındaki farkı gördüğünde aynı insandan söz edildiğine inanmakta zorlanır. Malcolm X’in hayatı da böyle bir dönüşümün çarpıcı örneklerinden biridir. 1925 yılında Malcolm Little adıyla dünyaya gelen Malcolm X, çocukluğunu yoksulluk, ırkçılık ve ailevi travmaların gölgesinde geçirdi. Babasının ölümünün ardından ailesinin parçalanması ve annesinin hastaneye yatırılması onun hayatını derinden etkiledi. Genç yaşta okuldan ayrılarak Boston ve ardından New York’a gitti; Harlem’de suç, uyuşturucu ve sokak hayatının içine sürüklendi. 1946 yılında hırsızlık suçundan hapse girdiğinde henüz 21 yaşındaydı. Hapishanede geçirdiği yıllar ise onun hayatının en büyük dönüşümünün başlangıcı oldu.

Malcolm X’in gençlik yılları anlatılırken çoğu zaman daha sonra ortaya çıkan güçlü hatip, düşünür ve aktivist kimliği öne çıkarılır. Oysa onun hayatının önemli bir bölümü, bugün uyuşturucu bağımlılığı dediğimiz ağır bir sorunun içerisinde geçti. Harlem’de bulunduğu yıllarda uyuşturucu kullandı, uyuşturucu ticaretinin ve suç çevresinin içinde yer aldı.

Malcolm, Harlem’de "Detroit Red" lakabıyla bilinirken ayakta kalabilmek ve yaptığı soygunlar sırasında korkusunu yenip cesaret toplamak için kokain kullanmaya başladı. Kısa sürede esrar, eroin, kokain ve afyon (opium) dâhil bulabildiği her türlü ağır maddeyi tüketen bir bağımlıya dönüştü. Kendi geçmişini sonradan anlatırken bu dönemi saklamadı. Tam tersine, geçmişteki hayatını bütün karanlığıyla ortaya koydu. Çünkü onun hikâyesinde asıl dikkat çekici olan, uyuşturucuyla tanışmış olması kadar, o hayattan çıkabilmiş olmasıydı.

O karanlık günleri şu sözlerle anlatır: "Uyuşturucular hayatımın kanı canı olmuştu artık. Öyle bir duruma gelmiştim ki, her gün çok miktarda esrarlı sigara ya da kokain kullanarak, hatta bazen ikisini birden içerek her türlü dertten, her türlü endişeden sıyrılıp gidiyordum. Kendi tabutumun üzerinde yürüdüğüm bir noktaya gelmiştim."

1946 yılında hapse girdiğinde uyuşturucudan ve sokak hayatından kopmak zorunda kaldı. Hapishanenin ilk dönemleri onun için kolay değildi. Öfke, yoksunluk ve büyük bir iç çatışma yaşadı. Uyuşturucu kullanamadığı için yoksunluk krizi yaşayan ve çılgına dönen Malcolm X’in davranışları nedeniyle “Satan”, yani “Şeytan” lakabıyla anılmaya başladı.

Bazen büyük sıkıntılar, büyük ferahlamaların da habercisi olabilmektedir. Yani hapishane büyük sıkıntıları beraberinde getirdiği gibi, aynı hapishane kısa süre sonra onun için bambaşka bir anlam taşıyacaktı. Kardeşlerinden gelen mektuplar ve özellikle Reginald’ın etkisiyle Nation of Islam’ın düşünceleriyle tanıştı. Malcolm X’in hayatındaki dönüşümün önemli bir parçası da burada başladı.

Uyuşturucu ile mücadelede insanın güvendiği, inandığı dostlarının ve yakınlarının olması büyük bir önem taşımaktadır. Sadece uyuşturucu ile mücadelede değil, hayatın her anında insanın sıkıntılarını atlatması için samimi dostlara ihtiyacı vardır. Kardeşinin telkinleri ve tavsiyeleri sonucunda Malcolm X hem uyuşturucuyu bırakıyor hem de İslam dinini kabul ediyor.

Burada uyuşturucuyu bırakmasında en büyük faktör muhakkak ki İslam’ı seçmiş olmasıdır. İslam’ın bütün zararlı bağımlılıkları yasaklaması, onun uyuşturucuyu bırakmasında yardımcı olmuştur. Bağımlılıklarla mücadelede birçok yol ve yöntem vardır. Ama bunların içerisinde en önemli yere sahip olan şeyin inanç ve maneviyat olduğunu düşünüyorum. Manevi destek olmadan bu zorlu bağımlılık süreçlerinden kurtulmak zorlaşmaktadır.

Uyuşturucudan uzaklaşması yalnızca bir maddenin bırakılması değildi. Malcolm X, hayatının yönünü değiştirmeye başladı. Sigara ve uyuşturucu alışkanlıklarından vazgeçti; ardından zamanını okumaya ve kendisini geliştirmeye ayırdı. Hapishane kütüphanesinde yoğun biçimde okumaya başladı, hatta kelime hazinesini geliştirmek amacıyla sözlük üzerinde çalıştı. Daha sonra kendi hayatını anlatırken hapishane yıllarındaki bu okuma döneminin düşünsel dönüşümünde büyük rol oynadığını belirtti.

Zihinsel ve Fiziksel Arınma: İslam Milleti (Nation of Islam) öğretileriyle tanıştıktan sonra uyuşturucuyu bıraktığı anı ve vücudunun temizlenme sürecini anlatır. Uyuşturucunun zihnini nasıl uyuşturduğunu ve bağımlılıktan kurtulduğunda kafasının ilk kez ne kadar net çalıştığını fark ettiğini yazar. Uyuşturucuyu bıraktıktan sonra ortaya çıkan enerjisini tamamen okumaya verdiğini belirtir. Kitapta, kelime hazinesini geliştirmek için koca bir sözlüğü baştan sona el yazısıyla deftere nasıl kopyaladığını ve günde 15 saat kitap okuduğunu detaylandırır.

Burada üzerinde durulması gereken husus “Tabiat boşluk kabul etmez.” ilkesidir. Bu nedenle Malcolm X, kendi anlamlı ve nitelikli işlerle uğraşmak kaydıyla hayatına güzellik katmaya başlamıştır. Bir başka ifadeyle, uyuşturucunun hayatından çıkardığı boşluğu bu kez kitaplarla, düşünceyle ve öğrenmeyle doldurmuştur.

Bu anlamda gençlerimizi faydalı etkinliklere yönlendirerek onları koruyabiliriz. Bizler buna ‘proaktif yaklaşım’ diyoruz. Yani önleyici çalışmalar da diyebiliriz. Hayatımızda oluşan boşlukları uyuşturucuyla değil, okumayla, inançla, disiplinle ve kendisine yeni bir hayat amacı oluşturarak doldurmamız gerekiyor.

Hapishaneden çıktıktan sonra Malcolm X, Nation of Islam içerisinde hızla yükseldi ve kısa zamanda Amerika’nın en dikkat çeken siyah liderlerinden biri hâline geldi. 1950’li ve 1960’lı yıllarda güçlü hitabetiyle geniş kitlelere ulaştı. Daha sonra Nation of Islam’dan ayrıldı, Mekke’ye yaptığı hac ziyaretinin ardından düşüncelerinde önemli değişiklikler yaşadı ve İslam anlayışını yeniden değerlendirdi. 1965 yılında şehit düştüğünde henüz 39 yaşındaydı.

Malcolm X’in uyuşturucuyla mücadelesi açısından asıl önemli nokta ise kendi geçmişini unutmuş olması değil, tam tersine geçmişinden ders çıkarmasıdır. Bir dönem uyuşturucu kullanan, suç işleyen ve sokak hayatının içerisinde yaşayan Malcolm X, daha sonra uyuşturucu kullanan insanların karşısına geçmişi olmayan bir ahlâk öğretmeni olarak çıkmadı. O dünyanın nasıl bir yer olduğunu biliyordu. Bağımlılığın insanın iradesini, ilişkilerini, geleceğini ve hatta kendisine bakışını nasıl değiştirebildiğini kendi hayatında yaşamıştı.

“Damdan düşenin hâlini en iyi damdan düşen anlar.” derler. Kendisi uyuşturucudan kurtulduktan sonra uyuşturucu batağına saplanmış olan insanlar için faaliyetler yürütmeye başladı. Şehit düştüğü güne kadar bu mücadelesini sürdürmüştür. Bugün uyuşturucuyla mücadele ederken belki de Malcolm X’in hayatından çıkarılabilecek en önemli derslerden biri budur. Bir insanı yalnızca bağımlılığından kurtarmaya çalışmak yetmez. Onun yeniden hayata bağlanmasına, bir amaç edinmesine, kendisini değerli hissetmesine ve geleceğe dair bir hikâye kurmasına da yardımcı olmak gerekir.

 

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz