Kudüs Ana Haber

KUDÜS GÜNLÜKLERİ –XVI-

MUSTAFA KÜÇÜKTEPE23 Ağustos 202614:020
KUDÜS GÜNLÜKLERİ –XVI-

KUDÜS GÜNLÜKLERİ –XVI-

 

                                                                                                             Mustafa KÜÇÜKTEPE

Emanetin Yolcusu: Yûşa bin Nûn'un İzinde

Ürdün topraklarında yaptığımız yolculuk devam ederken rehberimiz biraz sonra Yuşa bin Nun'un makamına varacağımızı söyledi. Otobüsün camından dışarıya bakarken, çölün sarıya çalan dağları arasında uzayıp giden yollar bana bu coğrafyanın yalnızca taş ve topraktan ibaret olmadığını bir kez daha hatırlattı. Burası, vahyin ayak izlerini taşıyan bir coğrafyaydı. Her tepenin ardında bir kıssa, her vadinin içinde bir dua, her kayanın gölgesinde bir peygamber hatırası saklıydı.

Bir az önce Şuayb'ın makamında, Kur'an'ın bize anlattığı genç Musa'yı düşünmüştüm. O, Mısır'dan tek başına çıkmış, korkusunu Rabbine emanet ederek Medyen'e yürümüştü. Şimdi ise yol bizi onun en sadık yol arkadaşlarından biri olan Yûşa' bin Nûn'un hatırasına götürüyordu. Kur'an'da, Kehf sûresinde anlatılan yolculukta, Hz. Musa'nın "genç yardımcısı" olarak zikredilen kişinin İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından Yûşa' bin Nûn olduğu kabul edilir. O yolculuk, ilmin peşinde yürüyen bir peygamberle sadakatin peşinde yürüyen bir talebenin yolculuğuydu.

Kabrin bulunduğu mekâna yaklaşırken içimde tuhaf bir duygu belirdi. İnsan bazen büyük isimlerin gölgesinde kalan şahsiyetleri yeterince düşünmüyor. Oysa Allah'ın dininin yeryüzünde devam etmesi, yalnızca büyük peygamberlerle değil, onların emanetini omuzlayan sadık yol arkadaşlarıyla mümkün olmuştur. Yuşa bin Nun da böyle bir isimdi. O, yalnızca Hz. Musa'nın yanında yürüyen bir genç değildi; ömrünü vahyin hizmetine adamış, sabırla beklemiş, emanet vakti gelince de ağır yükü omuzlamış bir kuldu.

Makamın bulunduğu yere çıktığımızda etrafı uzun uzun seyrettim. Ufuk çizgisi alabildiğine açıktı. Görünen yerlerin Filistin toprakları olduğunu söyledi rehberimiz. İnsan böyle yerlerde gökyüzünün yeryüzüne daha yakın olduğunu hissediyor. Ama içinde de bir burukluk oluyor…

Uzun bir sandukası vardı Hz. Yuşa’nın. Sessizce Fâtiha okudum, ardından Yâsîn-i Şerîf'i tilâvet ettik. Rehber veya cami görevlisi kim olduğunu çok iyi anlayamadığımız biri Hz. Yuşa hakkında arapça bilgiler verdi.  Kur'an'ın ayetleri taş duvarların arasında yankılanırken, zihnimde hep aynı düşünce dolaşıyordu: Allah, büyük davalarını hiçbir zaman tek bir insanın omuzlarına yüklememiştir. Her peygamber, emaneti kendisinden sonrakine devretmiş; her nesil, bir öncekinin duasını ve mücadelesini devralmıştır.

Musa vaat edilen toprakları uzaktan görmüş, fakat oraya girmesi Allah'ın hikmeti gereği nasip olmamıştı. Onun başladığı yürüyüşü tamamlamak ise Yûşa' bin Nûn'a nasip olmuştu. Bu hakikati düşünürken kendi hayatımı da sorguladım. Bizler de çoğu zaman yaptığımız her işin sonucunu görmek istiyoruz. Hâlbuki Rabbimiz bazen tohumu bize ektiriyor, meyveyi ise bizden sonra gelenlere tattırıyor. Demek ki mühim olan neticeye ulaşmak değil, emanete sadakat gösterebilmekmiş.

Makamdan ayrılırken içimde derin bir huzur vardı. Çünkü o gün bana öğretilen hakikat, yalnızca Yûşa' bin Nûn'un hayatı değildi. Bana öğretilen, insanın kendisini davanın sahibi değil, emanetçisi olarak görmesi gerektiğiydi. Peygamberler bunun en güzel örneğiydi. Hiçbiri başladığı işi kendi adına tamamlamaya çalışmamış; hepsi Allah'ın kendilerine verdiği vazifeyi hakkıyla yerine getirmenin huzuruyla yaşamıştı.

Ürdün yollarında otobüsümüz yeniden hareket ettiğinde geriye baktım. Dağlar sessizdi. Rüzgâr aynı rüzgârdı. Fakat ben artık başka bir şey düşünüyordum. Kudüs'ten başlayan bu yolculuk bana gösteriyordu ki Allah'ın yolunda hiçbir emek kaybolmaz. Bir peygamber başlar, bir başkası tamamlar; bir nesil eker, diğer nesil biçer. İnsan ise sonunda anlar ki kendisine düşen, yolun sahibi olmak değil, o kutlu yolun sadık bir yolcusu olabilmektir.

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

KUDÜS GÜNLÜKLERİ –XVI- - Kudüs Ana Haber