MEHMET FATİH TOSUN

MÜSLÜMANSIN… ÖYLE DEĞİL Mİ? -YENİ-

MÜSLÜMANSIN… ÖYLE DEĞİL Mİ?

(Bu yazı, önce kendime.)

Dalgınsın…
Evet hocam. Herkes bir şey söylüyor. Deizm, ateizm artıyormuş. Bizim çocuk da değişik sorular soruyormuş annesine. Garip yani… Biz Müslüman aileyiz sonuçta.

Sen Müslüman mısın?
Ne demek hocam! Elhamdürillah Müslümanım. (O “r” bilinçli.)
İslam’ın şartlarını sayar mısın?
— Sayarım tabii… Bir dakika… Beş miydi, altı mıydı?

Beş olan İslam’ın, altı olan imanın şartları.
— Tamam…
Namaz…
Oruç…
Hac…
Zekât…
Bir de… şehadet vardı galiba(?)

Kelime-i Şehadet. Nasıl söylendiğini sormuyorum.
Peki, namaz kılıyor musun?
— Hayır.
Oruç?
— Tutamıyorum. Açlık neyse de, susuzluk zor. Bir de sigara var… Zaten din kolaylık dini değil mi?(!)

Sağlığın yerinde, imkânın var. Hacca niyetin?
— Araplara para mı bırakayım! O parayı burada fakire veririm, daha sevap(?)

Peki… Zekât?
— Malım var ama kolay kazanmadım. Öyle kırkta bir hesabı bana ters. Arada yardım ediyorum işte.

Kur’an okur musun?
— Okumayı bilmiyorum. Arapçası zaten anlaşılmıyor(?). Türkçesine de vakit yok.

Yalan söyler misin?
— Bu devirde söylemeyen mi var?
Gıybet?
— (Gülüyor…) Gün içinde kaç kişiyi çekiştiriyoruz, sen düşün.

Faiz?
— Mecbur. Yoksa para erir. Çoluk çocuk var(!)

İçki?
— Arada… Ortama göre.
Kumar?
— O kumar değil ya! Arkadaş arasında… Yemeğine, hesabına…

İddia, loto?
— Yasal hocam, devlet izin vermiş(?)

Tesettür?
— Herkesin tercihi. Ama çarşaf, peçe falan… Bu çağda olmaz.

Namahreme bakar mısın?
— Bakmam desem yalan. Zaten bazıları bakılsın diye giyiniyor. Erkek adamız… Ayda yılda bir kaçamak da mı olmasın(!)

Zina?
— O kadar da değil hocam! Küçük kaçamak işte… Abartma artık, ahiret sorgusu gibi oldu.

Anladım…

Namaz yok.
Oruç yok.
Zekât eksik.
Hac yok.
Kur’an yok.
Ama;
Yalan var.
Gıybet var.
Faiz var.
İçki var.
Kumar var.
Harama bakış var…
Zina var…

Şimdi dur ve düşün:
Bütün bunları yaşayan sen…
Çocuğuna neyi anlatıyorsun?
Neyi temsil ediyorsun?
Müslümansın, öyle değil mi?

……………………..

Gençler sorguluyor.
Çünkü gördükleriyle söylenenler uyuşmuyor.
“Yap” denilen yapılmıyor,
“Günah” denilen normalleşiyor.

Bugün asıl sorun dine saldıranlar değil yalnızca;
Dini savunduğunu söyleyip yaşamayanlar.

Bu yazımın da ilham kaynağı, Kayseri Üniversitesi Develi İlahiyat Fakültesi’nden kıymetli hocam Doç. Dr. Yasin İpek, “Türkiye’de Gençlik ve Din” programında çok net söylüyordu:

“Gençlik dini, geçmişten gelen kurallar dizisi olarak değil bugününü ve yarınını aydınlatacak bir kılavuz olarak görmek istiyor. Çünkü gittikçe küçülen bu dünyada aklına yatmayan hiçbir şeyi yaşamak istemiyor.
Nedenini soruyor.
Biz, yaşadığımız dinle rol model olamazsak, anlattığımız hiçbir şey tutmaz.”

Bu yazı kimseyi taşlamak için değil.
Bir aynadır.
İlk bakan da benim.

Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi:

“Müslümanlık görünmek değil, olmaktır.”

Ahlaksızlığın özgürlük,
haramın normal,
tesettürsüzlüğün medeniyet diye sunulduğu bir çağdayız.

Bu çağda gençlere nutuk değil;
tutarlılık,
samimiyet,
yaşanmış bir iman lazım.

Taklit eden değil,
neden inandığını bilen,
sorgulayan ama kopmayan bir nesil için…

Allah (cc) hepimizi şuurlu Müslümanlardan eylesin.
Âmin.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri