MEHMET FATÝH TOSUN

GÖRÜNTÜ ÇAÐINDA BASÝRET

GÖRÜNTÜ ÇAÐINDA BASÝRET

Yazýlarým baþta nefsimedir.

“Ya olduðun gibi görün ya da göründüðün gibi ol.”
Hz. Mevlânâ’nýn bu sözü, sanki yüzyýllar öncesinden bugünün sosyal medya çaðýný tarif ediyor. Çünkü hiç bu kadar; görünen ama olmayan, konuþan ama yapmayan, poz veren ama taþýmayan bir dönem yaþamamýþtýk.

Þöyle bir bakýn vitrindeki bazý profillere…
Hýrsýzlar kul hakký savunucusu,
Bölücüler demokrasi âþýðý,
Namazla ilgisi olmayanlar “hoca”,
Arapça bilmeyenler “Kur’an mealcisi”,
Þantajcýlar ve montajcýlar adalet daðýtýcýsý,
Bakkala gitmeye üþenenler maraton koþucusu,
Torpille yükselenler liyakat tellalý,
Ayyaþlar alkol düþmaný,
Ahlaktan nasibini almamýþ olanlar ahlak abidesi…

Bu tabloya bakýp da þaþýrmayan var mý?
Peki ya ibret alan?

Mesele yalnýzca sosyal medya mý? Keþke öyle olsaydý.
Asýl felaket, bu sahte kimliklerin kimi zaman gerçek hayatta da karþýlýk bulmasý.

Ýnsan vitrinde deðil, yük altýnda tanýnýr.

Basiretten mahrumsak, görüntüye aldanýp gerçeði ayýrt edemiyorsak;
hýrsýzý, arsýzý, uðursuzu “adam” yerine koyuyor,
onlara alan açýyor,
yetmiyor, farkýnda olmadan onlarýn vebaline de ortak oluyoruz.

Hemen hepimizin gördüðü bir manzara:
Makamý dolduramayan ama referansý bol biri…
Yetkinliði tartýþmalý olduðu hâlde “birilerinin adamý” diye hýzla yükseltilen bir isim…
Vitrini parlak, içi boþ bir “görev süsü”…”vitrin güzeli”…

Þimdi asýl soruya gelelim.
Kendimize dürüstçe sormamýz gereken soruya:

Biz birine referans olurken neyi referans alýyoruz?
Ahlâkýný mý?
Liyakatini mi?
Emeðini mi?
Yoksa sadece “bizden” olmasýný mý?
Ya da daha kötüsü, “kullanýþlý” olmasýný mý?

Gerçek kimliðini araþtýrmadan,
söylemiyle eylemi örtüþüyor mu bakmadan,
yalnýzca vitrini hoþumuza gitti diye birilerinin önünü açýyorsak;
makam, mevki, yetki saðlýyorsak;
þunu bilmek zorundayýz:

O koltuða yanlýþ birini oturtmanýn bedeli, yalnýzca bugünün deðil, yarýnýn da hesabýdýr.

Sivil toplumda, bürokraside, karar mekanizmalarýnda bulunan sayýn referans mercileri…
Omuzlarýnýzdaki yük sandýðýnýzdan aðýrdýr.
Sorumluluðunuz yalnýzca bugünün milyonlarýna deðil,
yarýnýn Türkiye’sine karþýdýr.

Liyakatsiz olduðu hâlde “aslan” diye sunulan çakallarýn önünü açtýysanýz,
bilerek ya da umursamayarak bir yanlýþý büyüttüyseniz;
vay halinize…

Çünkü bu ülkede bazen bir yanlýþ referans, bin doðruyu susturur.

Aldanmaya bu kadar müsait olduðumuz bu görüntü çaðýnda,
bize lazým olan þey daha fazla slogan deðil,
daha fazla vitrin deðil,
basirettir.

Sosyal medyada zaman zaman paylaþtýðým, ironi yüklü þu duayla bitireyim:

Ya Rabbi; bizleri en az sosyal medyada göründüðümüz kadar devletçi, iman sahibi, vatansever, milliyetperver ve ahlaklý eyle.
Ve bizlere, bu “görüntü çaðýnda”,
Hz. Mevlânâ’nýn öðüdünü unutmadan yaþayacak basireti nasip eyle. Âmin.

Henüz Yorum yok

Ýlk yorumu siz yazýn.

Yorum Býrakýn

E-Mail adresiniz yayýnlanmaz.







Yazarýn Diðer Makaleleri