MAZERETİMİZ OLSUN!
MAZERETİMİZ OLSUN!
Ashab-ı Sebt diye bilinen Yahudi topluluğu ile ilgili hadisede Allah (cc) özelde Efendimiz Aleyhisselam döneminde yaşayan Yahudilere genelde ise bütün insanlığa hitaben bir olay karşısında toplumun düşünce ve davranış olarak nasıl tavır alacağını; yasakları çiğneyen bir topluluğa karşı nasıl davranılması gerektiğini bize öğretmiştir.
Allah (cc) bu olayla ilgili Allah (cc) Araf Suresi'nde şöyle buyurmuştur:
“İçlerinden bir topluluk, “Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azapla cezalandıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz sanki!” deyince onlar, “Rabbiniz katında bir mazeretimiz olsun diye; bir de sakınıp çekinirler ümidiyle” şeklinde cevap verdiler.” (Araf, 164)
Bu ayetten öğreniyoruz ki bu topluluk üç kısma ayrılıyor. İlki Cumartesi yasağını çiğneyip av yapanlar. İkincisi uyaranlara karşı “Allah'ın (cc) zaten azap edeceği topluluğu niçin uyarıyorsunuz?” deyip küçümseyenler. Üçüncüsü ise; Ahiret’te Allah’a (cc) bir mazeret sunalım diye ve aynı zamanda onları yaptıkları yanlıştan döndürme niyetiyle yasağı çiğneyenleri uyaranlar.
Efendimiz Aleyhisselam ise bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman 78, Tirmizi, Fiten 11, Nesâî, İman 17)
Bu ayet ve hadis bize bir kötülük ve zulüm ile karşılaştığımızda nasıl davranacağımızı öğretiyor.
Gazze’de ve dünyanın dört bir tarafında Müslümanlara yönelik yıllalardır devam eden ve üç yıldır daha da azgınlaşan zulüm ve katliam ile ilgili nasıl bir tutum sergilediğimizi fert ve ümmet olarak sorgulamalıyız.
Ashab-ı Sebt hadisesinde olduğu gibi yasakları çiğneyen zalim topluluğu uyarıp ve onlara karşı durup zulmün bitmesi için sorumluluğumuzu yerine getiriyor muyuz? Bu soruyu hepimiz kendimize sormalıyız.
İşin siyasi kanadında olan bir kimsenin sorumluluğu ile diğerlerinin durumu elbette ki aynı değil. Hepimiz kendi imkanlarımız dahilinde Allah’a karşı bir mazeretimiz olsun diye bu sürecin içinde muhakkak olmalıyız.
Cumartesi yasağını çiğneyenleri uyarmayanların akıbeti bilinmiyor. Allah (cc) yasakları çiğneyen ve zulmedenlerin azabının şiddetli olacağını buyuruyor. Müfessirlerin çoğu, başka ayetlerden de yola çıkarak “zaten azaba uğrayacaklar” deyip uyarmayı ve engel olmayı küçümseyenlerin durumunun da Allah’ın (cc) yasağını çiğneyenler gibi olma ihtimalinin olduğunu rivayet ediyorlar.
Rabbim bizlere istikamet, ve şuur ihsan eylesin. Bugüne değin mazlumlara yeterince destek olamadığımız için bizi affeylesin. Bundan sonra daha çok yanlarında olabilmek için imkan ve kuvvet lutfeylesin. Allah’a bir mazeretimiz olması temennisi ve duasıyla...
