PİS TOPAL

Ali Usta her zamanki gibi sabahın erken saatlerinde dükkânı açmıştı. Günün ilk saatlerinde yapılması gereken işler tamamlandıktan sonra komşu esnaflar ile ara ara kısa sohbetler edilirdi. Dükkânların önündeki iskemlelere oturulur ve değişik konularda konuşulurdu.
Yine öyle bir günde dükkânın önünde otururlarken ayağı aksayan bir genç kız oradan geçiyordu. Kız çok güzeldi. Yüzü gözü yerindeydi ama ayaklarında ciddi bir engel vardı. Ali Usta, bu ilginç durum karşısında komşusu Münir Usta’ya, “Allah’ın işine bakar mısın ağabey! Bu kadar güzel bir kız ama ayaklarında topallık var!”
Münir Usta, “Dur! Sana bu kızın hikâyesini anlatayım.” dedi. Sonrasında özlüce, oldukça ilginç olan bir olay anlattı. Münir Usta, bu kız daha altı yedi yaşlarındayken, çocuklarla oyun oynadığı sırada ve orada oyun oynayan ayağı topal olan bir çocukla kavga ettiğini söyler. Ancak bunu gören bu kızın annesi, engelli çocuğa gelip kızmış. Çocuğa, “Pis topal! Zaten böyle olmasaydın Allah seni bu hâle getirmezdi!” der.
Bu olayları gören ve duyan engelli kızın annesi çocuğunu ağlayarak kavgadan çekip almış. Ama bu olaylar orada kalmamış. Her ne kadar olay orada bitse de Allah’ın katında bitmemiş. “Mazlumun ahı, titretir arşı.” derler ya, öyle olmuş.
Aradan bir ay kadar geçmemiş ki bu sağlam ve sağlıklı kız hastalanmış. Hastaneye götürmüşler. Tedaviler ve tetkikler derken ilaçlar alınmış ve eve gelinmiş. İğne yapılması da gerekiyormuş. Sağlık ocağına gitmişler ve iğneyi yaptırmışlar. O gün olan olmuş, derler.
İğne yanlış yapılmış. Kalçadan yanlış yapılan iğne, siyatik sinire denk gelmiştir. Bu durum bacakta ani güç kaybına, uyuşmaya başlamış. “Düşük ayak” diye ifade edilen bir durum gelişmiş. Bu durum zamanla çocuğun topallamasına yol açmış. O gün bugündür, on yıllardır bu güzeller güzeli kız aksayarak yürüyormuş.
Ali Usta, “İyi de abi! Kızcağızın ne suçu var?” diye sorar. Münir Usta, “O iş öyle değil kardeşim!” der. “Allah’ın adaleti farklı işler. Eğer kadın kendisi sakatlansaydı bu kadar üzülmeyecekti. Kızının engelli olması o kadına çok daha büyük bir eziyettir. Engelli çocuğun annesinin yaşadığını yaşaması daha zordur.” diyerek sözlerini tamamladı.
“Kişi ne yaptıysa mutlaka karşılığını görüyor. Mazlumun ve mağdurun ahı alınmaz, alınmamalı!” diye düşündü Ali Usta.
