- 01 Ocak 2026 - KARDEÞ OLMANIN SORUMLULUÐU
- 25 Aralýk 2025 - GERÝYE NASIL DÖNSEK?
- 24 Aralýk 2025 - TÖVBE SEFERBERLÝÐÝ
- 08 Aralýk 2025 - HORASAN’DAN BÝR NEFES
- 03 Aralýk 2025 - KURBAN OLMANIN ATEÞÝ
- 19 Kasým 2025 - ÝLK KÝM ALACAK?
- 04 Kasým 2025 - ÇÝLEKEÞ BÝR MÜSLÜMANIN GÖZYAÞLARINI GÖRMEK
- 30 Ekim 2025 - KORKTUM AMA ÖÐRENDÝM
- 25 Ekim 2025 - MODERN ÝNSANIN ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI
- 16 Ekim 2025 - ONLARIN SINAVI / BÝZÝM SINAVIMIZ
- 02 Ekim 2025 - SUMUD FÝLOSU GAZÝLERÝNE SELAM VE HASRETLE…
- 24 Eylül 2025 - FÝTNE ATEÞÝ
- 07 Eylül 2025 - SÜKÛNET DERSÝ / DERDÝ
- 28 Aðustos 2025 - BABAM…
- 25 Aðustos 2025 - MURDAR ÖLMEMEK ÝÇÝN
- 18 Haziran 2025 - VAHÝY DEVAM EDÝYOR
- 11 Haziran 2025 - TÝTANÝK’TE MÜSLÜMAN OLMAK / MÜSLÜMAN KALMAK
- 23 Mayýs 2025 - MÜSLÜMANIN AYRILMA AHLAKI
- 14 Mayýs 2025 - NEREDE HATA YAPIYORUZ?
- 01 Mayýs 2025 - ASIL YARIÞ BURADA
- 11 Nisan 2025 - ÇAÐDAÞ ZÜLBÝCÂDEYN
- 09 Nisan 2025 - KISKANMA HAKKIMI KULLANMAK ÝSTÝYORUM
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESÝNDE ÝTÝKÂF
- 07 Ocak 2025 - ZORLA DÖNÜNCE MÝ?
- 25 Aralýk 2024 - GASSAL ELÝNDE MEYYÝT
- 17 Aralýk 2024 - GÜNEÞ GÖZLÜÐÜ
- 09 Aralýk 2024 - HAZIR OLMAYANLAR ÝÇÝN
- 03 Aralýk 2024 - BÝR TUTAM PÝÞMANLIK
- 26 Kasým 2024 - CAMÝ VE ÇOCUK SESÝ
- 22 Kasým 2024 - NE SAÐLAM BÝR ÇINARDI
- 06 Haziran 2024 - BÝR GÜNDE ÝKÝ SABAH NAMAZI
- 23 Mayýs 2024 - ÝRAN’DA HELÝKOPTERÝ KÝM MÝ DÜÞÜRDÜ?
HAÞÝM AKIN
KUSURSUZ BÝR CENAZE
KUSURSUZ BÝR CENAZE
Ah bir imkân bulsaydý söyleyeceði o kadar çok þey vardý ki… Elbette son piþmanlýk fayda vermiyordu. Aslýnda o söylemek istediklerini kendisi için söylemeyecekti. Durmadan üzerine çöken amellerinin neticesinden, kendisini nelerin beklediðini anlamýþtý. Kendisinin amel defterinin kapandýðýný biliyordu. Amel defterini açýk býraktýracak bir hazýrlýðý da yoktu. Bu karanlýk kabrin içinde yalnýz baþýna kalacaktý. Burada ona rahat bir hayatý hediye edecek salih amelleri de yoktu. Bunu inkâr etmenin faydasý kalmamýþtý. Az sonra evlatlarý ve ailesi ayrýlýp gidecekti. Hem de dünya ve dünyalýða ait her þeyi alýp gideceklerdi. Yukarýda yeni bir kavga ve yarýþ baþlayacaktý. Kýsa sürede onun ölümü unutulacak, “ölenle ölünmüyor ki kardeþim!” deyip hýrsla sarýlacaklardý.
Bunu bildiði için onlara sesini duyurmak istedi. Bir an çektiði acýlarý unuttu ve yukarýda okunan Yasin suresine kulak verdi. Ne de güzel þeyler söylüyordu. Hayattayken kulak vermediðine öyle piþman olmuþtu ki… Babasý ölünce de evinde günlerce okunmasýný istemiþti. Evinde okunmuþtu ama anlamamýþ, kalbine ve hayatýna ondan bir þeyler yansýtamamýþtý. Þimdi çok farklý ve geri dönülmez bir yerdeydi. Mesela bir ayette þöyle deniyordu kitabýn sahibi; “Yine onlara, “Allah’ýn size bahþettiði nimetlerden bir kýsmýný yoksullar için harcayýn!” denildiði zaman, hakikati inkâr edenler, inananlara þöyle derler: “Allah’ýn dileseydi doyurabileceði —fakat doyurmadýðý— kimseleri biz mi doyuracaðýz? Allah fakir edecek, biz besleyeceðiz, öyle mi? Allah onlara vermemiþken bize ne oluyor? Biz daha mý merhametli, daha mý adaletliyiz? Ey Müslümanlar, siz düpedüz yanlýþ bir yoldasýnýz!” derler.” (Yasin 47) Sanki tam da kendisini tarif ediyordu. Sadece kendisi deðildi. Çevresinde bu tanýma uyan ne de çok arkadaþý vardý.Yasin suresi okuyup da bu ayetlere kulak týkamak ne kadar da büyük bir ahmaklýktý.
Ayeti duyunca acý acý gülümsedi. Öyle bir gülümsemeydi ki kalbine ok gibi saplanmýþtý. Çünkü kendisi de ayný hatayý yapmýþtý. “Ben çalýþtým ben kazandým” demiþti. “Madem Allah bu garipleri doyurmak istiyor onun hazinesinde çok. Bana ihtiyacý yok ki… Onlara bol bol verseydi ya” demiþti. Þimdi baðýrdý kabrinden yukarýya “Vallahi öyle deðil! Vallahi bildikleriniz yanlýþ! Gittiðiniz yol yanlýþ! Ama benim bu yanlýþý anladýðým yer, dönüþü olmayan bir nokta. Þimdi anlamýþ olmamýn kimseye bir faydasý yok artýk. Ne olur dinleyin Allah'ýn emirlerini…” ama ne sesi ne nefesi kimsenin kulaðýna eriþmiyordu.
Onlar ölülerin sözünü dinlemezdi ama dirilerin sözünü de dinlemiyordu. Kendisi de dinlememiþti vaktiyle. Herkesin kendi nefsine uyduðu, arzularýna takýlýp yürüdüðü ve hevasýný putlaþtýrdýðý bir dünyada “Allah’ýn ayetlerine kulak verin!” cümlesini kimse duyamýyordu. Þeytana suç bulmak geçti içinden ama vaz geçti. “Sanki þeytan bana zorla mý yaptýrdý? Ben hakkýn yolunda olmak istesem þeytan bana ne yapabilirdi ki?” diye mýrýldandý ve vaz geçti.
“(Mahþerde:) "Ey suçlu-günahkârlar, bugün siz (artýk Müminlerden ayrýlýp) bir yana çekilin!" (diye horlanacaklardýr.) (Yasin 59) ayetini dinleyince beyninden vurulmuþa döndü. Zira ayrýlmýþlardý zaten onlardan. “Dünya yaþamýnda gönlümüzü ayýrmýþtýk müminlerden. Gözümüzü ayýrmýþtýk, yaþantýmýzý ayýrmýþtýk, göz göze bile gelmekten kaçýnýrdýk… Mahallemiz, evimiz, iþimiz ve her þeyimiz ayrýydý. Þimdi bizim unutup onlarýn hatýrladýðý Allah'ýn huzurundan kovularak Müslümanlardan ayrýlacaðýz öyle mi?” dedi. Yalvaran ama umuttan uzak bir sesle; “Ben buraya döndüm artýk. Keþke siz ölmeden önce hazýrlýk yapsaydýnýz. Sonra piþman olmasaydýnýz” diye çýrpýndý.
O sevdiklerine mesaj yollamanýn ve ayný piþmanlýðý yaþamaktan korumaya çalýþmanýn derdindeydi ama yerin üzerinde baþka hesaplar, baþka hazýrlýklar vardý. Kabirden eve dönülecek, taziyeler kabul edilecek, gelen misafirlere yemek ikram edilecekti. Bir yanda acýlarý varken öbür yanýnda “ele güne karþý rezil olmamak!” için her þeyin kusursuz olmasý isteniliyordu. Durmadan birilerine talimatlar yaðdýrýlýyordu. Hem de ölenin ruhu için(!) yenilecekti. Dünyada yedirmediði yemeði öldükten sonra çocuklarý yakýnýnda bulduðu üç beþ zengine ve akrabaya yedirince sanki ölenin cennete gideceðini inanmýþlardý. Gerçi þimdi fakirleri nasýl arayacaklardý? Tüm hayatlarý uzaktý onlardan. “Sosyal hayat ve sosyal çevre” diye uyutmuþlardý kendilerini. Ah bu insanlar! Allah'tan korktuklarýndan daha çok korkuyordu çevrelerinden. Baþkalarýnýn deðer yargýlarýný Allah'ýn rýzasýndan daha çok ön plana koyunca ne de komik oluyorlardý…
Gözünde dayanýlmaz bir sýzý hissetti. Neler oluyor diye doðrulmak istedi ama ona gücü yetmedi. Ýzin de verilmedi. Burada doðrulmak da yokmuþ. Neler oluyor derken cevap gecikmedi. “Dünyadaki kaçamak bakýþlarýnýn karþýlýðý bunlar. Harama karþý koruyamadýðýn gözlerin bunu çekecek artýk.” Piþmanlýðýn boðazýna attýðý düðümü yutkunmadan kulaklarýnda baþladý baþka bir iþkence. “Bu da iþitmekten kaçamadýðým günahlarým için mi?” dedi. Hele kalbine çöken bir acý vardý ki onun tarifi hiç mümkün deðildi.
Günahlarýn bedeli ödenecekmiþ. Ne de kolaydý konuþuvermek, bakývermek, tutuvermek, itivermek… Kabir hayatýnda azap olarak kendisini baþka nelerin beklediðini bilemeden sustu.



Henüz Yorum yok